İtalyan Edebiyatını Almancaya Taşıyan Çevirmenin Hayatı
Heinz Riedt, 20. yüzyıl Avrupa kültür tarihinde İtalyan edebiyatını Almanca konuşulan dünyaya tanıtan önemli çevirmenlerden biridir. Ancak Riedt’i yalnızca başarılı bir edebiyat çevirmeni olarak tanımlamak, oldukça sıra dışı yaşam öyküsünün önemli bir bölümünü göz ardı etmek anlamına gelir. Berlin’de doğan Riedt, gençlik yıllarından itibaren İtalya ile güçlü bir bağ kurmuş, II. Dünya Savaşı sırasında İtalyan direniş hareketi içerisinde yer almış ve savaş sonrasında hayatını büyük ölçüde İtalyan edebiyatının Almancaya aktarılmasına adamıştır.
Özellikle Primo Levi ile olan profesyonel ve kişisel ilişkisi, Riedt’in edebiyat tarihindeki yerini daha da önemli hâle getirir. Levi’nin Nazi toplama kamplarındaki deneyimlerini anlattığı eserinin Almancaya çevrilmesinde üstlendiği rol, iki ülkenin savaşla şekillenen tarihleri açısından da dikkat çekicidir.
Riedt bunun yanı sıra Italo Calvino, Carlo Goldoni, Carlo Collodi, Luigi Pirandello, Carlo Emilio Gadda, Alessandro Manzoni ve başka pek çok İtalyan yazarın eserlerini Almanca okura ulaştırdı. Böylece yalnızca kitap çevirmedi; İtalyan kültürü ile Almanca konuşulan Avrupa arasında uzun süreli bir edebiyat köprüsü kurdu.
Heinz Riedt’in Çocukluğu ve İtalya ile İlk Bağları
Heinz Riedt, 20 Ağustos 1919’da Berlin’de dünyaya geldi. Babasının diplomatik görevi nedeniyle çocukluk ve gençlik dönemlerinin bir bölümünü İtalya’da geçirdi. Bu durum onun ilerleyen yıllarda İtalyan dili ve kültürüne duyacağı ilgiyi önemli ölçüde etkiledi.
Riedt, daha genç yaşlarda İtalyanca ve Fransızcaya hâkim oldu. Böylece İtalyan kültürünü dışarıdan gözlemleyen bir Alman olmaktan ziyade, İtalya’nın dilini ve sosyal hayatını yakından tanıyan bir aydın hâline geldi.
İtalya’da geçirdiği yıllar, daha sonra gerçekleştireceği çeviriler için de önemli bir temel oluşturdu. Çünkü edebi çeviride yalnızca kelimeleri bilmek yeterli değildir. Bir dilin arkasındaki toplumun alışkanlıklarını, mizahını, tarihini ve kültürel çağrışımlarını da anlamak gerekir.
Riedt’in İtalya ile kurduğu erken dönem ilişkisi, onun bu açıdan önemli bir avantaj elde etmesini sağladı.
Padova Yılları ve Akademik Eğitimi
Riedt’in eğitim hayatında Padova önemli bir yere sahiptir. Burada devlet bilimleri, sanat tarihi, edebiyat tarihi ve İtalyan dili ile edebiyatı üzerine çalışmalar yaptı.
Özellikle İtalyan tiyatrosunun önemli isimlerinden Carlo Goldoni üzerine yoğunlaştı. Goldoni’nin eserleri, Riedt’in daha sonra gerçekleştireceği çeviri çalışmalarının da temel alanlarından biri oldu.
Bu akademik ilgi, onun İtalyan edebiyatını yalnızca bir yabancı dil alanı olarak görmediğini gösterir. Riedt, İtalyan edebiyatının tarihsel gelişimini, türlerini ve temsilcilerini ayrıntılı biçimde inceleyen bir araştırmacı kimliği de geliştirdi.
Dolayısıyla onun çevirmenliği ile akademik çalışmaları birbirinden tamamen ayrı değildi. Tam tersine, iki alan birbirini besliyordu.
II. Dünya Savaşı Yıllarında Heinz Riedt
Heinz Riedt’in biyografisinin en dikkat çekici bölümlerinden biri II. Dünya Savaşı dönemidir.
Alman ordusunda görev yapmaktan kaçınmak isteyen Riedt’in bir askeri doktoru askerlik yapamayacağına ikna ettiği aktarılır. Daha sonra eğitimini sürdürmek üzere İtalya’ya geçti.
1943 yılında İtalya’daki direniş hareketine katılması, yaşamının önemli bir dönüm noktası oldu. Riedt, Giustizia e Libertà hareketinin çevresindeki direnişçilerle birlikte çalıştı ve “Marino” kod adını kullandı.
Direniş faaliyetleri sırasında bilgi toplama ve esir değiş tokuşları gibi çeşitli görevlerde bulunduğu belirtilmektedir.
Bu dönemde Riedt’in hayatı ciddi tehlike altındaydı. Alman makamları tarafından fark edilmesi, onun için ağır sonuçlar doğurabilirdi. Buna rağmen İtalya’da kalmayı ve direniş faaliyetlerini sürdürmeyi seçti.
Bu deneyim, Riedt’in İtalya ile olan ilişkisini yalnızca edebiyat ve akademi çerçevesinden çıkardı. İtalya artık onun için aynı zamanda hayatını riske attığı bir ülkeydi.
“Marino” Kod Adı
Riedt’in direniş döneminde kullandığı “Marino” adı, biyografisinin dikkat çeken ayrıntılarından biridir.
Bir Alman olarak İtalyan direnişçileriyle birlikte hareket etmesi, onu dönemin karmaşık siyasi ortamında farklı bir konuma yerleştirmişti. Kendi ülkesinin Nazi yönetimine karşı çıkan Riedt, İtalya’daki direnişçilerle ortak hareket etti.
Daha sonraki yıllarda bu geçmiş, onun Primo Levi ile ilişkisinde de özel bir anlam kazandı.
Levi, Riedt’i savaş dönemindeki tutumu nedeniyle sıradan bir Alman olarak görmüyordu. Riedt’in direniş hareketindeki geçmişi, iki insan arasındaki güven ilişkisinin oluşmasında önemli bir unsur hâline geldi.
Savaş Sonrasında Yeni Bir Hayat
Savaşın sona ermesiyle Riedt Almanya’ya döndü. 1950 yılında Berlin’de Berliner Ensemble ile çalışmaya başladı.
Tiyatro dünyasıyla kurduğu bu ilişki, onun dramatik metinlere yönelik ilgisini daha da geliştirdi. Özellikle Goldoni gibi tiyatro yazarlarının eserlerini Almancaya aktarırken sahne dilinin özelliklerini dikkate alması açısından bu deneyim önemliydi.
Daha sonraki yıllarda Münih’e yerleşen Riedt, çevirmenlik faaliyetlerini burada sürdürdü.
Artık önünde uzun bir edebiyat kariyeri vardı. İtalyanca eserleri Almancaya aktaracak, farklı türlerde çalışan yazarlarla ilgilenecek ve Avrupa’nın iki önemli kültür alanı arasındaki iletişimin güçlenmesine katkı sağlayacaktı.
Primo Levi ve Heinz Riedt
Heinz Riedt’in ismi bugün özellikle Primo Levi ile birlikte anılır.
İtalyan yazar, kimyager ve Holokost tanığı Primo Levi’nin en önemli eserlerinden biri olan Se questo è un uomo, Almancaya Riedt tarafından çevrildi.
Almanca baskıda eser Ist das ein Mensch? adıyla yayımlandı.
Bu çeviri sıradan bir edebi aktarım değildi. Levi, Nazi toplama kamplarında yaşadığı deneyimleri anlatıyordu ve kitabın Almancaya çevrilmesi, savaşın ardından Almanya’nın kendi geçmişiyle yüzleşmesi açısından son derece anlamlıydı.
Üstelik çeviriyi yapan kişi de Alman bir çevirmen ve eski bir direnişçiydi.
Riedt’in Almancaya yaptığı aktarım, Levi’nin eserinin Almanca konuşulan dünyada daha geniş bir okur kitlesine ulaşmasına yardımcı oldu.
Levi ile Kurduğu Dostluk
Riedt ile Levi arasındaki ilişki zaman içerisinde yalnızca çevirmen ve yazar arasındaki profesyonel bağ olmaktan çıktı.
İki isim arasında uzun süreli bir dostluk gelişti. Mektupları, edebiyatın yanı sıra günlük yaşamdan kültürel tartışmalara kadar pek çok farklı konuyu içeriyordu.
Bu yazışmalar, Riedt’in çevirdiği metinleri ne kadar ciddiye aldığını da gösterir. Levi’nin eserlerini Almancaya aktarırken yazarla fikir alışverişinde bulunması, çevirinin metnin ruhuna uygun biçimde yapılmasına katkıda bulundu.
Levi’nin Riedt’e duyduğu güven, çevirmen ile yazar arasındaki ilişkinin sıradan bir yayıncılık işbirliğinden çok daha ileri olduğunu ortaya koyar.
Primo Levi Çevirisinin Önemi
Riedt’in Levi çevirisi özellikle tarihsel bağlam nedeniyle önemlidir.
Bir tarafta Auschwitz deneyimini yaşamış İtalyan bir yazar, diğer tarafta savaş sırasında Alman Nazi yönetimine karşı İtalya’daki direnişe katılmış bir Alman çevirmen bulunuyordu.
Bu iki insanın edebiyat aracılığıyla buluşması, savaş sonrasında Avrupa’daki kültürel hesaplaşmanın sembolik örneklerinden biri olarak değerlendirilebilir.
Riedt, Levi’nin anlatısını Almanca okura ulaştırırken yalnızca bir dil değişikliği gerçekleştirmedi. Aynı zamanda farklı tarihsel deneyimlerin karşılaşmasına aracılık etti.
Italo Calvino’nun Eserlerini Almancaya Kazandırması
Heinz Riedt’in çeviri kariyerinin bir diğer önemli ayağı Italo Calvinodur.
Calvino, İtalyan edebiyatının 20. yüzyıldaki en yenilikçi yazarlarından biridir. Gerçeklik, masal, felsefe ve hayal gücünü bir araya getiren eserleri, çevirmenler açısından da oldukça karmaşık metinler oluşturur.
Riedt, Calvino’nun çeşitli eserlerini Almancaya çevirdi.
Bunlar arasında Görünmez Kentler (Die unsichtbaren Städte) gibi önemli eserler bulunur.
Calvino’nun metinlerindeki çok katmanlı anlatım, semboller ve kelime oyunları, çevirmen için ciddi bir yaratıcılık gerektirir. Riedt’in çalışmaları, bu özgün edebi dünyanın Almanca okur tarafından da takip edilebilmesine katkıda bulundu.
Carlo Goldoni Uzmanlığı
Riedt’in özellikle uzmanlaştığı yazarlardan biri Carlo Goldoni idi.
- yüzyıl İtalyan tiyatrosunun en önemli isimlerinden Goldoni, geleneksel komedi anlayışını dönüştürmesiyle tanınır.
Riedt, Goldoni’nin eserlerini çevirmekle kalmadı; yazar üzerine araştırmalar da gerçekleştirdi.
1967 yılında Goldoni hakkında hazırladığı çalışma yayımlandı. Bu durum, Riedt’in Goldoni’ye yönelik ilgisinin yalnızca çevirmenlik düzeyinde kalmadığını gösterir.
Goldoni’nin Mirandolina, Il bugiardo ve La bottega del caffè gibi eserleri Riedt’in Almanca tiyatro repertuvarına kazandırdığı çalışmalar arasında yer aldı.
Bu çeviriler sayesinde Alman tiyatro seyircisi ve okuru, İtalyan komedi geleneğinin önemli örnekleriyle daha yakından tanışma fırsatı buldu.
Carlo Collodi ve Pinokyo
Riedt’in çevirdiği isimler arasında Carlo Collodi de bulunmaktadır.
Collodi’nin yarattığı Pinokyo karakteri dünya çocuk edebiyatının en tanınmış figürlerinden biridir.
Riedt’in Collodi’nin eserlerini Almancaya aktarması, İtalyan çocuk edebiyatının Almanca konuşulan dünyadaki dolaşımına katkı sağladı.
Buradaki önemli noktalardan biri, çocuk edebiyatı çevirisinin de yetişkin edebiyatı kadar kültürel hassasiyet gerektirmesidir. Mizah, deyimler, karakterlerin konuşma biçimleri ve anlatının ritmi, farklı bir dile aktarılırken yeniden düşünülmelidir.
Riedt’in bu alandaki çalışmaları onun yalnızca akademik ve ağır edebiyatla ilgilenmediğini, farklı okur gruplarına hitap eden metinlerle de çalıştığını ortaya koyar.
Çevirdiği Diğer İtalyan Yazarlar
Heinz Riedt’in çalışma alanı oldukça genişti.
Luigi Pirandello, Carlo Emilio Gadda, Alessandro Manzoni, Tommaso Landolfi ve Gavino Ledda gibi farklı dönemlerden yazarların eserleri de onun çeviri külliyatında yer aldı.
Bu çeşitlilik Riedt’in İtalyan edebiyatına tek bir dönem veya tür üzerinden yaklaşmadığını gösterir.
Bir tarafta klasik İtalyan edebiyatı, diğer tarafta modern roman, tiyatro ve çağdaş anlatılar bulunuyordu.
Riedt’in amacı belirli bir yazarı veya edebi akımı Almanya’ya tanıtmakla sınırlı değildi. Daha geniş anlamda İtalyan edebiyatının farklı yüzlerini Almanca okura sunuyordu.
Heinz Riedt’in Çevirmenlik Anlayışı
Riedt’in başarısının arkasındaki temel unsurlardan biri, İtalyan kültürünü içeriden tanımasıydı.
Bir metni başka bir dile aktarırken kelime kelime çeviri yapmak çoğu zaman yeterli değildir. Özellikle edebi eserlerde yazarın üslubu, ritmi ve kültürel göndermeleri de korunmalıdır.
Riedt’in İtalya’da uzun süre yaşamış olması, bu açıdan ona önemli bir avantaj sağladı.
İtalyancayı yalnızca akademik olarak öğrenmemiş, bu dilin konuşulduğu sosyal çevreyi de deneyimlemişti.
Bu nedenle çevirilerinde metnin arkasındaki kültürel bağlamı dikkate alması mümkün oldu.
Aldığı Ödüller
Heinz Riedt’in çalışmalarının değeri farklı kurumlar tarafından da kabul edildi.
1980 yılında İtalya Kültür Bakanlığı’nın çeviri ödülünü alan Riedt, sonraki yıllarda da önemli ödüllere layık görüldü.
1981’de Montecchio Ödülü ve Almanya’da Christoph-Martin-Wieland-Übersetzerpreis ile ödüllendirildi.
Daha sonraki yıllarda İtalyan kültürüne yaptığı katkılar nedeniyle çeşitli onurlandırmalara da layık görüldü.
Bu ödüller, onun yalnızca Almanya’da tanınan bir çevirmen olmadığını, İtalya tarafından da kültürlerarası iletişime katkı sağlayan önemli bir isim olarak kabul edildiğini gösterir.
Heinz Riedt’in İtalya Sevgisi
Riedt’in hayatındaki en dikkat çekici ayrıntılardan biri, İtalya ile kurduğu bağın kariyerinin tamamına yayılmasıdır.
Çocukluk yıllarında başlayan bu ilişki, öğrencilik döneminde derinleşti. Savaş yıllarında direniş hareketine katılmasıyla daha kişisel bir boyut kazandı.
Savaş sonrasında ise İtalya’nın edebiyatını Almancaya aktararak bu bağı mesleki bir çalışmaya dönüştürdü.
Hayatının son döneminde yeniden İtalya’ya yerleşmesi de bu ilişkinin ne kadar güçlü olduğunu gösterir.
Riedt, 1990’lı yıllarda Procida Adası’nda yaşamaya başladı ve burada hayatının son yıllarını geçirdi.
Heinz Riedt Ne Zaman Öldü?
Heinz Riedt, 3 Ocak 1997 tarihinde İtalya’nın Procida kentinde hayatını kaybetti.
Arkasında onlarca eseri kapsayan geniş bir çeviri külliyatı bıraktı.
Ancak onun kültürel mirası yalnızca çevirdiği kitaplardan ibaret değildir. Riedt’in yaşamı, Almanya ile İtalya arasında savaşın yarattığı büyük kırılmalara rağmen kültürel bağların kurulabileceğini de gösterir.
Özellikle Primo Levi ile ilişkisi, bu açıdan onun mirasının en dikkat çekici parçalarından biridir.
Heinz Riedt Neden Önemli?
Heinz Riedt’in önemini birkaç temel noktada toplamak mümkündür.
İlk olarak, İtalyan edebiyatının önemli temsilcilerini Almanca konuşan okurlarla buluşturdu.
İkinci olarak, Primo Levi’nin eserlerinin Almanca dünyada tanınmasına büyük katkı sağladı.
Üçüncü olarak, Carlo Goldoni üzerine yaptığı çalışmalarla İtalyan tiyatrosunun Almanca konuşulan ülkelerde anlaşılmasına yardımcı oldu.
Dördüncü olarak, farklı dönemlerden ve türlerden eserler çevirerek İtalyan edebiyatının geniş bir panoramasını sundu.
Beşinci olarak ise hayat hikâyesiyle savaş sonrası Avrupa’daki kültürel uzlaşmanın dikkat çekici örneklerinden birini oluşturdu.
Sonuç
Heinz Riedt kimdir? sorusuna verilecek en kapsamlı cevap, onu yalnızca İtalyanca-Almanca arasında çalışan bir çevirmen olarak tanımlamaktan çok daha fazlasını gerektirir.
1919 yılında Berlin’de doğan Riedt, çocukluk yıllarından itibaren İtalya’yı tanıdı. Padova’daki eğitimi sırasında İtalyan dili, edebiyatı ve tiyatrosuna yönelik ilgisini geliştirdi. Özellikle Carlo Goldoni üzerine yoğunlaştı.
II. Dünya Savaşı sırasında ise hayatının en riskli kararlarından birini vererek İtalyan direniş hareketine katıldı. “Marino” kod adıyla faaliyet gösteren Riedt, savaş sonrasında Almanya’ya döndü ve edebiyat alanındaki çalışmalarını sürdürdü.
Onun en önemli başarılarından biri Primo Levi’nin eserlerini Almancaya çevirmesi oldu. Levi ile kurduğu dostluk, iki edebiyat insanının profesyonel ilişkisinin çok ötesine geçti. Bu bağdan geriye kalan yazışmalar, Riedt’in edebiyat dünyasındaki konumunu anlamak açısından da değerli bir kaynak niteliğindedir.
Bunun yanında Italo Calvino, Carlo Goldoni, Carlo Collodi, Pirandello, Gadda ve Manzoni gibi İtalyan edebiyatının farklı dönemlerinden önemli isimleri Almanca okura ulaştırdı.
Riedt’in yaşamı, çevirmenliğin yalnızca iki dil arasında kelime aktarımı olmadığını açıkça gösterir. Gerçek anlamda edebi çeviri, iki kültür arasında düşüncelerin ve deneyimlerin aktarılmasını sağlar. Riedt de İtalya’yı yalnızca tercüme ettiği eserlerle değil, hayatının önemli bir bölümünü bu ülkeye bağlayarak tanıdı.
1997 yılında Procida’da hayatını kaybeden Heinz Riedt, geride İtalyan edebiyatının Almanca dünyadaki varlığını güçlendiren önemli bir miras bıraktı. Bugün adı özellikle Primo Levi çevirileriyle hatırlansa da onun çalışmaları çok daha geniş bir edebi alana yayılır.
Bu nedenle Heinz Riedt, İtalyan ve Alman kültürleri arasında edebiyat yoluyla köprü kuran, savaşın bölücü mirasına karşı kültürel iletişimin gücünü ortaya koyan ve 20. yüzyıl Avrupa çeviri tarihinde iz bırakan önemli bir çevirmen olarak değerlendirilebilir.Pepi Merisio Kimdir?
POP HABER Popüler Haber Sitesi