Pazartesi , Ekim 26 2026
Breaking News
Anadolu halk müziğinin en değerli özelliklerinden biri, sanatın gündelik yaşamla iç içe gelişmesidir. Köylerde, yaylalarda, düğünlerde ve imece toplantılarında ortaya çıkan ezgiler, yalnızca insanları eğlendirmekle kalmaz; toplumların geçmişini, geleneklerini ve ortak hafızasını da geleceğe taşır. Hayri Dev, bu kültürel birikimi yaşatan, özellikle üç telli cura ve çam düdüğüyle tanınan önemli halk müziği ustalarından biridir.
Anadolu halk müziğinin en değerli özelliklerinden biri, sanatın gündelik yaşamla iç içe gelişmesidir. Köylerde, yaylalarda, düğünlerde ve imece toplantılarında ortaya çıkan ezgiler, yalnızca insanları eğlendirmekle kalmaz; toplumların geçmişini, geleneklerini ve ortak hafızasını da geleceğe taşır. Hayri Dev, bu kültürel birikimi yaşatan, özellikle üç telli cura ve çam düdüğüyle tanınan önemli halk müziği ustalarından biridir.

Hayri Dev Kimdir?

Hayatı, Sanat Anlayışı, Türküleri ve Kültürel Mirası

Anadolu halk müziğinin en değerli özelliklerinden biri, sanatın gündelik yaşamla iç içe gelişmesidir. Köylerde, yaylalarda, düğünlerde ve imece toplantılarında ortaya çıkan ezgiler, yalnızca insanları eğlendirmekle kalmaz; toplumların geçmişini, geleneklerini ve ortak hafızasını da geleceğe taşır. Hayri Dev, bu kültürel birikimi yaşatan, özellikle üç telli cura ve çam düdüğüyle tanınan önemli halk müziği ustalarından biridir.

Denizli’nin Çameli ilçesinde doğup büyüyen sanatçı, uzun yıllar boyunca müziğini kendi yöresinin doğal ortamında icra etti. Çobanlık yaptığı dönemlerde öğrendiği ezgileri, köy düğünlerinde ve çeşitli toplumsal etkinliklerde seslendirdi. Geleneksel çalgıları çalmasının yanı sıra bu enstrümanların yapımını da öğrenerek yöresel müzik kültürünün farklı yönlerini bir arada yaşattı.

Hayri Dev’in yaşam öyküsü, müzik alanında tanınmak için mutlaka büyük şehirlerde yetişmek veya akademik eğitim almak gerekmediğini gösteren örneklerden biridir. Onun sanatı, dinleyerek öğrenmenin, deneyim kazanmanın ve geleneksel bilgiyi korumanın önemini ortaya koyar. 1990’lı yıllardan itibaren uluslararası alanda tanınmaya başlayan sanatçı, 2008 yılında Yaşayan İnsan Hazinesi unvanına layık görülerek Anadolu’nun kültürel mirasına yaptığı katkılarla öne çıkmıştır.

Hayri Dev kimdir?

Hayri Dev, 1933 yılında Denizli’nin Çameli ilçesine bağlı Gökçeyaka köyünde dünyaya gelen halk müziği sanatçısı, geleneksel çalgı icracısı ve çalgı yapım ustasıdır. Özellikle üç telli cura çalması, çam düdüğü yapması ve Teke Yöresi’nin yerel ezgilerini yaşatmasıyla tanınır.

Sanatçının müzik anlayışının temelinde, yazılı kaynaklardan çok sözlü aktarım ve uygulama bulunur. Küçük yaşlardan itibaren çevresindeki müzik kültürünü gözlemleyerek geliştirdiği beceriler, zamanla kendine özgü bir ustalığa dönüşmüştür. Hayri Dev, yöresindeki ezgileri yalnızca seslendiren bir müzisyen değil, aynı zamanda bu ezgilerin oluştuğu kültürel çevreyi temsil eden bir sanatçı olarak değerlendirilir.

Onun müzik hayatı, günümüzdeki profesyonel müzik endüstrisinin alışılmış kariyer modellerinden farklıdır. Uzun yıllar boyunca yerel çevresinde tanınmış, düğünlerde ve köy toplantılarında müzik yapmış, geleneksel yaşamın doğal akışı içinde sanatını geliştirmiştir. Daha sonraki yıllarda uluslararası etkinliklere katılması, yerel kültürün geniş kitlelere ulaşabileceğini göstermiştir.

Hayri Dev’in sanatçı kimliği, çaldığı enstrümanların niteliği kadar bu enstrümanların temsil ettiği kültürel mirasla da ilişkilidir. Üç telli cura ve çam düdüğü, onun müziğinde yalnızca ses üretmeye yarayan araçlar değildir. Bu çalgılar, Çameli yöresinin geleneksel yaşam biçimini ve müzikal hafızasını yansıtan önemli kültür unsurlarıdır.

Çameli’den dünyaya uzanan bir yaşam öyküsü

Hayri Dev’in hayatını anlamak için öncelikle yetiştiği coğrafyanın özelliklerine bakmak gerekir. Denizli’nin Çameli ilçesi, Batı Anadolu ile Akdeniz kültürlerinin etkileşim alanında yer alır. Bölgenin geleneksel müziğinde yerel oyun havaları, farklı ritim kalıpları ve kendine özgü çalgılar önemli bir yer tutar.

Sanatçının çocukluk yılları, kırsal yaşamın belirleyici olduğu bir döneme rastlar. Ailesinin geçimine katkıda bulunmak amacıyla küçük yaşlarda çalışmaya başlayan Dev, çobanlık yaparak uzun zamanını açık alanlarda geçirdi. Bu yaşam biçimi, onun doğayla ve içinde yaşadığı toplulukla kurduğu ilişkinin şekillenmesinde etkili oldu.

Hayri Dev’in müzikle tanışması da bu kültürel çevrenin içinde gerçekleşti. Çevresinde çalınan türküleri dinleyerek melodileri öğrenmesi, Anadolu’nun sözlü müzik geleneğinin tipik özelliklerinden birini yansıtır. Geleneksel müzikte bir ezgi, çoğu zaman nota üzerinden değil, ustanın icrasını dinleyerek ve tekrar ederek öğrenilir.

Sanatçının örgün eğitim olanakları sınırlıydı. Biyografik anlatımlarda, okuma yazmayı askerlik döneminde öğrendiği belirtilir. Buna rağmen müzik alanında kendisini geliştirmeyi başardı. Bu durum, geleneksel sanatlarda deneyimin, işitsel hafızanın ve sürekli uygulamanın taşıdığı önemi ortaya koyar.

Hayri Dev’in yaşamı boyunca doğduğu bölgeyle bağını koruması da dikkat çekicidir. Uluslararası alanda tanınmaya başlaması, onun yerel kimliğini geride bırakmasıyla değil, tam tersine Çameli’nin müzik kültürünü özgün biçimde temsil etmesiyle mümkün olmuştur.

Üç telli cura ustalığı

Hayri Dev denildiğinde akla gelen ilk çalgı, üç telli curadır. Bu geleneksel enstrüman, biçimi ve icra özellikleri bakımından yaygın bağlama türlerinden ayrılır. Çameli ve çevresinde kullanılan cura örnekleri, bölgenin yerel müzik anlayışını yansıtan kendine özgü bir ses karakterine sahiptir.

Sanatçının genç yaşlarda cura çalmaya başladığı, bu konuda dedesinin yönlendirmesinden etkilendiği aktarılır. Yaklaşık 15 yaşında çalgıyla ilgilenmeye başlayan Dev, zaman içerisinde yöresel ezgileri icra edebilecek bir ustalık geliştirdi.

Cura, küçük boyutlu yapısı ve kendine has tınısıyla geleneksel halk müziğinde önemli bir yere sahiptir. Ancak bir çalgının kültürel değerini yalnızca fiziksel özellikleri belirlemez. Çalındığı ortam, eşlik ettiği oyunlar, onu kullanan müzisyenlerin teknikleri ve kuşaktan kuşağa aktarılan ezgiler de bu değerin oluşmasına katkıda bulunur.

Hayri Dev’in icrası, yöresel müzik geleneğinin canlı biçimde sürdürülmesine dayanıyordu. Sanatçı, öğrendiği melodileri kendi yorumuyla seslendirirken ezgilerin geleneksel karakterini korumaya önem veriyordu. Böylece cura, onun elinde yalnızca bir müzik aleti değil, yerel kültürün ifade araçlarından biri hâline geliyordu.

Üç telli cura geleneğinin korunması açısından Hayri Dev gibi ustaların rolü büyüktür. Çünkü bir enstrümanın geleceği, yalnızca geçmişte kullanılmış olmasına değil, günümüzde de çalınmasına, yapımının öğrenilmesine ve yeni müzisyenler tarafından benimsenmesine bağlıdır.

Çam düdüğü ve geleneksel zanaat bilgisi

Hayri Dev’in müzikal kimliğini tamamlayan unsurlardan biri de çam düdüğü ustalığıdır. Geleneksel malzemelerden yapılan bu üflemeli çalgı, sanatçının hem müzisyenlik hem de zanaatkârlık becerilerini bir araya getirmesini sağlamıştır.

Çam düdüğünün yapımında çam ağacının ince dallarından yararlanılır. Kültür ve Turizm Bakanlığının geleneksel çalgıya ilişkin kayıtlarında, enstrümanın yaklaşık 65 santimetre uzunluğunda olduğu, ön yüzünde beş ve arka yüzünde bir delik bulunduğu belirtilir. Yapımında kullanılacak malzemenin seçimi ve işlenmesi, belirli bir deneyim gerektirir.

Doğal malzemelerden üretilen geleneksel çalgılar, çevreyle kurulan ilişkinin müzik kültürüne nasıl yansıdığını gösterir. Ağacın özelliklerini tanımak, uygun dalı belirlemek ve istenen sesi elde edebilmek, yalnızca teorik bilgiyle kazanılabilecek beceriler değildir. Uygulama ve deneyim, bu zanaatın temelini oluşturur.

Hayri Dev’in çam düdüğü yapabilmesi, onu yalnızca icracı konumunda bırakmayan önemli bir özelliktir. Sanatçı, çalgının nasıl üretildiğini bilen ve onu müzikte kullanan bir usta olarak geleneksel bilginin farklı aşamalarını temsil etmiştir.

Bu yönüyle Hayri Dev’in yaşamı, somut olmayan kültürel mirasın korunmasına ilişkin önemli bir örnek sunar. Geleneksel bir çalgının müzede sergilenmesi, onun fiziksel varlığını koruyabilir. Ancak yapım tekniğinin ve icra biçiminin yaşaması için bu bilgileri uygulayan ustalara ve onları izleyen yeni kuşaklara ihtiyaç vardır.

Masıt Kırığı ve Teke Yöresi’nin müzik geleneği

Hayri Dev’in repertuvarında Çameli çevresine özgü ezgiler önemli bir yer tutar. Bu müzik geleneği içinde Masıt Kırığı adıyla bilinen ve dokuz sekizlik ritmik yapısıyla dikkat çeken ezgiler öne çıkar. Masıt adı, Gökçeyaka köyünün eski adıyla ilişkilendirilir.

Teke Yöresi, halk müziği bakımından Türkiye’nin dikkat çeken kültürel bölgelerinden biridir. Bölgenin müzikal yapısında yerel oyunlar, ritmik çeşitlilik, geleneksel çalgılar ve sözlü aktarım yoluyla korunan melodiler belirleyici rol oynar.

Dokuz sekizlik ritim, ezgiye hareketli ve karakteristik bir akış kazandırabilir. Bu tür ritimler, yöresel oyunlarla ve toplu eğlencelerle bağlantılı müziklerde kullanılabilir. Ancak Teke Yöresi müziğini yalnızca ritmik özellikleri üzerinden tanımlamak yeterli değildir. Her ezginin arkasında onu üreten topluluğun yaşam biçimi, duyguları ve kültürel alışkanlıkları bulunur.

Hayri Dev’in icrası, bu geleneksel unsurların korunmasına katkıda bulunmuştur. Sanatçı, yöresinde duyduğu ezgileri yalnızca tekrar etmekle kalmamış, onları kendi müzikal deneyimi içinde yaşatmıştır. Bu yaklaşım, halk müziğinin değişmeden saklanan bir ürün değil, icra edildikçe varlığını sürdüren canlı bir kültür olduğunu gösterir.

Müzik araştırmaları açısından yerel repertuvarların belgelenmesi de büyük önem taşır. Çünkü sözlü gelenekle aktarılan ezgiler, kayıt altına alınmadıkları veya yeni kuşaklara öğretilmedikleri takdirde zamanla unutulabilir. Hayri Dev’in müziğinin araştırmacıların ilgisini çekmesi, bu kültürel birikimin belgelenmesine ve daha geniş çevrelerce tanınmasına katkı sağlamıştır.

Köy düğünlerinden uluslararası konserlere

Hayri Dev’in uzun yıllar boyunca sürdürdüğü müzik faaliyetlerinin önemli bir bölümü, köy düğünleri ve yerel toplantılarla bağlantılıydı. Onun müziği, başlangıçta büyük konser salonlarından çok insanların bir araya geldiği gündelik yaşam alanlarında karşılık buldu.

Düğünler, Anadolu halk müziğinin yaşatıldığı en önemli toplumsal ortamlardan biridir. Bu etkinliklerde çalınan ezgiler, yalnızca eğlence amacı taşımaz; topluluk üyelerini bir araya getirir, geleneksel oyunların sürdürülmesini sağlar ve ortak kültürel hafızayı güçlendirir.

Hayri Dev, bu ortamların içinde edindiği deneyim sayesinde hem repertuvarını geliştirdi hem de yöresel müzik geleneğinin bir parçası hâline geldi. Çobanlık ve diğer gündelik işlerle uğraşırken müzikten uzaklaşmaması, sanatın onun yaşamında sürekli bir yere sahip olduğunu gösterir.

Sanatçının yaşamındaki önemli değişimlerden biri, 1992 yılında Fransız müzik araştırmacısı Jérôme Cler ile tanışması oldu. Cler’in bölgenin müzik kültürüne yönelik araştırmaları sırasında gerçekleşen bu tanışma, Hayri Dev’in icrasının Türkiye dışındaki çevrelerce de fark edilmesine yardımcı oldu.

Bu karşılaşmanın ardından sanatçı, uluslararası müzik etkinliklerine katılmaya başladı. 1996 yılında Fransa ve Almanya’daki festivallerde yer aldı. Sonraki yıllarda Amsterdam, Strasbourg, Brüksel ve Paris gibi şehirlerde konserler verdi. Bu etkinlikler, onun geleneksel çalgılarla icra ettiği müziğin farklı ülkelerdeki dinleyicilere ulaşmasını sağladı.

Hayri Dev’in yurt dışındaki tanınırlığı, Anadolu halk müziğinin kültürler arası iletişim kurma gücünü ortaya koydu. Dinleyicilerin bir ezgiyi anlaması için her zaman sözlerini bilmesi gerekmez. Ritmin, melodinin ve çalgıların oluşturduğu müzikal ifade, farklı kültürlerden insanları ortak bir deneyimde buluşturabilir.

Yaşayan İnsan Hazinesi olarak Hayri Dev

Hayri Dev’in kültürel mirasa yaptığı katkılar, 2008 yılında Yaşayan İnsan Hazinesi unvanıyla resmî düzeyde de takdir edildi. Bu program, geleneksel bilgi ve becerileri yaşatan, kültürel mirasın devamlılığında önemli rol oynayan ustaların tanınmasını amaçlar.

Sanatçının üç telli cura ve çam düdüğü üzerindeki ustalığı, yöresel müziğin korunmasına yaptığı katkılarla birlikte değerlendirildi. Böylece Hayri Dev, yalnızca kendi yöresinde tanınan bir müzisyen olmaktan çıkarak Türkiye’nin kültürel mirasını temsil eden isimler arasında yer aldı.

Yaşayan İnsan Hazinesi yaklaşımının temelinde, kültürün yalnızca geçmişe ait nesnelerden oluşmadığı düşüncesi bulunur. Geleneksel müzikler, el sanatları, sözlü anlatılar ve zanaatlar, bunları uygulayan insanlar sayesinde varlıklarını sürdürür. Usta kişiler, teknik bilgilerin yanı sıra bir geleneğin inceliklerini ve uygulama biçimlerini de yeni kuşaklara aktarır.

Hayri Dev’in bu unvanla anılması, Çameli’nin müzik kültürünün daha geniş bir çevrede tanınmasına yardımcı oldu. Aynı zamanda yerel sanatların korunmasının, ulusal kültürel miras politikaları açısından taşıdığı önemi ortaya koydu.

Belgeseller ve eğitim faaliyetleriyle kültürel aktarım

Hayri Dev’in hayatı, müziği ve çalgı ustalığı, araştırmacıların ve belgesel yapımcılarının ilgisini çekti. Sanatçının yaşamını konu alan çalışmalar, onun icrasının daha geniş kitlelere ulaşmasına ve geleneksel müzik kültürünün belgelenmesine katkıda bulundu.

Belgesel kayıtları, geleneksel sanatların korunması bakımından önemli araçlardır. Bir ustanın çalgıyı nasıl tuttuğu, ezgiyi hangi tekniklerle icra ettiği ve müziğini hangi ortamda sürdürdüğü, görsel ve işitsel kayıtlar sayesinde gelecek kuşaklara aktarılabilir.

Bununla birlikte, kültürel mirasın devamlılığı yalnızca kayıtların saklanmasıyla sağlanamaz. Geleneksel müziklerin yaşaması için insanların bu müzikleri öğrenmesi, çalgıları çalması ve yeni icralarla geleneği sürdürmesi gerekir.

Hayri Dev’in Denizli Belediyesi Konservatuvarında öğrencilere geleneksel müzik ve çalgılar konusunda bilgi aktardığı da belirtilmektedir. Bu çalışmalar, sanatçının yıllar içinde kazandığı deneyimin yeni müzisyenlere ulaşmasına katkıda bulundu.

Usta-çırak ilişkisi, geleneksel sanatların aktarımında önemli bir yöntemdir. Öğrenci, ustasını dinleyerek ve uygulamalarını gözlemleyerek yalnızca teknik becerileri değil, müziğin ifade biçimini de öğrenir. Hayri Dev’in bilgi ve deneyimini başkalarıyla paylaşması, onun mirasının kendi yaşam süresinin ötesine taşınmasına yardımcı olmuştur.

Hayri Dev’in aile hayatı ve kişisel özellikleri

Hayri Dev’in yaşamı, müzik çalışmalarının yanı sıra kırsal yaşamın gerektirdiği sorumluluklarla da şekillendi. Sanatçı, uzun yıllar çobanlık yaptı ve ailesinin geçimine katkıda bulundu. Biyografik kaynaklarda beş çocuk sahibi olduğu bilgisi yer alır.

Hayatını büyük ölçüde doğduğu bölgenin çevresinde sürdüren Dev, farklı işlerde çalışmasına rağmen müzikle bağını korudu. Marangozluk ve terzilik gibi alanlardaki becerileri nedeniyle kendisine “Koca Usta” denildiği aktarılır. Bu lakap, onun yalnızca müzik alanındaki değil, el becerilerine dayanan diğer uğraşlarındaki yetkinliğiyle de ilişkilendirilir.

Sanatçının yaşam öyküsünde dikkat çeken noktalardan biri, geleneksel müziği profesyonel bir meslek olarak sürdürmenin ötesinde, günlük hayatının doğal bir parçası hâline getirmiş olmasıdır. Onun için müzik, belirli saatlerde yapılan bir işten çok, yaşadığı çevreyle kurduğu ilişkinin bir parçasıydı.

Bu özellik, Hayri Dev’in sanatını anlamak açısından önemlidir. Çünkü onun icrası, yalnızca bireysel yeteneğinin değil, yetiştiği topluluğun müzik kültürünün de ürünüdür. Geleneksel sanatçılar, çoğu zaman kişisel deneyimleriyle toplumsal hafızayı bir araya getirerek kültürel sürekliliğin sağlanmasına katkıda bulunurlar.

Hayri Dev ne zaman öldü?

Hayri Dev, 18 Temmuz 2018 tarihinde, 85 yaşındayken hayatını kaybetti. Vefatıyla birlikte Çameli yöresinin geleneksel müziğini temsil eden önemli bir usta aramızdan ayrıldı.

Sanatçının ardından kalan miras, yalnızca konser kayıtları ve biyografik bilgilerle sınırlı değildir. Üç telli cura, çam düdüğü, Masıt Kırığı ezgileri ve yerel müzik geleneği, onun yaşamıyla birlikte daha geniş çevrelerin dikkatini çekmiş kültürel unsurlar arasında yer alır.

Hayri Dev’in ölümünden sonra sanatının yaşatılması, geleneksel müzik kültürünün korunması açısından önemini sürdürmektedir. Onun temsil ettiği müzik anlayışı, yeni kuşakların bu çalgıları öğrenmesi ve yöresel ezgileri icra etmesiyle yaşamaya devam edebilir.

Bir halk müziği ustasının kaybı, yalnızca bir sanatçının hayatının sona ermesi anlamına gelmez. Aynı zamanda belirli bir dönemin deneyimlerinin ve sözlü kültür bilgisinin de kaybolma ihtimalini beraberinde getirir. Bu nedenle geleneksel sanatçıların yaşamlarının belgelenmesi, kayıtlarının korunması ve bilgilerinin öğrencilere aktarılması büyük önem taşır.

Hayri Dev’in Türk halk müziğine bıraktığı miras

Hayri Dev’in Türk halk müziğindeki yeri, popülerlik veya ticari başarı ölçütleriyle tek başına açıklanamaz. Onun asıl önemi, yerel bir müzik geleneğini uzun yıllar boyunca yaşatması ve bu kültürün farklı ülkelerde tanınmasına katkıda bulunmasıdır.

Üç telli cura ve çam düdüğü, sanatçının müzik dünyasının temel unsurlarıydı. Bu çalgılar aracılığıyla Çameli’nin yerel ezgilerini seslendiren Dev, Teke Yöresi’nin kültürel özelliklerinin korunmasına yardımcı oldu. Müziğinin uluslararası alanda ilgi görmesi, Anadolu’nun küçük yerleşimlerinde sürdürülen sanatların da evrensel bir değer taşıyabileceğini gösterdi.

Hayri Dev’in yaşamından çıkarılabilecek önemli sonuçlardan biri, geleneksel sanatların korunmasının yalnızca geçmişi hatırlamakla ilgili olmadığıdır. Bu sanatların geleceğe taşınması, onları öğrenen, uygulayan ve yeni kuşaklarla paylaşan insanların yetişmesine bağlıdır.

Sanatçının Yaşayan İnsan Hazinesi olarak tanınması, bu yaklaşımın önemini ortaya koymaktadır. Hayri Dev, yerel müziğin ve geleneksel çalgıların kültürel kimliğin oluşmasındaki rolünü gösteren örneklerden biridir.

Sonuç olarak Hayri Dev, Denizli’nin Çameli ilçesinden çıkarak Anadolu halk müziğinin önemli temsilcileri arasına giren bir sanatçıdır. Çobanlıkla geçen yıllarını müzikten kopmadan sürdüren, geleneksel çalgıları hem yapan hem çalan ve yöresel ezgileri uluslararası dinleyicilerle buluşturan Dev, kültürel mirasın yaşayan temsilcilerinden biri olarak hatırlanmaktadır. Onun müziğini tanımak, aynı zamanda Anadolu’nun yerel kültürlerini, sözlü geleneklerini ve usta-çırak ilişkisine dayanan sanat anlayışını anlamak demektir.Ümit Tokcan Kimdir?

Pop Haber

Türk halk müziğinde yöresel ezgileri çağdaş bir yorumla buluşturan isimlerden biri olan Tolga Çandar, özellikle Ege Bölgesi'nin kültürel mirasını müzik aracılığıyla geniş kitlelere ulaştırmasıyla tanınır. Sanatçının kariyeri yalnızca türkü yorumculuğundan ibaret değildir. Bestecilik, mühendislik, oyunculuk, yazarlık ve siyaset gibi farklı alanlarda da faaliyet gösteren Çandar, çok yönlü meslek yaşamıyla dikkat çeker. Ege'nin kendine özgü müzik geleneğine duyduğu ilgi, üniversite yıllarında başlayan sanat çalışmalarıyla birleşmiş ve uzun yıllara yayılan bir müzik yolculuğuna dönüşmüştür.

Tolga Çandar Kimdir?

Türk halk müziğinde yöresel ezgileri çağdaş bir yorumla buluşturan isimlerden biri olan Tolga Çandar, özellikle Ege Bölgesi'nin kültürel mirasını müzik aracılığıyla geniş kitlelere ulaştırmasıyla tanınır. Sanatçının kariyeri yalnızca türkü yorumculuğundan ibaret değildir. Bestecilik, mühendislik, oyunculuk, yazarlık ve siyaset gibi farklı alanlarda da faaliyet gösteren Çandar, çok yönlü meslek yaşamıyla dikkat çeker. Ege'nin kendine özgü müzik geleneğine duyduğu ilgi, üniversite yıllarında başlayan sanat çalışmalarıyla birleşmiş ve uzun yıllara yayılan bir müzik yolculuğuna dönüşmüştür.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir