Viktorya Londra’sında Bilimkurgu, Gizem ve Süper Güçler
The Nevers, 2021 yılında HBO ekranlarında izleyiciyle buluşan, Viktorya dönemi atmosferini bilimkurgu, fantastik, drama ve gizem unsurlarıyla birleştiren sıra dışı bir televizyon dizisidir. Joss Whedon tarafından geliştirilen yapım, geleneksel süper kahraman anlatılarından farklı olarak olağanüstü yeteneklere sahip insanların toplumdaki konumunu, dönemin sınıfsal yapısını ve bilinmeyen bir güçle karşılaşmanın insan hayatını nasıl değiştirebileceğini ele alır.
11 Nisan 2021’de yayın hayatına başlayan The Nevers, ilk sezonunu 12 bölüm olarak planlamış ve sezonu altışar bölümlük iki kısma ayırmıştır. Ancak yapımın televizyon yolculuğu beklenenden kısa sürmüş, HBO tarafından iptal edilmesinin ardından ikinci altı bölümlük kısım HBO Max’te yayımlanmamıştır. Dizinin 12 bölümünün tamamı daha sonra Tubi üzerinden izleyiciye sunulmuştur.
Bu sıra dışı yayın geçmişine rağmen The Nevers, özellikle atmosferi, kadın karakterleri, yaratıcı güç sistemi ve Viktorya dönemi ile bilimkurguyu bir araya getiren dünyası sayesinde dikkat çekici bir yapım olarak öne çıkar.
Not: Bu inceleme spoiler içermez. Dizinin temel konusu, karakterleri, atmosferi, oyunculukları ve anlatım özellikleri hakkında bilgi verir; önemli olayların sonuçlarını açıklamaz.
The Nevers konusu nedir?
The Nevers, 19. yüzyılın sonlarında Londra’da geçer. Hikâyenin merkezinde “Dokunulmuşlar” olarak adlandırılan bir grup insan bulunur.
Dokunulmuşlar, kendilerine olağanüstü yetenekler kazandıran gizemli bir olayın ardından toplumdan farklılaşmış kişilerdir. Bu yetenekler birbirinden oldukça farklıdır. Bazı Dokunulmuşlar fiziksel olarak sıra dışı özelliklere sahipken bazıları zihinsel yetenekler kazanır.
Kimi karakter geleceğe dair ipuçları görebilir, kimi elektrik enerjisinin yapısını anlayabilir, kimi ateş yaratabilir, kimi ise farklı dilleri olağanüstü biçimde anlayabilir.
Ancak bu güçler her zaman bir armağan değildir.
Viktorya dönemi toplumunun dışına itilen Dokunulmuşlar, kendilerini hem siyasi baskının hem de toplumsal önyargıların ortasında bulur.
Bu insanların önemli bir kısmı, Londra’da kendilerine güvenli bir yaşam alanı sağlayan bir yetimhane çevresinde toplanır. Amalia True ve Penance Adair ise bu topluluğun en önemli isimleri arasındadır.

Viktorya dönemi ile bilimkurgunun buluşması
The Nevers‘in en dikkat çekici özelliklerinden biri, iki farklı türü aynı anlatı içerisinde birleştirmesidir.
Bir tarafta Viktorya dönemi Londra’sının aristokratları, polis teşkilatı, suç dünyası, sınıfsal eşitsizlikleri ve geleneksel toplumsal yapısı vardır.
Diğer tarafta ise olağanüstü güçlere sahip insanlar, gizemli teknolojiler ve insanlığın geleceğini etkileyebilecek bilimkurgu unsurları bulunur.
Bu iki dünyanın birleşimi, dizinin kendine özgü estetiğini oluşturur.
Klasik dönem dizilerinde görmeye alıştığımız kostümler ve tarihi mekânlar, bilimkurgu unsurlarıyla yan yana gelir. Bu nedenle The Nevers, yalnızca dönem dizisi ya da yalnızca süper güç hikâyesi olarak tanımlanamayacak kadar farklı bir yapıya sahiptir.
Amalia True kimdir?
Laura Donnelly’nin canlandırdığı Amalia True, dizinin merkezindeki karakterlerden biridir.
Amalia, Dokunulmuşlar arasında özel bir konuma sahiptir. Geleceğe dair bazı görüntüler ve sezgiler elde edebilmesi, onu diğer karakterlerden ayırır.
Ancak Amalia klasik anlamda kusursuz bir kahraman değildir.
Aksine oldukça karmaşık, dürtüsel, zaman zaman kendine zarar veren ve psikolojik açıdan sorunlar yaşayan bir karakterdir. Buna rağmen Dokunulmuşlar için mücadele etmekten vazgeçmez.
Laura Donnelly’nin performansı, Amalia’nın güçlü ve kırılgan yönlerini aynı anda gösterebilmesi açısından dizinin önemli başarılarından biridir.
Amalia’nın karakter gelişimi, The Nevers‘in kahramanlık anlayışının geleneksel süper kahraman anlatılarından farklı olduğunu da gösterir.
Penance Adair ve yaratıcılık
Ann Skelly’nin canlandırdığı Penance Adair, Amalia’nın en yakın arkadaşıdır.
Penance, Dokunulmuşlar arasında bilim ve yaratıcılık yönüyle öne çıkar. Elektrik enerjisinin modellerini adeta görsel olarak algılayabilmesi, onun icat yapma yeteneğiyle birleşir.
Karakterin en ilginç taraflarından biri, dini inançları ile ilerici düşünceleri aynı kişilikte bir araya getirmesidir.
Penance, teknolojiyi yalnızca bir güç olarak değil, insanların hayatını değiştirebilecek bir araç olarak görür.
Amalia ile arasındaki arkadaşlık ise dizinin duygusal merkezlerinden birini oluşturur.
Lavinia Bidlow
Olivia Williams’ın canlandırdığı Lavinia Bidlow, Dokunulmuşlar için önemli bir destekçidir.
Zengin ve nüfuzlu bir kadın olan Lavinia, Dokunulmuşların yaşadığı yetimhanenin hamiliğini yapar.
Ancak karakterin konumu ilk bakışta göründüğünden daha karmaşıktır.
Lavinia’nın toplumdaki yeri, ekonomik gücü ve Dokunulmuşlara yaklaşımı, dizinin sınıf ve güç ilişkilerini incelemesine yardımcı olur.
Olivia Williams, karakterin sakin ve kontrollü görüntüsünün altında farklı duygular barındırabileceğini hissettiren ölçülü bir performans sergiler.
Hugo Swann
James Norton tarafından canlandırılan Hugo Swann, aristokrat çevrenin sıra dışı karakterlerinden biridir.
Zengin ve ayrıcalıklı bir genç olan Hugo, özel bir kulübün sahibidir ve şantaj konusunda oldukça yeteneklidir.
Karakterin hayat tarzı, dönemin toplumsal normlarıyla sürekli çatışır.
Hugo Swann’ın hikâyeye dahil olması, dizinin yalnızca Dokunulmuşların yaşadığı sorunlara değil, dönemin aristokrat çevrelerine de bakmasını sağlar.
James Norton, karakterin kibirli, eğlenceli ve manipülatif taraflarını başarılı biçimde yansıtır.
Maladie ve Sarah
Amy Manson tarafından canlandırılan Maladie, The Nevers‘in en rahatsız edici ve gizemli karakterlerinden biridir.
Asıl adı Sarah olan Maladie, Dokunulmuşlar arasında yer alan ancak toplumla oldukça sert bir çatışma yaşayan bir karakterdir.
Şiddet içeren eylemleri ve dengesiz davranışları onu diğer Dokunulmuşlardan ayırır.
Ancak dizinin önemli özelliklerinden biri, karakterleri yalnızca “iyi” ve “kötü” şeklinde sınıflandırmamasıdır.
Maladie’nin geçmişi ve yaşadığı travmalar, karakterin davranışlarını anlamaya yönelik daha karmaşık bir çerçeve oluşturur.
Amy Manson’ın performansı, karakterin psikolojik açıdan rahatsız edici yapısını son derece etkili şekilde ortaya koyar.
Bonfire Annie
Rochelle Neil tarafından canlandırılan Annie Carbey, yani Bonfire Annie, Dokunulmuşlar arasında yer alan suçlulardan biridir.
En dikkat çekici özelliği ateş topları oluşturabilmesidir.
Ancak Annie yalnızca sahip olduğu güçle tanımlanan bir karakter değildir. Londra’nın suç dünyasıyla bağlantıları, Dokunulmuşların toplumun farklı kesimleriyle nasıl ilişki kurduğunu gösterir.
Bu karakter, dizinin süper güçleri gündelik yaşamın içine yerleştirme biçiminin iyi örneklerinden biridir.
Dr. Edmund Hague
Denis O’Hare tarafından canlandırılan Dr. Edmund Hague, dizinin en karanlık karakterlerinden biridir.
Dokunulmuşlar üzerinde deneyler gerçekleştiren Hague, olağanüstü yeteneklerin kaynağını ve sınırlarını anlamaya çalışır.
Ancak kullandığı yöntemler son derece acımasızdır.
Bu karakter üzerinden dizi, bilimsel merak ile etik sorumluluk arasındaki çizgiyi sorgular.
Bir bilim insanının insanları yalnızca araştırma nesnesi olarak görmeye başlaması durumunda bilimin sınırlarının ne olması gerektiği sorusu gündeme gelir.

Dokunulmuşlar kimdir?
Dizinin merkezindeki “Dokunulmuşlar”, kendilerine olağanüstü yetenekler kazandıran gizemli olaydan sonra toplumdan farklılaşan insanlardır.
Bu karakterlerin güçleri oldukça çeşitlidir.
Örneğin:
- Amalia True geleceğe dair ipuçları görebilir.
- Penance Adair elektrik enerjisinin modellerini algılayabilir.
- Bonfire Annie ateş topları yaratabilir.
- Myrtle Haplisch konuşulan her dili anlayabilir.
- Harriet Kaur nefesiyle nesneleri cama dönüştürebilir.
- Primrose Chattoway yaklaşık üç metre boyundadır.
- Lucy Best dokunduğu nesneleri parçalayabilir.
- Çevik Jack havada yüzen diskler oluşturabilir.
Bu çeşitlilik, The Nevers‘in güç sistemini ilginç hale getirir.
Dizide güçlerin yalnızca avantaj olarak sunulmaması da önemlidir. Bazı karakterlerin yetenekleri günlük hayatlarını zorlaştırır ve toplumla ilişkilerini karmaşıklaştırır.
The Nevers oyuncu kadrosu
Dizinin oyuncu kadrosu oldukça geniştir.
Başlıca oyuncular arasında:
- Laura Donnelly – Amalia True / Zephyr Alexis Navine
- Ann Skelly – Penance Adair
- Olivia Williams – Lavinia Bidlow
- James Norton – Hugo Swann
- Tom Riley – Augustus “Augie” Bidlow
- Pip Torrens – Lord Gilbert Massen
- Denis O’Hare – Dr. Edmund Hague
- Rochelle Neil – Bonfire Annie
- Amy Manson – Maladie / Sarah
- Zackary Momoh – Dr. Horatio Cousens
- Eleanor Tomlinson – Mary Brighton
- Nick Frost – Dilenci Kral / Declan Orrun
- Elizabeth Berrington – Lucy Best
- Viola Prettejohn – Myrtle Haplisch
- Anna Devlin – Primrose Chattoway
- Kiran Sonia Sawar – Harriet Kaur
- Ben Chaplin – Müfettiş Frank Mundi
- Ella Smith – Desirée Blodgett
yer almaktadır.
Bu geniş kadro, Londra’nın aristokratlarından suç dünyasına, polis teşkilatından Dokunulmuşlara kadar farklı toplumsal grupların hikâyeye dahil edilmesini sağlar.
Frank Mundi ve polis teşkilatı
Ben Chaplin’in canlandırdığı Müfettiş Frank Mundi, dizinin daha geleneksel karakterlerinden biridir.
Mundi, güçlü bir adalet duygusuna sahip sert bir polis memurudur. Ancak kendi kusurları ve öfkesi de karakterin önemli parçalarıdır.
Dokunulmuşlara yönelik toplumdaki korku ve güvensizlik, polis karakterleri üzerinden daha görünür hale gelir.
Mundi’nin hikâyesi, olağanüstü güçlere sahip insanların bulunduğu bir toplumda hukuk düzeninin nasıl çalışabileceğine dair sorular ortaya çıkarır.
Dilenci Kral
Nick Frost tarafından canlandırılan Declan Orrun, yani Dilenci Kral, Londra’nın alt sınıflarındaki suç dünyasının lideridir.
Karizmatik ve acımasız olan Declan, kendi çıkarları doğrultusunda farklı gruplarla iş birliği yapabilir.
Amalia’nın mücadelesiyle zaman zaman kesişen karakter, dizinin ahlaki açıdan gri dünyasını güçlendirir.
Nick Frost’un oyunculuğu, karaktere hem tehditkâr hem de zaman zaman eğlenceli bir hava kazandırır.
The Nevers’in görsel dünyası
The Nevers‘in en başarılı özelliklerinden biri atmosferidir.
Dizi, Viktorya dönemi Londra’sını oldukça ayrıntılı biçimde tasarlar.
Kostümler, sokaklar, aristokrat evleri, yetimhane ve dönemin teknolojik unsurları hikâyenin atmosferini destekler.
Ancak bu klasik dönem görüntüsünün altında bilimkurgu unsurlarının bulunması, yapımın görsel kimliğini daha özgün hale getirir.
5
Özellikle yetimhanenin dizinin ana mekânlarından biri olarak kullanılması, farklı karakterlerin hikâyelerinin aynı merkezde birleşmesini sağlar.
The Nevers ve steampunk estetiği
Dizinin görsel yapısında steampunk türünü hatırlatan unsurlar da bulunur.
Viktorya dönemi teknolojisi, mekanik düzenekler ve Penance’ın icatları, bilimkurgu ile tarihsel atmosfer arasındaki bağlantıyı güçlendirir.
Ancak The Nevers tamamen steampunk bir yapım değildir.
Steampunk estetiğinden yararlanırken daha geniş bir bilimkurgu ve fantastik dünya oluşturur.
Kadın karakterlerin ağırlığı
The Nevers‘in önemli özelliklerinden biri, kadın karakterleri hikâyenin merkezine yerleştirmesidir.
Amalia, Penance, Lavinia, Maladie, Mary, Myrtle, Harriet ve diğer birçok kadın karakter kendi hedefleri, korkuları ve çatışmaları olan bireylerdir.
Dizi, Viktorya döneminin kadınlar üzerindeki toplumsal baskılarını da hikâyenin arka planına yerleştirir.
Bu nedenle Dokunulmuş kadınların sahip oldukları güçler, yalnızca fantastik yetenekler değildir. Aynı zamanda dönemin toplumsal sınırlarına karşı bir metafor olarak da değerlendirilebilir.
Sınıf çatışması
Viktorya dönemi Londra’sının en önemli özelliklerinden biri sınıfsal eşitsizliklerdir.
The Nevers, aristokratlar ile yoksullar arasındaki büyük ekonomik farkı hikâyenin içerisine yerleştirir.
Bir tarafta büyük malikânelerde yaşayan soylular bulunurken diğer tarafta suç dünyasında hayatta kalmaya çalışan insanlar vardır.
Dokunulmuşlar ise bu sınıfsal yapı içerisinde yeni ve belirsiz bir toplumsal grup oluşturur.
Bazıları zenginler tarafından korunurken bazıları suç dünyasına sürüklenir.
Bu yaklaşım, dizinin fantastik hikâyesini dönemin sosyal gerçekliğiyle ilişkilendirir.
Bilimkurgu ve insan doğası
The Nevers, olağanüstü yetenekleri yalnızca eğlence amacıyla kullanmaz.
Dizi, insanların kendilerinden farklı olanlara nasıl davrandığını sorgular.
Bir insan toplumdaki çoğunluktan farklı bir yeteneğe sahip olduğunda dışlanır mı?
İnsanlar anlamadıkları güçlerden korkar mı?
Bilim, bu güçleri anlamak için ne kadar ileri gidebilir?
Bu sorular, yapımın bilimkurgu yönünü güçlendirir.
The Nevers’in güçlü yönleri
Dizinin öne çıkan özellikleri şöyle sıralanabilir:
Özgün fikir: Viktorya dönemi ile bilimkurguyu bir araya getirmesi.
Güçlü kadın karakterler: Hikâyenin merkezinde farklı kişiliklere sahip kadınların bulunması.
Başarılı oyunculuklar: Laura Donnelly, Ann Skelly, Amy Manson ve Olivia Williams’ın performansları.
Atmosfer: 19. yüzyıl Londra’sının ayrıntılı biçimde yeniden yaratılması.
Çeşitli güç sistemi: Dokunulmuşların birbirinden tamamen farklı yeteneklere sahip olması.
Gizem: Hikâyenin arkasındaki büyük sırrın izleyiciyi merakta tutması.
The Nevers’in zayıf yönleri
Dizinin en büyük problemlerinden biri, hikâyenin zaman zaman gereğinden fazla karmaşıklaşmasıdır.
Çok sayıda karakter, grup ve gizemin aynı anda kullanılması, bazı izleyicilerin anlatıyı takip etmesini zorlaştırabilir.
Ayrıca dizinin yayın hayatının tamamlanmadan sona ermesi, hikâyenin geleceği açısından önemli bir soru işareti oluşturur.
Yapımın 12 bölümlük ilk sezonunun tamamı daha sonra izleyiciye ulaşmış olsa da dizinin iptal edilmesi, oluşturulan dünyanın potansiyelinin tam anlamıyla değerlendirilmesini zorlaştırmıştır.
Bu durum özellikle karakter gelişimlerini ve uzun vadeli hikâyeleri seven izleyiciler açısından dezavantajlıdır.
The Nevers izlenir mi?
The Nevers, özellikle bilimkurgu, fantastik drama, Viktorya dönemi hikâyeleri ve süper güç temalarını seven izleyiciler için ilgi çekici bir yapımdır.
X-Men benzeri olağanüstü güçlere sahip karakterleri, Penny Dreadful tarzı karanlık dönem atmosferini ve bilimkurgu gizemlerini bir arada görmek isteyenler için farklı bir seyir deneyimi sunar.
Bununla birlikte hızlı ve basit bir süper kahraman hikâyesi bekleyenlerin beklentilerini karşılamayabilir.
Dizi, karakter gelişimi ve dünya inşasına önemli ölçüde zaman ayırır.
The Nevers neden dikkat çekiyor?
Yayın hayatının kısa sürmesine rağmen The Nevers, kendine özgü dünyası sayesinde hatırlanan yapımlardan biri olmuştur.
Bunun temel nedenlerinden biri, tanıdık tür unsurlarını farklı bir tarihsel döneme yerleştirmesidir.
Viktorya Londra’sı zaten edebiyat ve sinemada sık kullanılan bir atmosferdir. Ancak bu dünyanın içine doğaüstü yeteneklere sahip bir grup insanı yerleştirmek, hikâyeye farklı bir boyut kazandırır.
Üstelik dizideki güçler rastgele dağıtılmış süper yetenekler olmaktan ziyade karakterlerin kişilikleriyle ilişkilendirilir.
Bu nedenle Dokunulmuşların her biri ayrı bir hikâye potansiyeline sahiptir.
Sonuç: The Nevers dizi incelemesi
2021 yapımı The Nevers, Viktorya dönemi Londra’sını bilimkurgu, fantastik, drama ve gizem unsurlarıyla birleştiren özgün bir televizyon dizisidir. Joss Whedon tarafından geliştirilen yapım, klasik süper güç hikâyelerinden ayrılarak olağanüstü yeteneklere sahip insanların toplumla ilişkilerine odaklanır.
Dizinin merkezindeki Dokunulmuşlar, kendilerine gizemli biçimde kazandırılan güçlerle yeni bir hayat kurmaya çalışırken toplumun önyargıları, siyasi baskılar ve bilimsel deneylerle karşılaşır. Amalia True ve Penance Adair’in önderliğinde gelişen hikâye, bu insanların yalnızca hayatta kalma mücadelesini değil, aynı zamanda kendileri için yeni bir gelecek yaratma çabasını da anlatır.
Laura Donnelly’nin Amalia True performansı dizinin en önemli unsurlarından biridir. Ann Skelly’nin Penance Adair karakteri ise bilim, yaratıcılık ve inanç arasındaki ilginç bağlantıyı temsil eder. Amy Manson’ın Maladie performansı, yapımın karanlık atmosferini güçlendirirken Olivia Williams, James Norton, Nick Frost, Denis O’Hare ve Ben Chaplin gibi oyuncular da hikâyenin farklı katmanlarını destekler.
The Nevers‘in en büyük avantajı, görsel atmosferi ve türleri birleştirme biçimidir. Viktorya dönemi Londra’sının tarihi dokusu, olağanüstü yetenekler ve bilimkurgu gizemleriyle birleşerek kendine özgü bir dünya oluşturur.
Bununla birlikte dizinin karmaşık anlatımı ve çok sayıdaki karakteri zaman zaman takip etmeyi zorlaştırabilir. Daha büyük sorun ise yapımın planlanan hikâyesini tamamlayamadan iptal edilmesidir. İlk sezonun 12 bölümü izleyiciye ulaştırılmış olsa da dizinin devam etmemesi, kurulan evrenin potansiyelinin tam olarak kullanılmasını engellemiştir.
Yine de The Nevers, kısa yayın ömrüne rağmen farklı bir bilimkurgu deneyimi arayan izleyiciler için değerlendirmeye değer bir yapımdır. Özellikle güçlü kadın karakterleri, Viktorya dönemi atmosferi, sıra dışı yetenekleri ve bilimkurgu gizemlerini bir araya getirmesi, diziyi benzerlerinden ayırır.
Sonuç olarak The Nevers, tamamlanmamış hikâyesine rağmen özgün fikri ve karakterleriyle dikkat çeken; bilimkurgu ile dönem dramasını bir arada seven izleyicilerin ilgisini çekebilecek, atmosferi güçlü ve türler arasında dolaşan bir HBO yapımıdır.Dune: Prophecy Dizi İncelemesi
POP HABER Popüler Haber Sitesi