Salı , Ekim 27 2026
Breaking News
Anadolu'nun müzik geleneği, kuşaklar boyunca aktarılan türküler, bozlaklar ve sözlü anlatılar sayesinde varlığını sürdürmüştür. Bu köklü kültürün önemli temsilcilerinden biri olan Hacı Taşan, özellikle Keskin yöresinin müzikal kimliğini yaşatan sanatçılar arasında öne çıkar. Kendine has sesi, bağlamadaki ustalığı ve türkülere kattığı içten yorumuyla tanınan sanatçı, Orta Anadolu halk müziğinin unutulmaz isimlerinden biri olmuştur.
Anadolu'nun müzik geleneği, kuşaklar boyunca aktarılan türküler, bozlaklar ve sözlü anlatılar sayesinde varlığını sürdürmüştür. Bu köklü kültürün önemli temsilcilerinden biri olan Hacı Taşan, özellikle Keskin yöresinin müzikal kimliğini yaşatan sanatçılar arasında öne çıkar. Kendine has sesi, bağlamadaki ustalığı ve türkülere kattığı içten yorumuyla tanınan sanatçı, Orta Anadolu halk müziğinin unutulmaz isimlerinden biri olmuştur.

Hacı Taşan Kimdir?

Anadolu’nun müzik geleneği, kuşaklar boyunca aktarılan türküler, bozlaklar ve sözlü anlatılar sayesinde varlığını sürdürmüştür. Bu köklü kültürün önemli temsilcilerinden biri olan Hacı Taşan, özellikle Keskin yöresinin müzikal kimliğini yaşatan sanatçılar arasında öne çıkar. Kendine has sesi, bağlamadaki ustalığı ve türkülere kattığı içten yorumuyla tanınan sanatçı, Orta Anadolu halk müziğinin unutulmaz isimlerinden biri olmuştur.

Hacı Taşan’ın sanatını özel kılan nokta, geleneksel ezgileri yalnızca seslendirmesi değil, onların taşıdığı duyguyu dinleyiciye aktarabilmesidir. Onun yorumlarında gurbetin hüznü, sevdanın coşkusu, ayrılığın acısı ve Anadolu insanının gündelik yaşamından izler bir araya gelir. Özellikle bozlak geleneğiyle özdeşleşen sanatçı, yetiştiği kültürel çevrenin özelliklerini koruyarak kendine özgü bir müzik dili geliştirmiştir.

Kısa sayılabilecek yaşamına rağmen Türk halk müziğinde kalıcı bir iz bırakan Hacı Taşan, günümüzde de hem dinleyiciler hem de geleneksel müzik araştırmacıları tarafından hatırlanmaktadır. Onun hayat hikâyesi, Anadolu’da müzisyenlik geleneğinin nasıl oluştuğunu ve yerel ezgilerin ülke çapında nasıl tanınabildiğini anlamak açısından da dikkat çekicidir.

Hacı Taşan’ın hayatı ve çocukluk dönemi

Hacı Taşan, 7 Mart 1930 tarihinde, o dönem Ankara’ya bağlı olan Keskin ilçesinin Hacı Ali Obası köyünde dünyaya geldi. Hacelobası adıyla da bilinen bu yerleşim, sanatçının kişiliğinin ve müzik anlayışının şekillenmesinde önemli rol oynadı. Günümüzde Kırıkkale sınırlarında bulunan Keskin, Orta Anadolu’nun kendine özgü halk müziği geleneğiyle tanınan yerleşimlerinden biridir.

Taşan’ın çocukluk yılları, müziğin günlük yaşamın doğal bir parçası olduğu bir çevrede geçti. Ailesinin müzikle ilgilenmesi, onun küçük yaşlarda sazlara ve yöresel ezgilere yakınlık duymasını sağladı. Babası Abdullah Çavuş, davul çalan ve yörede tanınan bir müzisyendi. Annesinin de bağlamaya ilgi duyması, ev ortamında müziğe yönelik bir kültürün bulunduğunu gösteriyordu.

Böyle bir ailede yetişen Hacı Taşan, müziği sonradan keşfedilmiş bir uğraş olarak değil, yaşamının doğal bir parçası olarak tanıdı. Çevresindeki müzisyenleri dinleyerek, ezgileri hafızasına alarak ve zamanla çalgı kullanmayı öğrenerek yeteneğini geliştirdi.

Babası, oğlunun müziğe duyduğu ilgiyi fark ettiğinde onun için bir bağlama yaptırdı. Bu saz, Taşan’ın sanat yolculuğunun başlangıcını oluşturdu. İlk dönemlerde öğrendiği melodiler ve yöresel söyleyişler, ilerleyen yıllarda geliştireceği müzik anlayışının temelini hazırladı.

O dönemde Anadolu’da müzik eğitimi çoğunlukla bugünkü gibi kurumlarda verilmiyordu. Genç müzisyenler, deneyimli ustaları izleyerek, düğünlerde çalarak ve geleneksel repertuvarı dinleyerek yetişiyordu. Hacı Taşan’ın müzikal gelişimi de bu kültürel aktarım biçiminin içerisinde gerçekleşti.

Usta Muharrem Ertaş’ın Hacı Taşan üzerindeki etkisi

Hacı Taşan’ın sanat yaşamında Muharrem Ertaş’ın özel bir yeri vardır. Orta Anadolu bozlak geleneğinin güçlü temsilcilerinden biri olan Ertaş, genç müzisyenin yetişmesinde önemli rol oynadı. Taşan, onun yanında hem bağlama icrasının inceliklerini öğrendi hem de geleneksel türkülerin yorumlanma biçimini yakından tanıdı.

Muharrem Ertaş’ın müziğinde güçlü bir ses kullanımı, yöresel söyleyiş ve derin bir duygu aktarımı bulunuyordu. Bu özellikler, Hacı Taşan’ın sanat anlayışını da etkiledi. Ancak Taşan’ın müzikal kişiliği yalnızca ustasının etkisiyle açıklanamaz. Zaman içerisinde kendi ses rengini, yorumunu ve bağlama tavrını geliştirerek bağımsız bir sanatçı kimliği oluşturdu.

Geleneksel müzikte usta-çırak ilişkisi, teknik becerilerin aktarılmasının ötesinde bir anlam taşır. Öğrenci, ustasından repertuvar öğrenirken aynı zamanda müziğin hangi koşullarda icra edildiğini, dinleyiciyle nasıl iletişim kurulduğunu ve yöresel tavrın nasıl korunacağını da öğrenir.

Hacı Taşan’ın Muharrem Ertaş’la kurduğu müzikal bağ, bu geleneğin önemli örneklerinden biridir. Ertaş’ın etkisiyle bozlak kültürünü daha yakından tanıyan Taşan, zamanla Keskin yöresinin kendine özgü özelliklerini kendi yorumuna taşıdı. Böylece hem geleneğin devamlılığına katkıda bulundu hem de halk müziği içerisinde kendine ait bir yer edindi.

Bu ilişki, iki sanatçının aynı müzikal miras içerisinde değerlendirilmesini de açıklar. Bununla birlikte Hacı Taşan, yalnızca bir geleneğin takipçisi olarak kalmamış; yorumuyla bu geleneğin tanınmasına ve yeni kuşaklara ulaşmasına katkı sağlayan isimlerden biri olmuştur.

Hacı Taşan’ın sanat hayatı ve tanınma süreci

Hacı Taşan’ın müzik kariyeri, Keskin ve çevresindeki yerel etkinliklerde bağlama çalıp türkü söylemesiyle gelişti. Düğünler, halk toplantıları ve çeşitli kutlamalar, sanatçının kendisini dinleyicilere tanıtmasına olanak sağladı. Bu ortamlarda kazandığı deneyim, hem repertuvarını genişletmesine hem de farklı dinleyici topluluklarıyla iletişim kurmayı öğrenmesine yardımcı oldu.

Anadolu’da geleneksel müzisyenlik, uzun yıllar boyunca toplumsal yaşamla iç içe ilerlemiştir. Düğünlerde çalınan oyun havaları, uzun hava biçiminde söylenen bozlaklar ve yöresel türküler, müzisyenlerin sanatlarını geliştirebildikleri başlıca alanlardı. Hacı Taşan da bu kültürel ortamda yetişerek müzikal yeteneğini olgunlaştırdı.

Sanatçının daha geniş çevrelerde tanınmasını sağlayan gelişmelerden biri, radyo yayınlarıyla kurduğu ilişkiydi. Muzaffer Sarısözen ile tanışması, onun müziğinin daha geniş bir dinleyici kitlesine ulaşması açısından önemli bir adım oldu. Ankara Radyosu’nda yöre sanatçısı olarak programlara katılması, Keskin yöresine ait ezgilerin ülkenin farklı bölgelerinde duyulmasına katkıda bulundu.

Radyo yayınları, o yıllarda halk müziğinin yaygınlaşmasında önemli bir işleve sahipti. Bir yörede yaşayan sanatçının seslendirdiği türküler, radyo sayesinde başka şehirlerdeki dinleyicilerle buluşabiliyordu. Böylece yerel müzik gelenekleri, kendi coğrafyalarının sınırlarını aşarak ülkenin ortak kültürel mirasının bir parçası hâline geliyordu.

Hacı Taşan’ın radyo aracılığıyla tanınması da bu dönüşümün örneklerinden biridir. Sanatçı, Keskin’in müzikal özelliklerini koruyarak daha geniş bir dinleyici çevresine ulaşmayı başardı. Bu durum, onun yalnızca yöresinde tanınan bir müzisyen olmaktan çıkarak Türk halk müziğinin önemli temsilcileri arasında anılmasına zemin hazırladı.

Hacı Taşan ve Orta Anadolu bozlak kültürü

Hacı Taşan’ın adını öne çıkaran en önemli unsurlardan biri, bozlak geleneğiyle kurduğu güçlü bağdır. Bozlak, özellikle Orta Anadolu’da köklü bir geçmişe sahip olan ve uzun hava özellikleri taşıyan bir halk müziği biçimidir. Bu gelenekte sesin doğal gücü, ezginin serbest akışı ve sözlerin duygusal yoğunluğu belirleyici unsurlar arasında yer alır.

Bozlaklarda insan hayatının farklı yönleri anlatılır. Gurbette yaşamanın zorluğu, sevdiğinden ayrı kalmak, karşılıksız aşk, ölüm, yoksulluk ve kadere karşı duyulan çaresizlik bu müziğin sık işlenen konularındandır. Bu temalar, Anadolu insanının yaşadığı deneyimlerden beslenerek türkülere aktarılır.

Hacı Taşan’ın bozlak yorumlarında içtenlik ve doğallık ön plana çıkar. Sanatçı, sesini kullanırken eserin duygusunu güçlendiren bir anlatım benimser. Bağlamanın eşlik ettiği ezgiler, sözlerin anlamını desteklerken dinleyiciye de güçlü bir duygu dünyası sunar.

Bozlak söylemek, yalnızca güçlü bir sese sahip olmayı gerektirmez. İcracının ezginin yapısını tanıması, yöresel söyleyiş biçimini koruması ve türkünün anlattığı duyguyu aktarabilmesi gerekir. Hacı Taşan’ın sanatında bu özelliklerin bir araya gelmesi, onu geleneğin dikkat çeken temsilcilerinden biri hâline getirmiştir.

Sanatçının bozlakları yorumlama biçimi, Keskin yöresinin müzikal karakterinin tanınmasına da yardımcı olmuştur. Böylece Taşan, kendi sanatını geliştirirken aynı zamanda içinde yetiştiği kültürün yaşamasına katkıda bulunmuştur.

Hacı Taşan’ın müzik tarzı ve bağlama ustalığı

Hacı Taşan’ın müziğinde ses ile bağlama birbirini tamamlayan iki temel unsur olarak öne çıkar. Sanatçı, bağlamayı yalnızca türküye eşlik etmek amacıyla kullanmamış, çalgının melodik imkânlarından yararlanarak anlatımı güçlendirmiştir. Bu yaklaşım, geleneksel halk müziğinin sözlü ve çalgısal özelliklerini bir arada değerlendirmeyi mümkün kılar.

Taşan’ın ses rengi, halk müziğinin doğal ve içten anlatım anlayışıyla uyumludur. Özellikle uzun hava yorumlarında sesin iniş çıkışları, ezginin duygusunu belirginleştirir. Türkünün anlamı, yalnızca sözlerden değil, söyleyiş biçiminden ve müzikal vurgulardan da beslenir.

Sanatçının icrasında yöresel tavrın korunması dikkat çeker. Geleneksel halk müziğinde her bölgenin kendine özgü ezgi kalıpları, ritmik özellikleri ve söyleyiş biçimleri bulunur. Bu farklılıklar, türkülerin kültürel kimliğini oluşturan temel özelliklerdir. Hacı Taşan da Keskin çevresinin müzikal karakterini yorumlarına yansıtarak bu kimliğin yaşamasına katkıda bulunmuştur.

Onun müzik anlayışında gösterişten çok anlatımın gücü önemlidir. Bir türkünün dinleyicide karşılık bulması için yalnızca teknik açıdan başarılı biçimde seslendirilmesi yeterli değildir. Eserin taşıdığı duygunun dinleyiciye geçmesi, yorumcunun müzikal kimliğini belirleyen başlıca unsurlardan biridir.

Hacı Taşan’ın eserlerinin yıllar sonra da dinlenmesi, bu anlatım gücünün kalıcılığıyla ilişkilendirilebilir. Onun yorumları, geçmişteki yaşam biçimlerini ve duyguları günümüz dinleyicisine ulaştıran kültürel belgeler niteliği de taşır.

Hacı Taşan’ın en bilinen türküleri

Hacı Taşan’ın müzik mirası, yorumladığı türküler ve bozlaklarla günümüze ulaşmıştır. Repertuvarında yer alan eserler, Anadolu insanının duygularını, geleneklerini ve gündelik hayatını yansıtan geniş bir kültürel dünyanın parçasıdır.

Sanatçıyla özdeşleşen ve halk müziği çevrelerinde adı sıkça anılan eserlerden bazıları şunlardır:

  • Allı Durnam Bizim Ele Varırsan: Turna imgesi üzerinden memlekete duyulan özlem ve uzaktaki insanlarla haberleşme arzusunu çağrıştıran eser, geleneksel türkü repertuvarının sevilen örneklerindendir.
  • Bugün Ayın Işığı: Hacı Taşan’ın yorumlarıyla hatırlanan türküler arasında yer alır. Ezgisi ve sözleriyle geleneksel halk müziğinin anlatım özelliklerini yansıtır.
  • Aşağıdan Gelir Gelinin Göçü: Yöresel yaşamın ve toplumsal geleneklerin izlerini taşıyan eserlerden biridir.
  • Altın Yüzük Ulanmaz: Halk müziğinin geleneksel repertuvarında yer alan ve sanatçının adıyla birlikte anılan türküler arasındadır.
  • Yüce Dağ Başına Yağan Kar İdim: Doğa imgelerini insanın duygusal dünyasıyla birleştiren şiirsel anlatımıyla öne çıkar.
  • Helkemi Suya Daldırdım: Geleneksel ezgi yapısıyla tanınan eserler arasında bulunur.
  • Değirmenin Bendine: Halk müziğinin sözlü aktarım geleneğini yansıtan türkülerden biridir.
  • Mavilim Mavişelim: Hacı Taşan’ın repertuvarıyla ilişkilendirilen eserler arasında yer alır.

Bu eserlerin tümünü sanatçının kendi besteleri olarak değerlendirmek doğru olmaz. Halk müziğinde pek çok türkü, anonim birikim içerisinde gelişmiş ve farklı sanatçıların yorumlarıyla kuşaktan kuşağa aktarılmıştır. Hacı Taşan’ın önemi de bu eserleri kendi müzikal tavrıyla yorumlamasında ve daha geniş kitlelere ulaştırılmasına katkı sağlamasında yatmaktadır.

Bir türkünün farklı yorumcular tarafından seslendirilmesi, onun zaman içerisinde yeni dinleyiciler kazanmasını sağlar. Bununla birlikte her sanatçının ses rengi, çalgı kullanımı ve yöresel yaklaşımı esere farklı bir karakter kazandırabilir. Hacı Taşan’ın yorumları da geleneksel repertuvarın kendine özgü özelliklerini koruyan örnekler arasında değerlendirilir.

Keskin’in müzik kültürüne katkıları

Keskin, Orta Anadolu halk müziğinin önemli merkezlerinden biridir. Bölgenin türküleri ve bozlakları, geçmişten gelen kültürel deneyimleri yansıtırken yerel müzik geleneğinin özelliklerini de korur. Hacı Taşan, bu birikimin tanınmasında etkili olan sanatçılar arasında yer alır.

Onun yorumları sayesinde Keskin yöresine ait ezgiler daha geniş bir dinleyici kitlesine ulaşmıştır. Bu durum, yerel müzik kültürünün korunması açısından önemlidir. Çünkü geleneksel ezgilerin yaşaması, yalnızca geçmişten kalan kayıtların saklanmasına değil, aynı zamanda bu eserlerin dinlenmesine, öğrenilmesine ve yeni kuşaklara aktarılmasına bağlıdır.

Hacı Taşan’ın sanat yaşamı, Abdal müziği geleneğinin de anlaşılması açısından değerlidir. Bu müzik kültürü, usta-çırak ilişkisi ve sözlü aktarım yoluyla gelişen güçlü bir icra geleneğine dayanır. Müzisyenler, repertuvarlarını yalnızca öğrenmekle kalmaz; onu yorumlayarak ve yaşatarak sonraki kuşaklara aktarırlar.

Taşan’ın geride bıraktığı kayıtlar, bu aktarım sürecinin önemli parçalarıdır. Onun seslendirdiği eserler, yöresel söyleyiş özelliklerinin ve bağlama tavrının anlaşılmasına yardımcı olur. Böylece sanatçının mirası, dinleyiciler açısından olduğu kadar halk müziğiyle ilgilenen araştırmacılar açısından da önemini korur.

Hacı Taşan’ın ailesi ve özel yaşamı

Hacı Taşan’ın özel yaşamına ilişkin bilgiler, müzik kariyeri hakkındaki bilgiler kadar ayrıntılı değildir. Bununla birlikte ailesi, yetiştiği çevre ve çocukluk döneminde karşılaştığı müzik kültürü, sanatçının hayatını anlamak için önemli ipuçları sunar.

Taşan’ın Naile Hanım ile evlendiği ve bu evlilikten sekiz çocuğunun olduğu bilinmektedir. Aile yaşamı, sanatçının müzikle iç içe geçen çalışma hayatıyla birlikte şekillenmiştir.

Geleneksel müzisyenlik, özellikle geçmiş dönemlerde, bugünkü anlamda düzenli bir çalışma ortamına sahip değildi. Düğünlerde ve çeşitli etkinliklerde müzik yapmak, sanatçıların hem mesleki deneyim kazandığı hem de geçimlerini sağladığı başlıca alanlardan biriydi. Bu koşullar, müzisyenlerin yoğun bir çalışma temposu içerisinde yaşamalarını gerektirebiliyordu.

Hacı Taşan’ın hayat hikâyesi de bu geleneksel müzisyenlik anlayışının izlerini taşır. Ailesinden aldığı müzikal mirası geliştirmiş, yerel ortamlarda kazandığı deneyimi radyo yayınlarıyla daha geniş bir alana taşımıştır.

Hacı Taşan ne zaman öldü?

Hacı Taşan, 9 Mart 1983 tarihinde hayatını kaybetti. Sanatçının ölümünün, geçirdiği üçüncü kalp krizinin ardından gerçekleştiği aktarılmaktadır. Henüz 53 yaşındayken yaşamını yitirmesi, Türk halk müziği açısından önemli bir kayıp olarak değerlendirilir.

Taşan’ın ölümünden sonra da türküleri ve bozlakları dinlenmeye devam etti. Radyo kayıtları, arşiv çalışmaları ve geleneksel müzik yayınları, onun sanatının sonraki kuşaklara aktarılmasını sağladı.

Sanatçının anısını yaşatmak amacıyla Keskin’de çeşitli kültürel etkinlikler ve anma programları düzenlenmiştir. Bu etkinlikler, Hacı Taşan’ın yalnızca bir müzisyen olarak değil, aynı zamanda bölgenin kültürel kimliğini temsil eden önemli bir isim olarak görüldüğünü ortaya koyar.

Yaşamının erken sayılabilecek bir dönemde sona ermesine rağmen Taşan’ın eserleri, onun müzikal etkisinin ölümünden sonra da sürdüğünü göstermektedir. Geleneksel müzikte kalıcılık, çoğu zaman sanatçının bıraktığı kayıtların ve yorumların sonraki kuşaklar tarafından benimsenmesiyle mümkün olur. Hacı Taşan’ın mirası da bu sürekliliğin örneklerinden biridir.

Hacı Taşan’ın Türk halk müziğindeki önemi

Hacı Taşan’ın Türk halk müziğindeki yerini değerlendirirken üç temel unsur öne çıkar: Keskin yöresinin müzikal kimliğini temsil etmesi, bozlak geleneğinin yaşatılmasına katkıda bulunması ve kendine özgü yorumuyla geleneksel türküleri geniş kitlelere ulaştırması.

Sanatçı, Muharrem Ertaş gibi önemli bir ustanın yanında yetişerek köklü bir müzik geleneğini tanıdı. Ancak öğrendiklerini yalnızca tekrar etmekle yetinmedi; zaman içerisinde kendi sesini ve bağlama tavrını geliştirerek özgün bir icra biçimi oluşturdu.

Hacı Taşan’ın yorumladığı türkülerde yer alan sevda, ayrılık, gurbet ve özlem gibi temalar, belirli bir dönemin veya bölgenin sınırlarını aşan duygulara karşılık gelir. Bu nedenle eserleri, farklı kuşaklardan dinleyiciler tarafından anlamlı bulunmayı sürdürür.

Sanatçının mirası, halk müziğinin kültürel hafızayı korumadaki rolünü de ortaya koyar. Türküler, geçmişte yaşayan insanların duygularını, deneyimlerini ve yaşam biçimlerini bugüne taşıyan sözlü kültür ürünleridir. Hacı Taşan’ın yorumları, bu aktarımın güçlü örnekleri arasında yer alır.

Sonuç

Hacı Taşan, Orta Anadolu’nun halk müziği geleneğini başarıyla temsil eden, özellikle Keskin bozlaklarıyla tanınan önemli bir sanatçıdır. Çocukluk yıllarında ailesinin etkisiyle başlayan müzik yolculuğunu Muharrem Ertaş’ın yanında geliştirmiş, yerel etkinliklerde kazandığı deneyimi radyo yayınları aracılığıyla geniş kitlelere taşımıştır.

Kendine özgü ses rengi, bağlama icrası ve türkülere yaklaşımı, onu Türk halk müziğinin unutulmayan isimlerinden biri hâline getirmiştir. 1983 yılında hayatını kaybeden sanatçı, geride bıraktığı yorumlarla Anadolu’nun müzikal mirasının yaşamasına katkıda bulunmayı sürdürmektedir.

Hacı Taşan’ın hayatı ve eserleri, geleneksel müziğin yalnızca geçmişe ait bir değer olmadığını, doğru biçimde aktarıldığında yeni kuşaklar için de anlam taşıyabildiğini göstermektedir. Onun sanatını yaşatmak, aynı zamanda Keskin’in kültürel kimliğini ve Anadolu’nun zengin türkü geleneğini korumak anlamına gelir.Emel Taşçıoğlu Kimdir?

Pop Haber

Türk halk müziğinin gelişiminde önemli rol oynayan Arif Sağ, bağlama icrasındaki ustalığı, besteci kimliği ve müzik eğitimine yönelik çalışmalarıyla tanınan sanatçılardan biridir. Anadolu'nun köklü ezgilerini kendine özgü bir yorumla dinleyicilere ulaştıran Sağ, geleneksel müziğin çağdaş sahnelerde de güçlü bir biçimde temsil edilmesine katkıda bulunmuştur. Uzun sanat yaşamı boyunca seslendirdiği türküler, hazırladığı albümler, yetiştirdiği öğrenciler ve gerçekleştirdiği uluslararası projelerle halk müziğinin farklı kuşaklara aktarılmasında etkili olmuştur.

Arif Sağ Kimdir?

Türk halk müziğinin gelişiminde önemli rol oynayan Arif Sağ, bağlama icrasındaki ustalığı, besteci kimliği ve müzik eğitimine yönelik çalışmalarıyla tanınan sanatçılardan biridir. Anadolu'nun köklü ezgilerini kendine özgü bir yorumla dinleyicilere ulaştıran Sağ, geleneksel müziğin çağdaş sahnelerde de güçlü bir biçimde temsil edilmesine katkıda bulunmuştur. Uzun sanat yaşamı boyunca seslendirdiği türküler, hazırladığı albümler, yetiştirdiği öğrenciler ve gerçekleştirdiği uluslararası projelerle halk müziğinin farklı kuşaklara aktarılmasında etkili olmuştur.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir