Çarşamba , Haziran 3 2026
Breaking News
Üniversite eğitimine Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Mimarlık Bölümü'nde başlayan Erek, eğitim sürecinde çeşitli mimarlık ofislerinde çalışarak mekân tasarımı konusunda deneyim kazandı. Aynı dönemde Türkiye'nin deneysel ve progresif rock sahnesinin önemli topluluklarından biri olan Nekropsi grubunda davul çalmaya başladı.
Üniversite eğitimine Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Mimarlık Bölümü'nde başlayan Erek, eğitim sürecinde çeşitli mimarlık ofislerinde çalışarak mekân tasarımı konusunda deneyim kazandı. Aynı dönemde Türkiye'nin deneysel ve progresif rock sahnesinin önemli topluluklarından biri olan Nekropsi grubunda davul çalmaya başladı.

Cevdet Erek Kimdir?

Ses, Mimari ve Ritmi Sanata Dönüştüren Görsel Sanatçı

Türk çağdaş sanatının uluslararası alanda en çok dikkat çeken isimlerinden biri olan Cevdet Erek, ses, ritim, mimari ve mekân ilişkisini özgün bir sanat diline dönüştüren disiplinlerarası çalışmalarıyla tanınmaktadır. Görsel sanatçı, müzisyen, akademisyen ve ses tasarımcısı kimliklerini bir araya getiren Erek, özellikle mekâna özgü enstalasyonlarıyla dünya sanat çevrelerinde önemli bir yer edinmiştir. Türkiye’yi 57. Venedik Bienali’nde temsil eden sanatçı, ritmi yalnızca müziksel bir unsur olarak değil, mimarlık, zaman, hafıza ve toplumsal deneyimlerle ilişkilenen çok katmanlı bir kavram olarak ele almaktadır.

Günümüzde İstanbul’da yaşayan ve çalışmalarını sürdüren Cevdet Erek, çağdaş sanatın farklı disiplinlerini bir araya getiren üretimleri sayesinde hem Türkiye’de hem de uluslararası sanat kurumlarında geniş bir izleyici kitlesine ulaşmıştır.

Cevdet Erek’in Hayatı ve Eğitimi

1974 yılında İstanbul’da doğan Cevdet Erek, çocukluk yıllarından itibaren müzik ve görsel sanatlara ilgi duydu. Ancak onun sanat anlayışını şekillendiren en önemli alanlardan biri mimarlık oldu.

Üniversite eğitimine Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Mimarlık Bölümü’nde başlayan Erek, eğitim sürecinde çeşitli mimarlık ofislerinde çalışarak mekân tasarımı konusunda deneyim kazandı. Aynı dönemde Türkiye’nin deneysel ve progresif rock sahnesinin önemli topluluklarından biri olan Nekropsi grubunda davul çalmaya başladı.

Mimarlık eğitimi sırasında ritim ve mekân arasındaki ilişkiyi keşfetmeye başlayan sanatçı, yüksek lisans eğitimini farklı bir alana yönlendirmeye karar verdi. Bu doğrultuda İstanbul Teknik Üniversitesi İleri Müzik Çalışmaları Merkezi bünyesinde Ses Mühendisliği ve Tasarımı eğitimi aldı. Burada edindiği teknik bilgi, ilerleyen yıllarda ses temelli sanat üretimlerinin temelini oluşturdu.

2002 ile 2011 yılları arasında aynı kurumda araştırma görevlisi olarak çalışan Erek, akademik çalışmalarını sürdürürken sanat pratiğini de geliştirdi. 2005-2006 yıllarında Hollanda’daki Rijksakademie sanatçı programına katılması ise kariyerinde önemli bir dönüm noktası oldu. Bu deneyim, uluslararası sanat çevreleriyle bağlantı kurmasını sağladı.

Sanat Anlayışı: Ses, Mekân ve Ritim

Cevdet Erek’in sanatını anlamanın en önemli yolu onun ritim kavramına yaklaşımını incelemektir. Erek için ritim yalnızca müzikte duyulan bir unsur değildir. İnsanların yürüyüşü, şehirlerin işleyişi, mimari yapıların düzeni ve zamanın akışı da ritmik örüntüler oluşturur.

Sanatçı eserlerinde sıklıkla şu unsurları bir araya getirir:

  • Ses
  • Mimarlık
  • Zaman
  • Ölçü
  • Hareket
  • Hafıza
  • Toplumsal deneyim

Bu nedenle Erek’in çalışmaları klasik anlamda bir sergi nesnesi olmaktan çok, izleyicinin deneyimlediği ve içinde bulunduğu mekânla ilişki kurduğu yapılar olarak öne çıkar.

Onun eserlerinde ses bazen görünmez bir mimari eleman hâline gelirken, bazen de fiziksel nesneler ritim üreten araçlara dönüşür. Böylece sanatçı, izleyiciyi yalnızca bakmaya değil aynı zamanda duymaya ve hissetmeye davet eder.

Documenta 13 ve Uluslararası Çıkışı

Cevdet Erek’in uluslararası sanat sahnesindeki görünürlüğünü artıran önemli olaylardan biri 2012 yılında gerçekleşti.

Dünyanın en prestijli çağdaş sanat etkinliklerinden biri olan dOCUMENTA (13) kapsamında sergilenen “Raum der Rhythmen” (Ritim Odası) adlı enstalasyonu büyük ilgi gördü.

Bu çalışma ses, mimari ve nesnelerden oluşan deneysel bir ortam yaratıyordu. İzleyiciler yalnızca bir sanat eserine bakmıyor; ritmin fiziksel ve işitsel etkilerini deneyimleyebilecekleri bir alanın içine giriyorlardı.

“Ritim Odası”, sanatçının kariyerinde belirleyici bir eser haline geldi ve sonraki yıllarda farklı versiyonlarla yeniden üretildi.

Ritim Odası ve Devam Eden Projeler

“Ritim Odası” projesi zaman içinde farklı mekânlarda yeniden yorumlandı.

Bunlar arasında:

  • MAXXI’de sergilenen “Ritim Odası – Curva”
  • 14. İstanbul Bienali kapsamındaki “Ritim Odası – Otopark”

yer almaktadır.

Her yeni versiyonda mekânın fiziksel özellikleri projeye dâhil edilmiş, böylece eser her sergilendiği yerde yeniden şekillenmiştir.

Bu yaklaşım, Erek’in sanatında mekânın pasif bir sergileme alanı değil, üretimin aktif bir parçası olduğunu göstermektedir.

Sharjah ve Marakeş Bienalleri

Sanatçının uluslararası başarısı yalnızca Avrupa ile sınırlı kalmadı.

“Avlu Süslemesi” adlı çalışmalarının farklı versiyonları:

  • 11. Sharjah Bienali
  • 6. Marakeş Bienali

gibi önemli etkinliklerde sergilendi.

Bu çalışmalar, mimari yüzeyler ile ritmik yapıların ilişkisini araştırırken aynı zamanda geleneksel süsleme anlayışlarını çağdaş sanat bağlamında yeniden yorumladı.

Nam June Paik Ödülü

Cevdet Erek’in uluslararası alandaki başarıları çeşitli ödüllerle de takdir edildi.

2012 yılında sanat dünyasının önemli ödüllerinden biri olan Nam June Paik Ödülü’nü kazandı.

Ödül, medya sanatı ve çağdaş sanat alanlarında yenilikçi üretimler gerçekleştiren sanatçılara verilmektedir. Erek’in ses, ritim ve mekân ekseninde geliştirdiği özgün yaklaşım, bu ödülün kendisine verilmesinde belirleyici oldu.

Venedik Bienali’nde Türkiye Temsilcisi

2017 yılı Cevdet Erek’in kariyerinde yeni bir dönüm noktası oldu.

Sanatçı, dünyanın en önemli sanat organizasyonlarından biri olan 57. Venedik Bienali’nde Türkiye’yi temsil etti.

Bienal için hazırladığı “ÇIN” adlı yerleştirme, ses ve mimari arasındaki ilişkiyi araştıran kapsamlı bir projeydi. Eser, ziyaretçilerin mekân içerisinde hareket ettikçe farklı ritmik deneyimler yaşamalarını sağlıyordu.

Bu temsil, Erek’in yalnızca Türkiye’nin değil, küresel çağdaş sanat sahnesinin de önemli isimlerinden biri olduğunu ortaya koydu.

Bergama Stereo: Tarih ve Sesin Buluşması

Sanatçının en dikkat çekici çalışmalarından biri de “Bergama Stereo”dur.

2019 yılında üretilen bu büyük ölçekli enstalasyon, Berlin’deki Pergamon Sunağı’nın tarihine ve sembolik anlamlarına göndermeler içeriyordu.

Eser;

  • Ses sistemleri,
  • Mimari yapılar,
  • Tarihsel referanslar,
  • Performatif öğeler

aracılığıyla izleyicilere çok katmanlı bir deneyim sunuyordu.

“Bergama Stereo” daha sonra Berlin ve İstanbul başta olmak üzere farklı şehirlerde sergilendi ve çağdaş sanat çevrelerinde geniş yankı uyandırdı.

Kurumsal Kişisel Sergileri

Cevdet Erek’in çalışmaları dünyanın birçok önemli sanat kurumunda kişisel sergilere konu olmuştur.

Bunlar arasında:

  • Kunsthalle Basel
  • Spike Island
  • MhKA
  • Lydgalleriet

bulunmaktadır.

Bu sergiler, sanatçının ses odaklı yaklaşımının uluslararası sanat kurumları tarafından ne kadar önemli görüldüğünü göstermektedir.

Nekropsi ve Müzik Kariyeri

Cevdet Erek yalnızca bir görsel sanatçı değildir. Aynı zamanda Türkiye’nin deneysel müzik sahnesinin önemli isimlerinden biridir.

1990’ların başından itibaren davulcu olarak yer aldığı Nekropsi, Türkiye’de progresif ve deneysel rock müziğin öncü gruplarından biri kabul edilir.

Grubun ilk albümü olan Mi Kubbesi, alternatif müzik çevrelerinde dikkat çekti.

Erek yıllar boyunca grupla birlikte albümler, EP’ler ve çeşitli projeler üreterek müzikal kariyerini sürdürdü. Davul performansındaki ritmik yaklaşımın sanat üretimlerine de doğrudan yansıdığı görülmektedir.

Solo Albümü: Davul

2017 yılında yayımlanan Davul, sanatçının bireysel müzik çalışmalarını geniş kitlelere ulaştırdı.

Albümde geleneksel davul performansları deneysel ses tasarımlarıyla birleşirken, ritim kavramı yine merkeze yerleştirildi.

Bu çalışma, Erek’in müzisyen ve sanatçı kimliklerinin birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini gösteren önemli örneklerden biridir.

Sinema Dünyasındaki Çalışmaları

Cevdet Erek sinema alanında da dikkat çekici projelerde yer aldı.

Yönetmen Kaan Müjdeci tarafından çekilen Sivas filminin ses ve müzik yönetmenliğini üstlendi.

Ayrıca yönetmen Emin Alper’in ödüllü filmi Abluka için Cenker Kökten ile birlikte müzik ve ses tasarımı gerçekleştirdi.

Bu çalışmalar, sanatçının ses konusundaki uzmanlığını farklı disiplinlerde de başarıyla kullanabildiğini göstermektedir.

Masumiyet Müzesi İçin Ürettiği Ses Enstalasyonları

Cevdet Erek’in dikkat çeken projelerinden biri de Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk tarafından kurulan Masumiyet Müzesi için hazırladığı ses enstalasyonlarıdır.

İstanbul’un Çukurcuma semtinde bulunan müze için geliştirdiği ses çalışmaları, ziyaretçilerin anlatıyla daha derin bir bağ kurmasını sağlamaktadır.

Bu proje, sanatçının sesi yalnızca işitsel bir unsur değil, anlatının temel yapı taşlarından biri olarak kullandığını göstermektedir.

Akademisyen Kimliği

Sanat üretiminin yanı sıra akademik çalışmalarını da sürdüren Cevdet Erek, uzun yıllardır eğitim alanında faaliyet göstermektedir.

2011-2013 yılları arasında İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nde mimari tasarım stüdyolarında ders verdi.

Daha sonra üniversitenin Müzik Teknolojileri Bölümü’nde akademik çalışmalarına devam etti ve doçent unvanını aldı.

Akademisyen kimliği sayesinde sanat, ses teknolojileri ve mimarlık alanlarındaki bilgi birikimini yeni kuşaklara aktarmaktadır.

Cevdet Erek’in Sanattaki Önemi

Cevdet Erek, Türkiye’de ses sanatının uluslararası ölçekte tanınmasına katkı sağlayan en önemli isimlerden biridir. Çalışmalarında mimarlık, müzik ve çağdaş sanatı bir araya getirerek özgün bir ifade dili oluşturmuştur.

Onun eserleri yalnızca görülen değil, duyulan, hissedilen ve deneyimlenen sanat yapılarıdır. Bu yaklaşım, çağdaş sanatın sınırlarını genişletirken izleyiciyi de üretimin aktif bir parçası haline getirir.

Bugün Erek, Türkiye’nin çağdaş sanat alanındaki en etkili temsilcilerinden biri olarak kabul edilmekte; eserleri dünyanın önde gelen müzelerinde, bienallerinde ve sanat kurumlarında sergilenmeye devam etmektedir.

Pop Haber

Devlet Tiyatroları'nda oyuncu ve yönetmen olarak başlayan kariyerini üst düzey yöneticilik görevleriyle sürdüren Levent, tiyatronun toplumdaki yerini güçlendirmeyi amaçlayan çalışmalarıyla da tanınmaktadır.

Tamer Levent Kimdir?

Devlet Tiyatroları'nda oyuncu ve yönetmen olarak başlayan kariyerini üst düzey yöneticilik görevleriyle sürdüren Levent, tiyatronun toplumdaki yerini güçlendirmeyi amaçlayan çalışmalarıyla da tanınmaktadır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir