Dostluk, Aşk ve Modern Şehir Hayatının Eğlenceli Hikâyesi
2010’lu yılların sevilen Amerikan sitcomları arasında yer alan New Girl, romantik komedi ile arkadaşlık hikâyesini aynı potada buluşturan, karakter odaklı anlatımıyla öne çıkan bir televizyon dizisidir. Fox ekranlarında 20 Eylül 2011 tarihinde yayın hayatına başlayan yapım, başta Zooey Deschanel, Jake Johnson, Max Greenfield, Lamorne Morris ve Hannah Simone olmak üzere güçlü oyuncu kadrosuyla dikkat çekmiştir.
Dizi, Los Angeles’ta yaşayan genç bir öğretmen olan Jess Day’in hayatında yaşanan önemli bir değişikliğin ardından kendisini üç erkekle aynı evde yaşamaya başlamasıyla şekillenen olayları konu alır. Ancak New Girl yalnızca bir ev arkadaşlığı komedisi değildir. Dizi ilerledikçe arkadaşlık, aşk, kariyer, yetişkinliğe geçiş, yalnızlık, sorumluluklar ve insanların birbirleriyle kurduğu bağlar hikâyenin merkezine yerleşir.
Yapımın en güçlü taraflarından biri, karakterlerin birbirinden oldukça farklı kişiliklere sahip olmasıdır. Bu farklılıklar, hem çatışmaların hem de dizinin mizahının temelini oluşturur. Jess’in neşeli ve sıra dışı kişiliği, Nick’in daha içine kapanık ve umursamaz tavırları, Schmidt’in özgüveni ve Winston’ın kendine özgü davranışlarıyla karşı karşıya geldiğinde ortaya oldukça hareketli bir arkadaş grubu çıkar.
New Girl Konusu
New Girl, Jess Day’in hayatında yaşanan beklenmedik bir gelişmenin ardından yeni bir eve taşınmasıyla başlar. Jess, kendisini üç erkek ev arkadaşının yaşadığı bir dairenin içinde bulur.
Nick Miller, Schmidt ve Winston Bishop birbirlerinden oldukça farklı karakterlere sahiptir. Aynı evde yaşamalarına rağmen hayata bakışları, ilişkileri ve gündelik alışkanlıkları birbirinden ayrılır. Jess’in eve katılması ise bu dengenin değişmesine neden olur.
Jess’in karakteri, dizinin mizahının önemli bir bölümünü oluşturur. Oldukça neşeli, duygusal, dürüst ve zaman zaman alışılmışın dışında davranışlar sergileyen Jess, birlikte yaşamaya başladığı erkeklerle kısa sürede farklı bir ilişki kurar.
İlk bakışta birbirleriyle pek uyumlu görünmeyen bu insanların zaman içerisinde bir arkadaş grubuna dönüşmesi, dizinin temel anlatı çizgisini meydana getirir.
Ancak New Girl konusu yalnızca aynı evde yaşayan insanların yaşadığı komik olaylardan ibaret değildir. Dizi, karakterlerin yetişkinlik dönemindeki belirsizliklerini ve hayatlarını düzene sokma çabalarını da ele alır.
New Girl Oyuncuları
Dizinin merkezindeki Jess Day karakterini Zooey Deschanel canlandırır. Deschanel’in oyunculuğu, karakterin enerjik, duygusal ve zaman zaman tuhaf taraflarını ortaya çıkarmada önemli rol oynar. Deschanel, Jess Day performansıyla 2012 yılında Komedi Dizilerinde En İyi Kadın Oyuncu dalında Emmy adaylığı elde etmiştir.
Jake Johnson, Nick Miller karakterine hayat verir. Nick, hayat konusunda Jess kadar iyimser değildir. Daha alaycı ve içe dönük bir yapıya sahip olan karakter, grubun daha gerçekçi ve kuşkucu tarafını temsil eder.
Max Greenfield tarafından canlandırılan Schmidt ise dizinin en dikkat çekici komedi karakterlerinden biridir. Kendisine son derece güvenen Schmidt’in davranışları, özellikle diğer ev arkadaşlarıyla olan ilişkilerinde birçok komik durumun ortaya çıkmasına neden olur. Greenfield, Schmidt performansıyla 2012 yılında Komedi Dizilerinde En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dalında Emmy’ye aday gösterilmiştir.
Lamorne Morris, Winston Bishop karakterini canlandırırken, Hannah Simone ise Cece Parekh rolünde yer alır. Bu karakterlerin her biri zamanla dizinin ana hikâyesinin ayrılmaz parçalarına dönüşür.

Jess Day ve New Girl’ün Karakter Yapısı
New Girl’ün merkezinde Jess Day bulunur. Jess, klasik sitcom karakterlerinden farklı olarak kusursuz veya her durumda mantıklı davranan bir başrol değildir.
Tam tersine, onun tuhaflıkları ve sosyal ortamlarda zaman zaman alışılmadık davranması dizinin mizahının önemli kaynaklarından biridir. Jess’in dünyaya daha romantik ve iyimser yaklaşması, Nick gibi karakterlerle arasında doğal bir karşıtlık yaratır.
Jess’in en önemli özelliklerinden biri insanlarla bağ kurma konusundaki isteğidir. Çevresindeki insanların hayatına dahil olmaktan çekinmez. Bazen bu yaklaşımı sorunlara yol açsa da aynı zamanda arkadaş grubunun bir arada kalmasına katkıda bulunur.
Zooey Deschanel’in karaktere kattığı enerjik oyunculuk, Jess’i dizinin yalnızca ana karakteri değil, aynı zamanda atmosferini belirleyen kişi haline getirir.
Nick Miller: Grubun Daha Gerçekçi Yüzü
Nick Miller, New Girl’ün en farklı karakterlerinden biridir. Jess’in romantik ve iyimser dünyasının karşısında Nick daha şüpheci bir noktada durur.
Nick’in hayatındaki sorunlara yaklaşımı çoğu zaman doğrudan çözüm üretmekten ziyade olayları kendi haline bırakmak şeklindedir. Bu özelliği, Schmidt’in daha düzenli ve gösterişli yaşam tarzıyla güçlü bir kontrast oluşturur.
Jake Johnson’ın doğal oyunculuk tarzı, Nick karakterinin dizideki yerini güçlendirir. Nick’in tepkileri çoğu zaman abartılı bir komedi yerine daha gündelik ve doğal bir mizah üzerinden ilerler.
Bu nedenle Nick, dizinin en kolay bağ kurulabilen karakterlerinden biri haline gelir.
Schmidt ve Mizahın Abartılı Tarafı
Schmidt, New Girl’ün en yüksek enerjili karakterlerinden biridir. Max Greenfield’ın performansıyla şekillenen karakter, kendine olan güveni, gösterişli tavırları ve sosyal ilişkiler konusundaki iddialı yaklaşımıyla diğerlerinden ayrılır.
Schmidt’in en önemli özelliği, kendisini çoğu zaman olduğundan daha başarılı ve etkileyici görmesidir. Bu durum, özellikle Nick ile olan arkadaşlığında komik sonuçlara yol açar.
İkilinin geçmişten gelen dostluğu, birbirlerine zıt karakter özelliklerine rağmen güçlü bir bağ kurmalarını sağlar.
Schmidt’in davranışlarının zaman zaman aşırıya kaçması, dizinin daha fiziksel ve abartılı komedi anlayışını temsil eder.

Winston Bishop ve Farklı Mizah Anlayışı
Winston Bishop, New Girl’deki karakter çeşitliliğini genişleten önemli figürlerden biridir.
Lamorne Morris’in canlandırdığı Winston, başlangıçta diğer karakterlerden daha sakin görünse de zaman içerisinde kendine özgü davranışlarıyla dizinin en sıra dışı komedi kaynaklarından birine dönüşür.
Winston’ın mizahı çoğu zaman beklenmedik davranışlar ve alışılmadık tepkiler üzerinden şekillenir. Karakterin dünyayı algılama biçimi, özellikle Nick ve Schmidt ile birlikte olduğunda farklı komedi dinamikleri yaratır.
Bu açıdan Winston, dizinin ilerleyen dönemlerinde kendi kimliğini daha belirgin biçimde ortaya koyan karakterlerden biri olur.
Cece Parekh ve Jess’in Arkadaşlığı
Hannah Simone tarafından canlandırılan Cece Parekh, Jess’in en yakın arkadaşlarından biridir.
Cece ile Jess arasındaki arkadaşlık, dizinin erkek karakterlerin ağırlıklı olduğu ev ortamına farklı bir boyut kazandırır. İki karakter birbirlerinden oldukça farklı olmalarına rağmen uzun yıllara dayanan güçlü bir bağa sahiptir.
Jess daha neşeli ve dışa dönük bir kişilik sergilerken Cece daha kontrollü ve özgüvenli bir karakter olarak öne çıkar.
Bu zıtlık, kadın arkadaşlığının dizide önemli bir anlatı unsuru haline gelmesini sağlar.

New Girl’ün Mizah Anlayışı
New Girl, durum komedisi ile karakter komedisini başarılı biçimde birleştirir. Dizinin birçok komik anı, karakterlerin belirli özelliklerinin bir olayla karşılaşması sonucunda ortaya çıkar.
Bir başka önemli unsur ise diyaloglardır. Karakterlerin birbirleriyle konuşma biçimleri, geçmişleri ve aralarındaki dostluklar komedinin önemli bir bölümünü oluşturur.
Özellikle Nick, Schmidt ve Winston arasındaki arkadaşlık, dizinin erkek arkadaşlığına dair mizahi yaklaşımını şekillendirir.
Jess’in bu gruba dahil olması ise başlangıçta dengesiz görünen bir arkadaşlık yapısının zamanla doğal bir topluluğa dönüşmesini sağlar.
New Girl ve Arkadaşlık Teması
Dizinin en güçlü temalarından biri arkadaşlıktır.
Karakterlerin her biri farklı sorunlarla mücadele ederken birbirlerine destek olmaya çalışır. Ancak bu destek her zaman kusursuz değildir. Bazen arkadaşlarının sorunlarını çözmek isterken daha büyük problemlere yol açarlar.
Bu durum dizinin arkadaşlık anlayışını daha gerçekçi hale getirir.
New Girl, insanların yalnızca iyi günlerinde değil, hayatlarının karmaşık dönemlerinde de birbirlerinin yanında olabileceğini gösterir. Karakterlerin aynı evde yaşaması, arkadaşlık ilişkilerinin daha yoğun biçimde işlenmesine olanak tanır.

Aşk ve İlişkiler
Romantik ilişkiler de dizinin önemli unsurlarından biridir. Ancak New Girl’ün romantik hikâyeleri yalnızca iki kişinin birbirine âşık olması üzerinden ilerlemez.
Karakterlerin ilişkiler konusundaki korkuları, beklentileri ve yanlış kararları da hikâyenin bir parçasıdır.
Özellikle Jess ve Nick arasındaki ilişki, dizinin uzun vadeli anlatısında önemli bir yer tutar. Fakat bu ilişkinin gelişimini anlatmak, dizinin önemli olaylarını açığa çıkaracağından burada ayrıntıya girmemek gerekir.
Bununla birlikte dizinin romantik komedi tarafının, arkadaşlık hikâyeleriyle dengeli biçimde ilerlediğini söylemek mümkündür.
Yetişkinlik ve Hayatla Mücadele
New Girl’ün dikkat çekici taraflarından biri de karakterlerini kusursuz yetişkinler olarak göstermemesidir.
Hepsi belirli yaşlarda olmalarına rağmen hayatlarını tam anlamıyla düzene sokmuş değildir. Kariyer sorunları, ekonomik kaygılar, ilişkiler ve gelecek planları karakterlerin günlük hayatında önemli yer tutar.
Bu yönüyle dizi, özellikle genç yetişkinlerin yaşadığı belirsizlikleri komedi aracılığıyla ele alır.
Karakterlerin zaman içerisinde değişmesi ve bazı sorumluluklarla karşılaşması, dizinin yalnızca romantik ilişkiler üzerine kurulmadığını gösterir.
New Girl’ün Los Angeles Atmosferi
Dizinin hikâyesi Los Angeles’ta geçer. Şehir, doğrudan dizinin ana karakterlerinden biri olmasa da anlatının atmosferini belirleyen önemli unsurlardan biridir.
Los Angeles’ın genç profesyoneller, kariyer arayışları ve sosyal yaşamla ilişkilendirilen yapısı, karakterlerin hayatlarına uygun bir arka plan oluşturur.
Ancak New Girl, şehrin görsel ihtişamından çok karakterlerin yaşadığı eve ve gündelik hayatlarına odaklanır. Bu nedenle izleyici için asıl önemli mekân, karakterlerin birlikte yaşadığı dairedir.

Dizinin Görsel ve Anlatı Yapısı
New Girl klasik sitcom yapısını kullanmakla birlikte karakter gelişimine de önem verir. Bölümlerin çoğu kendi içerisinde belirli bir hikâyeyi tamamlar. Bununla birlikte karakterlerin ilişkileri sezonlar boyunca devam eder.
Bu yöntem, dizinin hem kolay izlenebilir olmasını hem de uzun vadeli hikâyeler oluşturmasını sağlar.
Ayrıca oyuncular arasındaki kimya, dizinin anlatımını güçlendirir. Karakterlerin birbirleriyle olan geçmişlerinin giderek genişlemesi, sonraki bölümlerde kullanılan mizahın daha anlamlı hale gelmesini sağlar.
New Girl’ün Ödül Başarıları
New Girl, yayın hayatının erken döneminde önemli ödül adaylıkları elde etti.
Television Academy kayıtlarına göre dizinin ilk sezonu 2012 yılında toplam 5 Emmy adaylığı aldı. Bunlar arasında Zooey Deschanel’in Komedi Dizilerinde En İyi Kadın Oyuncu adaylığı, Max Greenfield’ın Komedi Dizilerinde En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu adaylığı, pilot bölüm için yönetmenlik adaylığı, oyuncu seçimi ve ana jenerik tasarımı kategorileri bulunuyordu.
Bu adaylıklar, dizinin daha ilk sezonunda televizyon dünyasında dikkat çektiğini göstermesi açısından önemlidir.
Max Greenfield’ın Schmidt performansı özellikle öne çıkmış ve oyuncu 2012 Emmy’lerinde yardımcı erkek oyuncu kategorisinde aday gösterilmiştir.
Zooey Deschanel ise Jess Day karakteriyle Emmy’nin yanı sıra Altın Küre adaylıkları da elde etmiştir.
New Girl’ün Başarısının Sırrı
New Girl’ün başarısında tek bir faktörden söz etmek yerine birkaç unsurun birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Öncelikle karakter kadrosu oldukça güçlüdür. Jess, Nick, Schmidt, Winston ve Cece birbirlerinin kopyası olmayan karakterlerdir. Bu çeşitlilik, hikâyelerin sürekli yeni çatışmalar üretmesine yardımcı olur.
İkinci olarak oyuncular arasındaki uyum dikkat çekicidir. Komedi dizilerinde oyuncuların birbirleriyle kurduğu ritim büyük önem taşır. New Girl’de karakterlerin birbirlerine verdikleri tepkiler çoğu zaman esprilerin kendisi kadar önemlidir.
Son olarak dizi, romantik ilişkiler ile arkadaşlık temasını aynı hikâyede buluşturur. Böylece yalnızca romantik komedi izlemek isteyenlere değil, arkadaşlık merkezli sitcomları sevenlere de hitap eder.

New Girl İzlenir mi?
New Girl, karakter odaklı sitcomlardan hoşlanan izleyiciler için dikkat çekici bir yapımdır. Özellikle arkadaşlık, aşk ve gündelik yaşamın komik taraflarını birlikte izlemek isteyenler açısından geniş bir hikâye alanı sunar.
Dizinin ilk bölümleri Jess’in yeni yaşam düzenine alışmasını ve ev arkadaşlarıyla arasındaki ilişkiyi kurmasını temel alırken zaman içerisinde karakterlerin tamamının hikâyeleri daha fazla öne çıkar.
Bu nedenle diziyi yalnızca Zooey Deschanel’in canlandırdığı Jess Day’in hikâyesi olarak değerlendirmek doğru olmaz. New Girl zaman içerisinde bütün ana karakterlerin gelişimine alan açan bir topluluk komedisine dönüşür.
Sonuç: New Girl Nasıl Bir Dizi?
New Girl, 2011 yılında Fox ekranlarında başlayan ve modern şehir yaşamını arkadaşlık, aşk ve komedi üzerinden ele alan başarılı bir Amerikan sitcomudur.
Dizinin merkezindeki Jess Day karakteri, kendisinden oldukça farklı üç erkekle aynı evi paylaşmaya başladığında ortaya çıkan kültürel ve kişisel farklılıklar hikâyenin başlangıç noktasını oluşturur. Ancak zaman içerisinde bu farklılıklar yerini güçlü bir arkadaşlık bağına bırakır.
Zooey Deschanel’in Jess Day performansı dizinin temelini oluştururken Jake Johnson’ın Nick Miller, Max Greenfield’ın Schmidt ve Lamorne Morris’in Winston Bishop karakterleriyle kurduğu ekip, yapımın komedi tarafını güçlendirir. Hannah Simone’un canlandırdığı Cece Parekh ise hikâyenin kadın karakterler arasındaki dostluk boyutunu genişletir.
Dizi; romantik ilişkileri, arkadaşlıkları, kariyer sorunlarını ve yetişkinlik döneminin getirdiği belirsizlikleri mizahi bir dille ele alırken karakterlerini zaman içerisinde değiştirmeyi de ihmal etmez.
İlk sezonunda aldığı Emmy adaylıkları, yapımın daha başlangıç aşamasında televizyon sektörünün dikkatini çektiğini göstermektedir.
Sonuç olarak New Girl, yalnızca yeni bir eve taşınan genç bir kadının hikâyesini anlatan bir sitcom değildir. Dizi, farklı karakterlerin zaman içerisinde birbirlerinin hayatında nasıl kalıcı bir yer edindiğini anlatan bir arkadaşlık komedisidir. Jess’in iyimserliği, Nick’in kuşkuculuğu, Schmidt’in özgüveni, Winston’ın sıra dışı dünyası ve Cece’nin daha dengeli yaklaşımı bir araya geldiğinde ortaya uzun soluklu, enerjik ve karakter merkezli bir komedi çıkar.
Spoiler vermeden değerlendirildiğinde New Girl’ün en önemli gücü, izleyiciyi yalnızca tek bir hikâyeyi takip etmeye değil, karakterlerin zaman içerisinde kurduğu bağları izlemeye davet etmesidir. Bu nedenle romantik komedi ve sitcom türlerini seven izleyiciler için 2010’lu yılların dikkat çeken televizyon yapımlarından biri olarak değerlendirilebilir.
POP HABER Popüler Haber Sitesi