Cuma , Ağustos 28 2026
Breaking News
Üzgünüm, Bebeğim (Sorry, Baby), 2025 yapımı Amerikan bağımsız sinemasının dikkat çeken örneklerinden biri. Senaryosunu yazan ve filmin yönetmen koltuğunda oturan Eva Victor, aynı zamanda başkarakter Agnes'i canlandırıyor. Başrolleri Victor ile birlikte Naomi Ackie ve Louis Cancelmi paylaşırken oyuncu kadrosunda Lucas Hedges, Kelly McCormack ve John Carroll Lynch gibi isimler de bulunuyor.
Üzgünüm, Bebeğim (Sorry, Baby), 2025 yapımı Amerikan bağımsız sinemasının dikkat çeken örneklerinden biri. Senaryosunu yazan ve filmin yönetmen koltuğunda oturan Eva Victor, aynı zamanda başkarakter Agnes'i canlandırıyor. Başrolleri Victor ile birlikte Naomi Ackie ve Louis Cancelmi paylaşırken oyuncu kadrosunda Lucas Hedges, Kelly McCormack ve John Carroll Lynch gibi isimler de bulunuyor.

Üzgünüm, Bebeğim Film İncelemesi

Travmanın Gölgesinde Yeniden Yaşam Kurmak: Sorry, Baby Film İncelemesi

Üzgünüm, Bebeğim (Sorry, Baby), 2025 yapımı Amerikan bağımsız sinemasının dikkat çeken örneklerinden biri. Senaryosunu yazan ve filmin yönetmen koltuğunda oturan Eva Victor, aynı zamanda başkarakter Agnes’i canlandırıyor. Başrolleri Victor ile birlikte Naomi Ackie ve Louis Cancelmi paylaşırken oyuncu kadrosunda Lucas Hedges, Kelly McCormack ve John Carroll Lynch gibi isimler de bulunuyor.

Film, yüzeyde travmatik bir olayın ardından yaşamını sürdürmeye çalışan genç bir akademisyenin hikâyesini anlatıyor. Ancak Eva Victor’ın anlatmak istediği asıl mesele olayın kendisi değil, insanın hayatını değiştiren bir deneyimden sonra gündelik yaşama nasıl yeniden tutunabileceği. Bu nedenle Üzgünüm, Bebeğim’i yalnızca bir travma draması olarak değerlendirmek filmin kapsamını daraltmak olur.

Yapım; arkadaşlık, yalnızlık, hafıza, zaman, aşk, mizah ve iyileşme gibi birbirinden farklı görünen temaları aynı hikâyede buluşturuyor. Üstelik bunu klasik dramatik anlatının güvenli sınırları içerisinde kalmadan gerçekleştiriyor.

Bu yazı spoiler içermez. Filmin önemli gelişmeleri ve finali açıklanmadan, yapımın sinematografisi, oyunculukları, senaryosu ve tematik yaklaşımı değerlendirilmektedir.

Üzgünüm, Bebeğim konusu

Filmin merkezinde Agnes adında genç bir edebiyat akademisyeni bulunuyor. Agnes, New England’daki bir üniversitede ders veren, mesleki hayatını sürdüren ve kendi düzenini kurmaya çalışan bir kadın.

Fakat geçmişinde yaşamını derinden etkileyen travmatik bir deneyim var.

Eva Victor’ın filmi, bu deneyimi klasik anlamda bir başlangıç noktası olarak kullanmıyor. Asıl ilgi alanı, Agnes’in yaşadığı olayın ardından ortaya çıkan duygusal ve sosyal sonuçlar.

Agnes’in hayatı tamamen durmuyor.

Dersleri devam ediyor.

Arkadaşlıkları sürüyor.

Yeni insanlarla karşılaşıyor.

Gündelik sorunlarla uğraşıyor.

Bazen gülüyor.

Bazen yalnız kalıyor.

Kısacası hayat bütün karmaşıklığıyla devam ediyor.

Filmin temel sorusu da burada ortaya çıkıyor: İnsan, geçmişinde yaşadığı ağır bir deneyimi tamamen geride bırakamasa bile geleceğini yeniden kurabilir mi?

Üzgünüm, Bebeğim bu soruya kolay veya romantik bir cevap vermek yerine, oldukça insani ve parçalı bir anlatımla yaklaşmayı tercih ediyor.

Filmin anlatım tarzı neden farklı?

Yapımın en belirgin özelliklerinden biri doğrusal olmayan hikâye yapısı.

Agnes’in hayatını tek bir zaman çizgisinde izlemiyoruz. Film farklı dönemler arasında hareket ederek karakterin geçmişi ile bugünü arasındaki bağlantıları yavaş yavaş kuruyor.

Bu anlatım tercihi yalnızca seyirciyi merakta bırakmak için kullanılmıyor.

Hafızanın işleyişiyle de bağlantılı.

İnsan geçmişini her zaman düzenli bir kronoloji içerisinde hatırlamıyor. Bazı anılar zihinde son derece canlı kalırken bazı dönemler belirsizleşebiliyor. Bazı olayların anlamı ise ancak yıllar sonra değişebiliyor.

Eva Victor, hikâyenin yapısını da buna uygun biçimde şekillendiriyor.

Bu nedenle Üzgünüm, Bebeğim’i izlerken “sırada ne olacak?” sorusundan çok, “Agnes’in yaşadığı deneyim bugünkü hayatını nasıl şekillendiriyor?” sorusuna odaklanmak gerekiyor.

Agnes’in hikâyesi

Agnes, filmin en önemli karakteri ve hikâyenin duygusal merkezi.

Ancak yönetmenin karakteri ele alış biçimi son derece önemli.

Agnes yalnızca travma yaşamış bir kadın değil.

O aynı zamanda bir akademisyen.

Bir arkadaş.

Bir komşu.

Bir kadın.

Kendi alışkanlıkları, mizah anlayışı, arzuları ve gelecek beklentileri bulunan bağımsız bir insan.

Film, Agnes’in geçmişte yaşadığı olayın hayatındaki etkisini kabul ederken onun bütün kimliğini bu deneyime indirgemiyor.

Bu yaklaşım filmin en güçlü taraflarından biri.

Çünkü travma anlatılarında karakterin başına gelen olay zaman zaman karakterin bütün kişiliğinin önüne geçebiliyor. Üzgünüm, Bebeğim ise bunun tersine hareket ediyor.

Agnes’in yaşadığı acı önemli.

Ama Agnes bundan ibaret değil.

Eva Victor’ın oyunculuğu

Eva Victor’ın hem filmin yönetmeni hem senaristi hem de başrol oyuncusu olması, Üzgünüm, Bebeğim’in kişisel havasını belirgin biçimde artırıyor.

Victor, Agnes’i büyük dramatik patlamalar üzerinden canlandırmıyor.

Karakterin duyguları çoğu zaman küçük ayrıntılarda ortaya çıkıyor.

Bir bakış.

Kısa bir duraksama.

Yüz ifadesindeki küçük değişiklik.

Bir konuşmadan kaçınma.

Beklenmedik bir espri.

Bunların tamamı Agnes’in ruh haline dair ipuçları veriyor.

Bu oyunculuk tarzı, karakteri daha doğal gösteriyor.

Agnes her zaman seyirciye kendisini açıklamıyor. Hatta zaman zaman onun ne hissettiğini anlamak zorlaşabiliyor.

Fakat bu durum filmin kusuru değil.

Aksine karakterin gerçekliğini güçlendiriyor.

Çünkü gerçek hayatta da insanların duygularını her zaman kolayca okumak mümkün değil.

Naomi Ackie ve arkadaşlığın önemi

Naomi Ackie, filmde Agnes’in yakın arkadaşı Lydie karakterini canlandırıyor.

Lydie’nin filmdeki varlığı yalnızca Agnes’e destek olmakla sınırlı değil.

İki arkadaşın ilişkisi, filmin en önemli temalarından biri olan dostluk kavramını ortaya çıkarıyor.

İnsanlar zor zamanlarda birbirlerine yardım etmek ister.

Fakat hiçbir arkadaş başka bir insanın yaşadığı travmayı tamamen ortadan kaldıramaz.

Üzgünüm, Bebeğim bu gerçeği oldukça dürüst bir biçimde ele alıyor.

Lydie, Agnes’in hayatında önemli bir yere sahip.

Ancak onun görevi Agnes’i “kurtarmak” değil.

İki kadın arasındaki ilişki zaman zaman sıcak, zaman zaman komik, zaman zaman da karmaşık bir yapıya bürünüyor.

Bu nedenle arkadaşlıkları yapay görünmüyor.

Tam tersine gerçek hayattaki dostlukların kusurlarını taşıyor.

Naomi Ackie’nin performansı da bu doğallığı destekliyor.

Louis Cancelmi’nin karakteri

Louis Cancelmi, Agnes’in akademik geçmişiyle bağlantılı Preston Decker karakterini canlandırıyor.

Preston üzerinden film, yalnızca bireysel travmaya değil, güç ilişkilerine ve güven meselesine de yaklaşıyor.

Akademik ortamın dışarıdan bakıldığında entelektüel ve güvenli görünen yapısının altında farklı ilişkiler ve güç dengeleri bulunabiliyor.

Film bu konuyu doğrudan didaktik bir biçimde anlatmak yerine karakterler arasındaki ilişkiler üzerinden hissettiriyor.

Bu da anlatımın doğal kalmasını sağlıyor.

Lucas Hedges ve Gavin

Lucas Hedges ise Agnes’in komşusu Gavin rolünde.

Gavin’in hikâyedeki varlığı filmin romantik ve gündelik tarafını güçlendiriyor.

Ancak burada önemli bir ayrıntı var.

Film, Agnes’in iyileşmesini romantik bir ilişkinin sonucuna bağlamıyor.

Başka bir insan Agnes’i kurtarmıyor.

Bunun yerine yeni ilişkiler kurabilmek, yakınlaşabilmek ve hayata yeniden açık hale gelebilmek iyileşme sürecinin parçaları olarak ele alınıyor.

Bu yaklaşım filmin romantik anlatımını klişelerden uzaklaştırıyor.

Travma anlatısına farklı bir yaklaşım

Üzgünüm, Bebeğim’in en dikkat çekici özelliklerinden biri travmatik olayı seyirlik bir gösteriye dönüştürmemesi.

Film, seyircinin dikkatini olayın kendisinden çok sonrasına yöneltiyor.

Bu tercih oldukça önemli.

Çünkü travma üzerine yapılan bazı filmler, yaşanan olayın kendisini ayrıntılı biçimde göstererek güçlü bir duygusal etki yaratmaya çalışıyor.

Eva Victor ise farklı bir yol seçiyor.

Olayın bıraktığı izlere bakıyor.

Agnes’in insanlarla ilişkisini nasıl etkilediğine bakıyor.

Gündelik hayatının nasıl değiştiğini gösteriyor.

Geçmiş ile bugün arasındaki mesafeyi sorguluyor.

Böylece film, travmayı bir “olay” olmaktan çıkarıp uzun süre devam eden bir deneyim olarak ele alıyor.

İyileşmek unutmak anlamına gelmiyor

Filmin temel düşüncelerinden biri iyileşme kavramı etrafında şekilleniyor.

Üzgünüm, Bebeğim, iyileşmeyi geçmişi silmek şeklinde tanımlamıyor.

İnsan yaşadığı şeyi unutmayabilir.

Hatta bazı deneyimler hayatının bir parçası olarak kalabilir.

Ancak zamanla kişinin bu deneyimle kurduğu ilişki değişebilir.

Film, iyileşmeyi daha çok hayatın yeniden genişlemesi olarak ele alıyor.

Başlangıçta geçmiş tarafından daraltılmış görünen dünya zaman içerisinde yeniden farklı olasılıklara açılabiliyor.

Arkadaşlıklar, aşk, iş, mizah ve sıradan günlük alışkanlıklar bu sürecin parçaları haline geliyor.

Filmin mizah anlayışı

İlk bakışta ağır bir dram gibi görünen Üzgünüm, Bebeğim’in zaman zaman oldukça komik olması filmin en başarılı özelliklerinden.

Fakat burada önemli bir ayrım var.

Film travmanın kendisiyle alay etmiyor.

Mizah daha çok insanların gündelik hayattaki davranışlarından ortaya çıkıyor.

Yanlış anlaşılmalar.

Garip sosyal durumlar.

Beklenmedik cümleler.

İnsanların zor durumlarda verdiği tuhaf tepkiler.

Bütün bunlar filmin mizahi tonunu oluşturuyor.

Bu yaklaşım, hikâyeyi sürekli karanlık bir atmosfer içerisinde tutmaktan kurtarıyor.

Aynı zamanda gerçek hayatın çelişkili doğasını da yansıtıyor.

Çünkü insan aynı gün içerisinde hem üzülüp hem gülebilir.

Bazen en zor dönemlerde bile komik bir an yaşanabilir.

Dram ve komedi arasındaki denge

Üzgünüm, Bebeğim’i tek bir türe yerleştirmek kolay değil.

Film dram.

Ancak komedi unsurları oldukça güçlü.

Yer yer kara mizah tonuna yaklaşıyor.

Bazı sahnelerde ise bağımsız romantik sinema atmosferi hissediliyor.

Bu türler arasındaki geçişler filmin kendine özgü kimliğini oluşturuyor.

Ancak bu durum herkes için aynı derecede kolay olmayabilir.

Daha geleneksel bir dram bekleyen izleyiciler, filmin mizahi anlarını şaşırtıcı bulabilir.

Benzer şekilde daha hızlı tempolu bir hikâye arayanlar için film zaman zaman ağır ilerleyebilir.

Buna karşılık karakter filmlerini sevenler açısından bu yavaşlık oldukça değerli.

Gündelik hayatın anlatılması

Filmin belki de en etkileyici yönü, büyük olaylardan çok küçük anlara önem vermesi.

Agnes’in hayatındaki sıradan anlar filmin temel yapı taşlarını oluşturuyor.

Bir arkadaşla yapılan konuşma.

Evde geçirilen yalnız bir akşam.

Bir iş günü.

Komşuyla karşılaşma.

Birlikte yemek yeme.

Bunların hiçbiri tek başına büyük bir dramatik olay değil.

Fakat hepsi Agnes’in yeniden yaşamla bağ kurma sürecinin bir parçası.

Bu nedenle film, iyileşmenin çoğu zaman büyük bir “an” içerisinde gerçekleşmediğini hissettiriyor.

Bazen değişim küçük adımlarla geliyor.

Görsel atmosfer

Filmin görüntü yönetmenliğini Mia Cioffi Henry üstleniyor.

Yapımın görsel dünyası sade ve doğal.

New England atmosferi, filmin ruh halini destekleyen önemli unsurlardan biri.

Küçük yerleşim alanları, üniversite çevresi, evler ve doğal manzaralar Agnes’in iç dünyasıyla bütünleşiyor.

Film büyük görsel gösteriler peşinde değil.

Bunun yerine karakterleri ve mekânları doğal biçimde gözlemliyor.

Bu sade görsel yaklaşım, hikâyenin duygusal tarafının ön plana çıkmasına yardımcı oluyor.

Sessizliklerin önemi

Eva Victor’ın yönetmenlik tarzında sessizlikler önemli bir yer tutuyor.

Bazı sahnelerde karakterlerin konuşmaması, uzun açıklamalardan daha etkili.

Kamera bir karakterin yüzünde biraz daha uzun kalabiliyor.

Boş bir mekân, geçmişin ağırlığını hissettirebiliyor.

Bir karakterin verdiği küçük bir tepki, onun hakkında uzun bir diyalogdan daha fazla bilgi sunabiliyor.

Bu nedenle Üzgünüm, Bebeğim seyirciden dikkat istiyor.

Film her şeyi açıklamıyor.

Bazı duyguları seyircinin tamamlamasına izin veriyor.

Edebiyatın filmdeki rolü

Agnes’in edebiyat akademisyeni olması, filmin tematik yapısına da katkı sağlıyor.

Yapımda Virginia Woolf’un Deniz Feneri eserine yapılan göndermeler özellikle dikkat çekiyor.

Woolf’un zaman, hafıza, aile ve insan ilişkileri üzerine yaklaşımı ile filmin temaları arasında belirgin paralellikler kuruluyor.

Bu edebi referanslar hikâyeyi ağırlaştırmak yerine Agnes’in dünyayı algılama biçimini destekliyor.

Agnes için edebiyat yalnızca bir meslek değil.

Aynı zamanda dünyayı anlamlandırmanın yollarından biri.

Kurgu ve zaman kullanımı

Filmin kurgusunda zaman kavramı önemli bir yere sahip.

Hikâye farklı dönemleri birbirine bağlayarak ilerliyor.

Bu yapı, Agnes’in hayatını tek bir doğrusal çizgi olarak görmememizi sağlıyor.

Geçmişte yaşananların bugünkü davranışlarla bağlantısı parça parça ortaya çıkıyor.

Böylece seyirci de Agnes’in hafızasının içerisinde dolaşıyormuş hissine kapılıyor.

Bu anlatım, filmin psikolojik yönünü güçlendiriyor.

Müzik kullanımı

Filmin özgün müzikleri Lia Ouyang Rusli tarafından hazırlandı.

Müzik, filmin duygularını seyirciye zorla kabul ettirmek yerine atmosferi destekliyor.

Bu önemli bir tercih.

Film, “şimdi üzül” veya “şimdi umutlan” şeklinde doğrudan yönlendirmeler yapmıyor.

Bunun yerine görüntü, oyunculuk, sessizlik ve müzik birlikte çalışıyor.

Üzgünüm, Bebeğim bağımsız sinema açısından neden önemli?

Yapım, Hollywood’un geleneksel anlatım kalıplarından uzak duruyor.

Büyük olaylar yerine karakterlere güveniyor.

Dramatik çatışmaları büyütmek yerine günlük hayatın küçük ayrıntılarını önemsiyor.

Bu nedenle film, bağımsız Amerikan sinemasının karakter merkezli anlatım geleneği içerisinde değerlendirilebilir.

Üstelik Eva Victor’ın ilk uzun metraj filmi olması yapımı daha da ilgi çekici hale getiriyor.

İlk filminde hem senarist, hem yönetmen hem de başrol oyuncusu olarak görev yapan Victor, oldukça kişisel bir sinema dili ortaya koyuyor.

Sundance ve festival yolculuğu

Üzgünüm, Bebeğim dünya prömiyerini 2025 Sundance Film Festivali’nde gerçekleştirdi.

Film burada Waldo Salt Senaryo Ödülü kazanarak özellikle yazımıyla dikkat çekti.

Ardından Cannes Film Festivali’nin Directors’ Fortnight bölümünde gösterildi.

Bu festival yolculuğu, yapımın bağımsız sinema çevresinde gördüğü ilgiyi ortaya koyuyor.

Filmin farklı festivallerde öne çıkmasının temel nedenleri arasında özgün senaryosu, oyunculukları ve travma konusuna yaklaşımındaki farklılık gösterilebilir.

Eleştirmenlerin gözünden film

Film, gösterime girdiği dönemde büyük ölçüde olumlu eleştiriler aldı.

Eleştirmenlerin ortak biçimde dikkat çektiği noktalar arasında Eva Victor’ın senaryosu, yönetmenlik yaklaşımı ve oyunculuğu bulunuyor.

Naomi Ackie’nin performansı da özellikle övgü alan unsurlar arasında.

Filmin ağır bir konuyu kara mizah ve gündelik hayatın sıcaklığıyla birlikte ele alması, onu klasik travma dramalarından ayıran temel özelliklerden biri olarak değerlendiriliyor.

Filmin güçlü yönleri

Özgün senaryo: Travma sonrasını alışılmış dramatik kalıpların dışına çıkarıyor.

Eva Victor’ın performansı: Agnes’in karmaşık duygularını küçük ayrıntılarla yansıtıyor.

Naomi Ackie: Lydie karakteriyle filmin arkadaşlık temasını güçlendiriyor.

Mizah: Ağır konuyu basitleştirmeden hikâyeye nefes alanı kazandırıyor.

Doğrusal olmayan anlatım: Hafıza ve zaman kavramlarını etkili biçimde kullanıyor.

Görsel sadelik: Karakterlerin önüne geçmeyen doğal bir sinematografi sunuyor.

Filmin eleştirilebilecek tarafları

Filmin güçlü tarafları bazı izleyiciler için aynı zamanda zayıflık olarak görülebilir.

Özellikle hızlı ve olay odaklı filmleri sevenler için anlatım temposu yavaş gelebilir.

Doğrusal olmayan yapı, hikâyeyi ilk bölümde takip etmeyi zorlaştırabilir.

Ayrıca mizah ile travmatik konular arasındaki geçişler herkesin beklentisine uygun olmayabilir.

Fakat bu noktaların büyük ölçüde filmin bilinçli anlatım tercihleri olduğunu unutmamak gerekiyor.

Üzgünüm, Bebeğim klasik bir Hollywood dramı olmayı amaçlamıyor.

Üzgünüm, Bebeğim izlenmeli mi?

Eğer karakter odaklı bağımsız filmleri, kara mizahı ve alışılmışın dışındaki anlatım biçimlerini seviyorsanız Üzgünüm, Bebeğim izlenmeye değer.

Film özellikle travma temasını sömürmeden ele almasıyla dikkat çekiyor.

Yaşanan olayın kendisini merkeze koymak yerine onun sonrasında ortaya çıkan hayatı anlatıyor.

Böylece seyirciyi yalnızca acıya değil, hayatın devam eden tarafına da bakmaya davet ediyor.

Bu yönüyle film, klasik bir “travma sonrası iyileşme” hikâyesinden daha kapsamlı.

Sonuç

Üzgünüm, Bebeğim, Eva Victor’ın sinema dünyasına dikkat çekici bir giriş yaptığı, özgün anlatım diliyle öne çıkan 2025 yapımı bir bağımsız film.

Yapımın merkezinde travmatik bir deneyim bulunsa da film yalnızca travmadan söz etmiyor.

Daha geniş bir sorunun peşinden gidiyor:

İnsan, hayatını değiştiren bir olaydan sonra yaşamını yeniden nasıl kurar?

Filmin verdiği cevap basit değil.

Unutmak gerekmiyor.

Her şeyin eskisi gibi olması gerekmiyor.

İnsan bir anda iyileşmek zorunda değil.

Bazen hayat küçük adımlarla yeniden kuruluyor.

Bir arkadaşla yapılan konuşma, bir kahkaha, yeni bir ilişki, sıradan bir iş günü veya sessiz bir akşam bile bu yeniden yapılanmanın parçası olabiliyor.

Eva Victor’ın yönetmenliği bu küçük anlara değer veriyor.

Senaryo ise Agnes’i yalnızca yaşadığı travmayla tanımlamıyor.

Naomi Ackie’nin Lydie performansı, arkadaşlığın iyileşme sürecindeki önemini güçlendiriyor. Lucas Hedges ve Louis Cancelmi de Agnes’in çevresindeki dünyayı tamamlıyor.

Filmin doğrusal olmayan yapısı hafıza ve zaman arasındaki ilişkiyi güçlendirirken, mizah kullanımı anlatının ağırlaşmasını engelliyor.

Bu açıdan Üzgünüm, Bebeğim’in en önemli başarısı, acı ile yaşam arasındaki dengeyi kurabilmesi.

Film ne yaşananları küçümsüyor ne de karakterlerini yalnızca acılarıyla tanımlıyor.

Tam tersine, Agnes’in bütün çelişkileriyle bir insan olarak var olmasına izin veriyor.

Bu nedenle Üzgünüm, Bebeğim’i yalnızca bir dram filmi olarak görmek yerine travma, arkadaşlık, hafıza ve yeniden hayata bağlanma üzerine sakin, özgün ve zaman zaman şaşırtıcı derecede komik bir karakter çalışması olarak değerlendirmek daha doğru.

2025 yılında bağımsız sinemada dikkat çeken yapımlar arasında yer alan film, özellikle alışılmış anlatım biçimlerinden sıkılan ve daha kişisel sinema örnekleri arayan izleyicilere hitap ediyor.

Eva Victor’ın ilk uzun metrajı olması düşünüldüğünde, Üzgünüm, Bebeğim yalnızca kendi hikâyesiyle değil, genç yönetmenin gelecekteki sinema kariyeti açısından da merak uyandıran bir çalışma.William H. Macy Kimdir?

Pop Haber

2018 yılında ekranlara gelen Yellowstone, Taylor Sheridan ve John Linson tarafından yaratılan Amerikan yapımı neo-Western drama dizisidir. 20 Haziran 2018'de Paramount Network'te yayın hayatına başlayan yapımın başrollerini Kevin Costner, Luke Grimes, Kelly Reilly, Wes Bentley, Cole Hauser, Kelsey Asbille ve Gil Birmingham paylaşır.

Yellowstone Dizi İncelemesi

2018 yılında ekranlara gelen Yellowstone, Taylor Sheridan ve John Linson tarafından yaratılan Amerikan yapımı neo-Western drama dizisidir. 20 Haziran 2018'de Paramount Network'te yayın hayatına başlayan yapımın başrollerini Kevin Costner, Luke Grimes, Kelly Reilly, Wes Bentley, Cole Hauser, Kelsey Asbille ve Gil Birmingham paylaşır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir