İnsanlığın Son Umuduna Dair Karanlık Bir Bilimkurgu
Bilimkurgu sineması, uzaylı istilası fikrini onlarca yıldır farklı biçimlerde işliyor. Ancak bazı yapımlar, bu tanıdık konuyu yalnızca görsel bir gösteriye dönüştürmek yerine savaş, sömürgecilik, insan iradesi ve hayatta kalma gibi daha sert meselelerle birleştiriyor. Rakka, bu açıdan dikkat çeken kısa bilimkurgu filmlerinden biri.
Neill Blomkamp tarafından yönetilen ve Oats Studios tarafından hazırlanan 2017 yapımı Rakka, insanlığın teknolojik açıdan üstün bir uzaylı türü karşısında neredeyse tamamen yenildiği karanlık bir gelecek tasviri sunuyor. Başrollerinde Sigourney Weaver, Eugene Khumbanyiwa, Carly Pope ve Brandon Auret gibi oyuncuların yer aldığı yapım, 14 Haziran 2017’de YouTube ve Steam üzerinden yayımlandı.
Yaklaşık 20 dakikalık süresine rağmen oldukça geniş bir evren kuran Rakka, klasik bir kısa filmden ziyade daha büyük bir hikâyenin ilk bölümü hissini veriyor. Nitekim Oats Studios’un deneysel kısa film projelerinin önemli özelliklerinden biri de tam olarak bu: İzleyiciye tamamlanmış bir dünya sunarken aynı zamanda daha büyük bir anlatının kapısını aralamak.
Bu Rakka film incelemesi, filmin önemli olaylarını ve finalini açıklamadan yapımın atmosferini, oyunculuklarını, bilimkurgu yaklaşımını ve güçlü-zayıf yönlerini değerlendiriyor.
Rakka Filminin Konusu
Hikâye yakın gelecekte geçiyor.
Dünya, Klum adı verilen teknolojik açıdan son derece gelişmiş ve saldırgan bir uzaylı türünün istilasına uğramış durumda.
Klumlar yalnızca Dünya’yı ele geçirmek istemiyor.
Gezegeni kendi yaşam biçimlerine uygun hâle getirmeye çalışıyorlar.
Ormanlar yok ediliyor, şehirler yıkılıyor ve atmosferin yapısı değiştiriliyor. İnsanlığın yaşam alanı giderek daralırken milyonlarca insan hayatını kaybediyor veya esir alınıyor.
Geriye kalan insanlar ise yeraltında ve yıkılmış şehirlerin arasında yaşam mücadelesi veriyor.
İnsanlığın elindeki imkânlar son derece sınırlı.
Silah, mühimmat, yiyecek ve tıbbi malzeme sıkıntısı yaşanıyor.
Buna rağmen çeşitli direniş grupları Klumlara karşı savaşmaya devam ediyor.
Filmin merkezinde bu direnişin yanı sıra, uzaylıların deneylerinden kurtulan gizemli bir adam olan Amir bulunuyor.
Amir’in bedeninde ve özellikle baş bölgesinde çok sayıda sibernetik implant bulunuyor.
Bu implantların ona kazandırdığı yetenekler, insan direnişinin geleceği açısından büyük önem taşıyor.
Ancak Amir’in durumu aynı zamanda ciddi sorular doğuruyor:
Uzaylıların teknolojisini kullanmak insanlığı kurtarabilir mi?
Ve daha önemlisi:
İnsanlık hayatta kalmak için düşmanına ne kadar benzeyebilir?
Neill Blomkamp’ın Rakka Vizyonu
District 9, Elysium ve Chappie gibi filmlerle tanınan Neill Blomkamp, bilimkurgu türünü yalnızca teknolojik fikirler üzerinden ele alan bir yönetmen değil.
Blomkamp’ın sinemasında toplumsal eşitsizlik, güç ilişkileri, militarizm, yabancılaşma ve insanlığın teknolojik gelişmeyle ilişkisi önemli bir yer tutuyor.
Rakka da bu yaklaşımın kısa film formatındaki örneklerinden biri.
Film, istilacı uzaylıları yalnızca fiziksel tehdit olarak göstermiyor.
Klumların insanları nasıl dönüştürdüğü, kontrol ettiği ve gezegenin ekolojik yapısını kendi ihtiyaçlarına göre değiştirdiği özellikle dikkat çekiyor.
Bu yönüyle Rakka, klasik “uzaylılar Dünya’ya geldi, insanlar savaştı” hikâyesinden daha karanlık bir noktaya ilerliyor.
Buradaki savaş, yalnızca askeri bir mücadele değil.
Aynı zamanda insanlığın kendi gezegenindeki varlığını koruma savaşı.
5
İnsanlığın Yenilgisi
Rakka’nın en etkileyici taraflarından biri, insanlığı hikâyenin başlangıcında güçlü bir medeniyet olarak göstermemesi.
İnsanlar zaten büyük ölçüde yenilmiş durumda.
Bu nedenle izleyici klasik istilacı uzaylı filmlerindeki gibi orduların ilk saldırıya karşı koymasını izlemiyor.
Tam tersine, hikâye büyük savaşın çok sonrasında başlıyor.
İnsanlar artık savunmada.
Klumların teknolojisi insan teknolojisinin çok üzerinde.
Uzaylıların silahları, zihinsel yetenekleri ve biyolojik müdahaleleri karşısında insanlığın elindeki seçenekler oldukça sınırlı.
Bu durum filmin atmosferini sürekli karanlık tutuyor.
İzleyici hiçbir zaman insanlığın kazanacağından emin olamıyor.
Klumlar: Sıradan Uzaylılardan Farklı Bir Tehdit
Rakka’daki Klumlar, filmin en önemli unsurlarından.
Bu yaratıklar yalnızca fiziksel olarak güçlü uzaylılar değil.
Teknolojik açıdan üstünler ve insan zihni üzerinde doğrudan kontrol kurabiliyorlar.
İnsanları kendi amaçları doğrultusunda kullanmaları, istilayı daha rahatsız edici hâle getiriyor.
Ayrıca Dünya’nın atmosferini ve iklimini değiştirmeleri, Klumların gezegeni ele geçirme biçiminin ne kadar kapsamlı olduğunu gösteriyor.
Burada istilanın amacı yalnızca kaynak elde etmek değil.
Dünya’nın insanlara ait bir gezegen olmaktan çıkarılması söz konusu.
Bu fikir, Rakka’nın distopik atmosferini güçlendiriyor.
Sigourney Weaver ve Jasper
Sigourney Weaver, filmin önemli karakterlerinden Jasper rolünde.
Weaver’ın bilimkurgu türündeki geçmişi düşünüldüğünde bu seçim özellikle anlamlı.
Alien serisiyle bilimkurgu sinemasının en tanınmış oyuncularından biri hâline gelen Weaver, Rakka’da da insanlığın uzaylılara karşı direnişinin merkezindeki isimlerden birini canlandırıyor.
Jasper, klasik anlamda romantikleştirilmiş bir kahraman değil.
Savaşın acımasızlığı içerisinde kararlar almak zorunda olan bir lider.
İnsanlığın hayatta kalabilmesi için zor seçimler yapılması gerektiğine inanıyor.
Weaver, karakterin sertliğini ve otoritesini kısa sürede izleyiciye aktarabiliyor.
Filmin kısa süresi düşünüldüğünde bu oldukça önemli bir başarı.
Eugene Khumbanyiwa ve Amir
Eugene Khumbanyiwa, filmin en gizemli karakterlerinden Amir’i canlandırıyor.
Amir’in konuşamaması, karakteri daha da ilginç hâle getiriyor.
İzleyici onun geçmişini ve Klumlarla bağlantısını büyük ölçüde diğer karakterlerin gözünden öğreniyor.
Amir’in bedenindeki sibernetik implantlar ise filmin bilimkurgu tarafını başka bir noktaya taşıyor.
Çünkü Amir artık tamamen insan mı?
Yoksa Klumların deneyleri sonucunda başka bir varlığa mı dönüşüyor?
Film bu soruların tamamına cevap vermiyor.
Tam tersine, Amir’in gizemini koruyarak hikâyenin daha büyük bir evrene açılmasını sağlıyor.
Sarah Karakteri
Carly Pope, Sarah karakterini canlandırıyor.
Sarah’ın Klumlarla kişisel bir geçmişi bulunuyor ve bu nedenle Amir’e yaklaşımı yalnızca askeri amaçlarla sınırlı değil.
Amir’in yaşadığı deneyimler ile Sarah’ın kayıpları arasında duygusal bir bağ kuruluyor.
Sarah, Amir’in sahip olduğu güçlerin insanlık için kullanılabileceğine inanıyor.
Bu durum karakterin hikâyedeki rolünü önemli hâle getiriyor.
Çünkü Amir yalnızca bilimsel açıdan ilginç bir vaka değil.
O aynı zamanda insanlığın elindeki potansiyel bir silah.
Nosh ve Direnişin Karanlık Yüzü
Brandon Auret, Nosh karakterini canlandırıyor.
Nosh, teknolojiye meraklı ve patlayıcılar konusunda yetenekli bir adam.
Ancak karakterin yöntemi oldukça acımasız.
Direnişin kaynakları sınırlı olduğu için Nosh’un becerilerine ihtiyaç duyuluyor.
Bu da Rakka’nın önemli temalarından birini ortaya çıkarıyor:
Kötü bir düşmana karşı savaşırken ne kadar ileri gidilebilir?
Film, insan direnişini tamamen idealize etmiyor.
Hayatta kalmak isteyen insanların da korkunç kararlar verebildiğini gösteriyor.
Bu nedenle Rakka’daki “iyi insanlar” ve “kötü insanlar” ayrımı oldukça bulanık.
İnsanlık ve Savaş Ahlakı
Rakka’nın en başarılı taraflarından biri, savaşı romantikleştirmemesi.
Direnişçiler kahraman olabilir, ancak yaptıkları her şey ahlaki açıdan doğru değil.
Düşman son derece acımasız olduğu için insanlar da giderek daha sert yöntemlere başvuruyor.
Bu durum filmin savaş etiği üzerine düşünmesini sağlıyor.
Bir toplumu kurtarmak için bireylerin feda edilmesi kabul edilebilir mi?
Düşman zihinleri kontrol edebiliyorsa, savaş esirleri nasıl değerlendirilmeli?
Bir insanın bedeni üzerinde yapılan deneyler, insanlığın geleceği için gerekli olabilir mi?
Rakka bu sorulara uzun cevaplar vermiyor.
Fakat kısa süresi içerisinde bu soruları gündeme getirmeyi başarıyor.
Rakka ve Sömürgecilik Teması
Filmin dikkat çeken bir başka tarafı, uzaylı istilasının sömürgecilik çağrışımları taşıması.
Klumlar yalnızca Dünya’yı işgal etmiyor.
Gezegenin doğal koşullarını kendi ihtiyaçlarına göre değiştiriyorlar.
Bu yaklaşım, tarihte farklı güçlerin başka coğrafyaları ele geçirerek yerel halkları yerinden etmesi ve doğal kaynakları kendi çıkarları doğrultusunda kullanmasıyla benzerlik taşıyor.
İnsanlar kendi gezegenlerinde yabancı konumuna düşüyor.
Bu fikir, Rakka’nın bilimkurgu anlatısını politik bir boyuta taşıyor.
Film doğrudan politik bir manifesto hâline gelmese de istilanın doğası üzerinden güç ve sömürgecilik kavramlarını düşündürüyor.
Çevre ve İklim Meselesi
Klumların Dünya’nın atmosferini değiştirmesi de filmin önemli fikirlerinden.
Uzaylılar gezegenin iklimini kendi yaşam koşullarına göre düzenliyor.
Bu süreç insanların yaşam alanlarının daralmasına neden oluyor.
Böylece film, iklim değişikliğini doğrudan insan kaynaklı bir sorun olmaktan çıkarıp bilimkurgu bağlamında başka bir uygarlığın gezegeni dönüştürmesi üzerinden ele alıyor.
Bu açıdan Rakka, yalnızca askeri bilimkurgu değil.
Aynı zamanda ekolojik distopya özellikleri de taşıyor.
Rakka’nın Görsel Dünyası
Filmin görsel efektleri, kısa film formatına rağmen oldukça iddialı.
Oats Studios’un temel amacı zaten büyük ölçekli bilimkurgu fikirlerini daha kısa formatlarda denemek.
Rakka bu açıdan başarılı bir örnek.
Klumların tasarımı rahatsız edici ve tehditkâr.
Yıkılmış şehirler, yeraltı direniş üsleri ve uzaylıların devasa yapıları filmin dünyasının geniş görünmesini sağlıyor.
Görsel efektlerin en önemli başarısı ise yalnızca gösterişli olmaları değil.
Hikâyenin karanlık atmosferine hizmet ediyorlar.
Rakka’nın Atmosferi
Filmin atmosferi başından sonuna kadar oldukça kasvetli.
İnsanlığın kaybetmek üzere olduğu hissi sürekli var.
Karanlık renk paleti, yıkılmış şehirler ve uzaylıların yarattığı çevresel değişim bu duyguyu destekliyor.
Filmin kısa olması nedeniyle olayların hızlı gelişmesi gerekiyor.
Buna rağmen yönetmen atmosfer kurmayı ihmal etmiyor.
Özellikle insanların yaşadığı yerlerin tasarımı, izleyiciye uygarlığın ne kadar kırılgan olduğunu hissettiriyor.
Bilimkurgu ve Teknoloji
Rakka’nın teknolojik fikirleri de filmin dikkat çekici taraflarından.
Klumların insan zihnini kontrol edebilmesi, insan bedeninde biyolojik ve teknolojik değişiklikler yapması ve gelişmiş savaş teknolojileri kullanması, insanlığın çaresizliğini artırıyor.
Buna karşılık insanların elinde daha ilkel yöntemler var.
Beyin bariyerleri ve el yapımı patlayıcılar, yüksek teknolojiye sahip düşmana karşı kullanılan savunma araçları.
Bu karşıtlık filmin temel çatışmasını güçlendiriyor.
Film Neden Bu Kadar Kısa?
Rakka, geleneksel bir uzun metrajlı film değil.
Oats Studios’un kısa film formatında hazırladığı deneysel projelerden biri.
Bu nedenle hikâye, bir filmin giriş-gelişme-sonuç yapısından ziyade daha büyük bir evrenin ilk bölümü gibi ilerliyor.
Yaklaşık 20 dakikalık sürede insanlığın geçmişini, uzaylıların özelliklerini, direnişin yapısını ve Amir’in gizemini anlatmaya çalışması doğal olarak bazı soruların cevapsız kalmasına neden oluyor.
Ancak bu durum filmin eksikliği kadar stratejisi de olabilir.
Çünkü Rakka’nın en büyük amacı izleyicide şu hissi oluşturmak:
“Bu dünyanın devamında ne olacak?”
Rakka’nın Güçlü Yönleri
Filmin öne çıkan tarafları şöyle sıralanabilir:
Atmosfer: Son derece karanlık ve etkileyici bir dünya yaratıyor.
Görsel efektler: Kısa film bütçesine göre oldukça başarılı.
Oyunculuk: Sigourney Weaver ve Eugene Khumbanyiwa başta olmak üzere kadro dikkat çekiyor.
Dünya tasarımı: İnsanlığın yenildiği geleceği ikna edici biçimde gösteriyor.
Bilimkurgu fikirleri: Zihin kontrolü, sibernetik implantlar ve uzaylı teknolojisi ilgi çekici.
Toplumsal temalar: Savaş, sömürgecilik, çevre ve insan doğası gibi konulara değiniyor.
Potansiyel: Daha geniş bir bilimkurgu evreninin kapısını aralıyor.
Rakka’nın Zayıf Yönleri
Filmin en büyük problemi, süresinin çok kısa olması.
Hikâyenin genişliği düşünüldüğünde 20 dakikalık süre yeterli değil.
Klumların kökeni, insanlığın geçmişi, savaşın nasıl başladığı ve karakterlerin geçmişleri hakkında daha fazla bilgi edinmek mümkün olabilirdi.
Bazı karakterler de yalnızca birkaç sahnede görünerek hikâyeye katkıda bulunuyor.
Bu durum özellikle uzun metrajlı filmlere alışkın izleyiciler için anlatının hızlı ve eksik görünmesine neden olabilir.
Ancak Rakka’nın deneysel kısa film formatında tasarlandığını unutmamak gerekiyor.
Bu nedenle yapımı klasik bir sinema filmi gibi değerlendirmek doğru olmayacaktır.
Rakka İzlenir mi?
Bilimkurgu ve distopya türünü seviyorsanız Rakka kesinlikle izlenmesi gereken kısa filmlerden biri.
Özellikle District 9 tarzı sert, politik ve gerçekçi bilimkurgu yaklaşımından hoşlanan izleyiciler için oldukça uygun.
Film, birkaç dakikalık eğlencelik bir bilimkurgu deneyimi sunmaktan çok daha fazlasını amaçlıyor.
Kendi dünyasını kuruyor, karakterleri tanıtıyor ve daha büyük bir hikâyenin potansiyelini ortaya çıkarıyor.
Ayrıca kısa süresine rağmen uzaylı istilası temasını daha karanlık ve rahatsız edici bir biçimde ele alıyor.
Sonuç
Rakka, Neill Blomkamp’ın yönetmenlik anlayışını kısa film formatında görmek isteyenler için dikkat çekici bir bilimkurgu deneyimi.
2017 yılında Oats Studios tarafından yayımlanan yapım, insanlığın teknolojik olarak üstün Klumlar karşısında neredeyse tamamen yenildiği karanlık bir geleceği anlatıyor.
Sigourney Weaver’ın Jasper karakteri direnişin siyasi ve askeri tarafını temsil ederken Eugene Khumbanyiwa’nın Amir performansı filmin gizemli bilimkurgu boyutunu taşıyor. Carly Pope’un Sarah’ı ise Amir ile insan direnişi arasındaki duygusal bağlantıyı güçlendiriyor. Brandon Auret’in Nosh karakteri ise savaşın insanları ne kadar acımasızlaştırabileceğini gösteriyor.
Filmin en güçlü yönü, kısa sürede son derece geniş bir dünya yaratabilmesi.
Klumların Dünya’yı kendi yaşam koşullarına göre değiştirmesi, insanlığın köleleştirilmesi, zihin kontrolü, sibernetik implantlar ve direniş hareketi gibi fikirler oldukça yoğun biçimde kullanılıyor.
Bununla birlikte Rakka’nın kısa süresi aynı zamanda en büyük eksikliği.
Filmde anlatılan dünyanın çok daha büyük olduğu hissediliyor ve birçok soru cevapsız bırakılıyor.
Ancak belki de Rakka’nın asıl amacı zaten bütün soruları cevaplamak değil.
Bir evrenin kapısını açmak.
Bu açıdan bakıldığında film oldukça başarılı.
Rakka, uzaylı istilası temasını savaş, sömürgecilik, çevre ve insanlığın hayatta kalma içgüdüsüyle birleştiriyor. İnsanların düşmanlarından daha zayıf olduğu bir dünyada hayatta kalabilmek için ne kadar değişebileceklerini sorguluyor.
Sonuç olarak Rakka, kısa süresine rağmen etkileyici bir atmosfer yaratan, sert ve karanlık bilimkurgu anlayışıyla öne çıkan bir yapım. Neill Blomkamp’ın sinemasını sevenler için özellikle ilgi çekici olan film, klasik uzaylı istilası hikâyelerine farklı bir bakış getiriyor.
En önemlisi ise izleyicide şu soruyu bırakıyor:
İnsanlık, hayatta kalmak için kendi insanlığından vazgeçmek zorunda kalırsa geriye ne kalır?The Peripheral Dizi İncelemesi
POP HABER Popüler Haber Sitesi