İtalyan sinemasının gelişiminde önemli rol oynayan Alessandro Blasetti, 20. yüzyıl Avrupa sinemasının dikkat çekici yönetmenleri arasında yer alır. Yönetmenliğin yanı sıra senaristlik, sinema eleştirmenliği, gazetecilik ve televizyonculuk yapan Blasetti, yaklaşık altmış yıla yayılan kariyeri boyunca İtalyan sinemasının geçirdiği büyük değişimlere tanıklık etti.
Sessiz filmler döneminden sesli sinemaya, faşist İtalya’nın kültür politikalarından savaş sonrası sinema anlayışına ve televizyonun yükselişine kadar uzanan bu uzun kariyer, Blasetti’yi yalnızca filmografisiyle değil, İtalyan sinema endüstrisinin dönüşümündeki rolüyle de önemli bir isim haline getirdi.
Tarihsel yapımlardan komediye, melodramdan gündelik yaşam hikâyelerine kadar farklı türlerde filmler yöneten Blasetti, özellikle Sole, 1860, Quattro passi tra le nuvole, La corona di ferro, Fabiola ve Prima Comunione gibi yapımlarla tanındı. Aynı zamanda Sophia Loren ve Marcello Mastroianni gibi İtalyan sinemasının gelecekteki yıldızlarıyla çalıştı.
Bu nedenle Alessandro Blasetti’nin kariyerini yalnızca başarılı filmler üzerinden değil, İtalya’da sinemanın bir sanat ve endüstri olarak gelişme süreci içerisinde değerlendirmek gerekir.
Alessandro Blasetti Kimdir?
Alessandro Blasetti, 3 Temmuz 1900 tarihinde Roma’da doğan İtalyan film yönetmeni, senarist, gazeteci ve sinema eleştirmenidir.
Gençlik yıllarında hukuk eğitimi almasına rağmen mesleki yönünü kısa süre içerisinde sinema ve gazeteciliğe çevirdi. Özellikle 1920’li yıllarda film eleştirileri yazmaya başlayan Blasetti, dönemin İtalyan sinemasının içinde bulunduğu sorunları yakından takip etti.
O yıllarda İtalya’nın sinema sektörü ciddi bir gerileme içerisindeydi. Birinci Dünya Savaşı sonrasında ülkenin uluslararası film pazarındaki etkisi zayıflamış, yerli yapımların sayısı ve kalitesi düşmüştü.
Blasetti bu durumun değişmesi gerektiğine inanıyordu.
Onun düşüncesine göre İtalya, kendi kültürel ve tarihsel özelliklerinden yararlanarak güçlü bir ulusal sinema oluşturabilirdi. Bu düşünce, kısa süre içerisinde onu eleştirmenlikten yönetmenliğe taşıdı.
Çocukluk ve Eğitim Hayatı
Alessandro Blasetti’nin doğduğu Roma, İtalyan kültürünün en önemli merkezlerinden biriydi. Sanatla yakın ilişkili bir aile ortamında büyümesi, onun ilerleyen yıllardaki tercihlerinde etkili oldu.
Babası müzisyen, dedesi ise heykeltıraştı. Dolayısıyla Blasetti’nin çocukluk döneminde sanatla karşılaşması doğal bir süreçti.
Üniversitede hukuk eğitimi aldı. Ancak hukuk mesleğine yönelmek yerine edebiyat, gazetecilik ve sinemaya ilgi gösterdi.
Bir süre bankacılık alanında çalıştıktan sonra sinema yayınlarında yazılar kaleme almaya başladı.
Bu dönemde yalnızca filmleri değerlendiren bir eleştirmen değildi. İtalyan sinemasının neden gerilediğini araştırıyor ve bu sektörün yeniden yapılandırılması için fikirler geliştiriyordu.
Sinema Eleştirmenliğinden Yönetmenliğe
Blasetti’nin yönetmenlik kariyerini anlamak için sinema eleştirmenliği dönemine bakmak gerekir.
1920’li yıllarda çeşitli yayınlarda sinema üzerine yazılar yazan sanatçı, İtalya’da güçlü bir film kültürü oluşturulmasını savundu.
Dönemin sinemasında özellikle Hollywood yapımlarının büyük etkisi vardı. Blasetti ise İtalyan sinemasının kendi kimliğini oluşturması gerektiğini düşünüyordu.
Bu nedenle sinema eleştirmenliğini teorik bir çalışma olarak bırakmadı.
1928 yılında sinema üretimini desteklemek amacıyla oluşturulan Augustus adlı kooperatifin kuruluşunda yer aldı.
Bir yıl sonra ilk uzun metrajlı filmi Sole ile yönetmenlik kariyerine başladı.
Sole: Yönetmenlik Kariyerinin Başlangıcı
1929 tarihli Sole, Alessandro Blasetti’nin sinemaya güçlü bir giriş yapmasını sağladı.
Film, İtalya’daki tarımsal dönüşüm ve Pontine Bataklıkları’nın kurutularak tarıma açılması sürecini konu alıyordu.
Blasetti’nin burada dikkat çeken yaklaşımı, büyük tarihsel kahramanlardan ziyade toplumun gündelik hayatına yönelmesiydi.
Filmde kırsal yaşam, emek ve toplumsal dönüşüm ön plana çıkar.
Aynı zamanda Sovyet sinemasının kurgu anlayışından etkilenen görsel bir yapı da görülür.
Sole, teknik ve sanatsal açıdan Blasetti’nin ileride geliştireceği yönetmenlik anlayışının ilk işaretlerini taşıyordu.
Sesli Sinemaya Geçiş
Blasetti’nin kariyerinin önemli aşamalarından biri de sinemanın sessiz dönemden sesli döneme geçtiği yıllara denk gelmesidir.
Yönetmen Resurrectio adlı projeyi hazırlayarak yeni ses teknolojisinin olanaklarından yararlanmayı amaçladı.
Her ne kadar yapım gösterime girme konusunda çeşitli gecikmeler yaşasa da Blasetti’nin yeni teknik gelişmelere açık olduğu ortaya çıktı.
Sesli sinemanın yaygınlaşması, yönetmenler için yeni bir anlatım dili yaratıyordu.
Artık oyuncuların konuşmaları, müzik, ortam sesleri ve ses efektleri dramatik yapının ayrılmaz parçaları haline gelmişti.
Blasetti bu dönüşüme uyum sağlayan yönetmenlerden biri oldu.
1860: İtalyan Tarihini Sinemaya Taşımak
Blasetti’nin en önemli filmlerinden biri 1860‘tır.
1933 yılında çekilen film, Giuseppe Garibaldi’nin İtalya’nın birleşmesi sürecindeki rolünü tarihsel bir arka plan içerisinde ele alır.
Ancak Blasetti’nin yaklaşımı yalnızca ünlü tarihi kişiliklere odaklanmaz.
İtalya’nın birleşmesi gibi büyük bir tarihsel olayın sıradan insanlar üzerindeki etkisi de anlatının önemli bir parçasıdır.
Bu özellik, 1860 filmini dönemin pek çok tarihsel yapımından ayırır.
Blasetti büyük tarihsel olayları toplumsal hayatla ilişkilendirmeye çalışır.
Bu film, onun yönetmenlik kariyerinin en önemli çalışmalarından biri olarak kabul edilir.
Vecchia guardia ve Tartışmalı Dönem
Alessandro Blasetti’nin biyografisindeki en karmaşık başlıklardan biri, faşist dönemle olan ilişkisidir.
1930’ların İtalya’sında sinema, devlet tarafından propaganda ve kültürel politika aracı olarak da kullanılıyordu.
Blasetti bu dönemde faşist ideolojiyle tamamen bağımsız bir konumda değildi.
Özellikle Vecchia guardia filmi, onun dönemin siyasi atmosferiyle ilişkisini değerlendirmek açısından önem taşır.
Ancak Blasetti’nin siyasi yaklaşımı kariyeri boyunca aynı çizgide kalmadı.
İlerleyen yıllarda sinemanın kendi mesleki ve sanatsal dinamikleri içerisinde gelişmesi gerektiğini daha fazla savundu.
Dolayısıyla Blasetti’nin kariyeri değerlendirilirken hem döneminin politik şartları hem de zaman içerisinde değişen yaklaşımı dikkate alınmalıdır.
Tarihsel Sinemaya İlgisi
Blasetti özellikle kariyerinin ilk döneminde tarihsel konulara büyük ilgi gösterdi.
Ettore Fieramosca, Un’avventura di Salvator Rosa ve La corona di ferro gibi yapımlar bunun örnekleridir.
Bu filmlerde geniş dekorlar, kostümler, kalabalık sahneler ve tarihsel atmosfer önemli yer tutar.
Blasetti’nin amacı yalnızca geçmişi yeniden canlandırmak değildi.
Aynı zamanda İtalyan sinemasının teknik kapasitesini göstermek istiyordu.
Bu nedenle onun tarihsel filmleri, döneminin prodüksiyon anlayışı açısından da dikkat çekicidir.
La corona di ferro
1941 yapımı La corona di ferro, Blasetti’nin tarihsel sinema anlayışının en gösterişli örneklerinden biridir.
Film tarihsel olaylarla fantastik unsurları bir araya getirir.
Yönetmen, dönemin sinema teknolojisinin ve stüdyo sisteminin sunduğu olanaklardan yararlanarak geniş ölçekli bir dünya kurar.
Bu film, Blasetti’nin yalnızca gerçekçi toplumsal hikâyelerle ilgilenmediğini; fantastik ve destansı anlatılara da yönelebildiğini gösterir.
Quattro passi tra le nuvole
Alessandro Blasetti denildiğinde en fazla hatırlanan filmlerden biri de Quattro passi tra le nuvoledur.
1942 yılında çekilen yapım, gündelik hayatın sıradan insanlarına odaklanır.
Filmin merkezinde büyük tarihsel olaylar veya olağanüstü kahramanlar yerine kişisel ilişkiler ve toplumun günlük yaşamı vardır.
Bu açıdan film, Blasetti’nin sinema anlayışındaki önemli bir değişimi temsil eder.
Quattro passi tra le nuvole, daha sonra gelişecek İtalyan Yeni Gerçekçiliğinin bazı estetik ve tematik özelliklerini önceden taşıması nedeniyle de önemlidir.
Gerçek mekânlara, sıradan insanlara ve gündelik hayatın ayrıntılarına verilen önem, savaş sonrası İtalyan sinemasının yönelimiyle kesişir.
İtalyan Yeni Gerçekçiliğiyle Bağlantısı
Blasetti doğrudan İtalyan Yeni Gerçekçiliğinin kurucularından biri değildir.
Ancak bazı filmleri, bu akımın gelişmesine katkı sağlayan sinema ortamının önemli parçaları arasında değerlendirilebilir.
İtalyan Yeni Gerçekçiliği özellikle savaş sonrasında Roberto Rossellini, Vittorio De Sica ve Luchino Visconti gibi yönetmenlerle dünya çapında tanınacaktı.
Bu sinema anlayışı sıradan insanların hayatlarına, yoksulluğa, işsizliğe, savaşın yarattığı toplumsal yıkıma ve gerçek mekânlara odaklanıyordu.
Blasetti’nin bazı erken dönem filmlerinde ise bu yaklaşımın öncüllerine rastlanır.
Dolayısıyla onun sinema tarihindeki rolü, Yeni Gerçekçiliğin doğrudan temsilcisi olmaktan çok, İtalyan sinemasının gerçekçi anlatı yönelimini hazırlayan isimlerden biri olmasıyla açıklanabilir.
Savaş Sonrası Dönem
İkinci Dünya Savaşı’nın ardından İtalya’nın toplumsal ve kültürel yapısı büyük ölçüde değişti.
Sinema da bu değişimden doğrudan etkilendi.
Blasetti’nin savaş sonrası filmlerinde önceki döneminin büyük tarihsel yapımlarına kıyasla daha insani ve gündelik hikâyeler ağırlık kazandı.
Un giorno nella vita, bu dönemin dikkat çeken çalışmalarından biridir.
Film, savaşın ardından insan ilişkilerine ve ahlaki meselelere yönelen sinema anlayışının izlerini taşır.
Blasetti böylece yeni İtalya’nın değişen toplumsal atmosferine uyum sağlamaya başladı.
Fabiola
1949 tarihli Fabiola, yönetmenin tarihsel sinemaya ilgisinin savaş sonrasında da devam ettiğini gösterir.
Film, Roma dönemine uzanan tarihsel bir hikâyeyi büyük prodüksiyon anlayışı içerisinde ele alır.
Blasetti burada dekor, kostüm ve kalabalık sahnelerden yararlanarak görsel açıdan gösterişli bir dünya yaratır.
Bu film, yönetmenin büyük ölçekli yapımlara olan ilgisinin önemli örneklerinden biridir.
Prima Comunione
1950 yapımı Prima Comunione, Blasetti’nin komedi alanındaki başarısını ortaya koyan önemli bir filmdir.
Yönetmen bu kez büyük tarihsel olaylardan uzaklaşarak sıradan bir İtalyan ailesinin ve günlük hayatın küçük sorunlarına odaklanır.
Komedi, karakterlerin karşılaştığı beklenmedik durumlar üzerinden gelişir.
Ancak filmin mizahında toplum gözlemi de önemli yer tutar.
Blasetti, insanların davranışlarını ve sosyal alışkanlıklarını komedi aracılığıyla eleştirirken karakterlerine karşı mesafeli fakat gözlemci bir tavır takınır.
Sophia Loren ile Çalışması
Alessandro Blasetti’nin kariyerindeki dikkat çekici iş birliklerinden biri Sophia Loren ile gerçekleştirdiği çalışmalardır.
Loren, Blasetti’nin yönettiği Peccato che sia una canaglia filminde rol aldı.
1954 tarihli bu yapım aynı zamanda Loren ile Marcello Mastroianni arasındaki önemli erken dönem oyunculuk birlikteliklerinden biri olması açısından da dikkat çeker.
Blasetti’nin bu tür filmleri, İtalyan sinemasının 1950’lerde yıldız oyuncular etrafında şekillenen yeni döneminin gelişmesine katkıda bulundu.
Peccato che sia una canaglia
Peccato che sia una canaglia, Blasetti’nin komedi anlayışını modern İtalyan toplumuyla birleştirdiği filmlerden biridir.
Filmde romantik ilişkiler, kişisel çıkarlar ve toplumsal davranışlar mizahi bir çerçevede ele alınır.
Blasetti’nin tarihsel filmlerindeki ağır anlatımdan farklı olarak burada daha hafif ve akıcı bir sinema dili görülür.
Bu değişim, yönetmenin farklı türlerde çalışabilme yeteneğini ortaya koyar.
Bölüm Filmleri
Blasetti’nin 1950’lerdeki kariyerinin önemli özelliklerinden biri de bölüm filmlerine yönelmesidir.
Altri tempi ve Tempi nostri gibi yapımlarda birbirinden farklı kısa hikâyeler tek bir film içerisinde bir araya getirilir.
Bu format, İtalyan sinemasında özellikle komedi türünde oldukça başarılı olmuştu.
Blasetti, farklı hikâyeler aracılığıyla İtalyan toplumunun çeşitli kesimlerini gözlemleme imkânı buldu.
Bu yapımlarda aşk, aile, sınıf ilişkileri, günlük yaşam ve modernleşme gibi konular mizahi bir anlatımla ele alınır.
İtalyan Komedisindeki Yeri
Blasetti’nin 1950’lerdeki filmleri, daha sonra commedia all’italiana adıyla dünya çapında tanınacak İtalyan komedi geleneğinin gelişim süreci içerisinde değerlendirilebilir.
Bu komedi anlayışının temel özelliği, seyirciyi güldürürken aynı zamanda toplumun sorunlarına dikkat çekmesidir.
Blasetti’nin filmlerinde de yalnızca eğlendirme amacı yoktur.
İnsanların davranışları, sosyal statüleri, aile ilişkileri ve modern hayatın getirdiği değişimler mizahın konusu haline gelir.
Televizyon Kariyeri
Alessandro Blasetti, televizyonun İtalya’da yaygınlaşmaya başladığı dönemde bu yeni iletişim aracına da yöneldi.
Özellikle 1950’lerin sonlarından itibaren televizyon projelerinde görev aldı.
Sinema yönetmenliğinden televizyona geçiş onun için doğal bir gelişmeydi.
Çünkü Blasetti kariyeri boyunca yeni anlatım teknolojilerini ve farklı medya biçimlerini takip etmişti.
Televizyon sayesinde sinemada olduğu gibi geniş kitlelere ulaşmaya devam etti.
Viaggio nella Valle del Po
Blasetti’nin televizyonculuk alanındaki en dikkat çekici çalışmalarından biri Viaggio nella Valle del Po alla ricerca dei cibi genuini adlı programdır.
Bu yapımda İtalya’nın Po Vadisi boyunca yapılan yolculuk üzerinden yerel yemek kültürü, gelenekler ve insanlar anlatılır.
Programın en önemli özelliği, gastronomiyi yalnızca yemek tarifleri açısından ele almamasıdır.
Soldati’nin benzer çalışmalarıyla da ilişkilendirilebilecek bu yaklaşım, İtalya’nın yerel kültürünü belgelemeye yönelir.
Yemekler, onları hazırlayan insanların yaşamlarıyla birlikte ele alınır.
Bu açıdan Blasetti’nin televizyon çalışmaları, modern gezi ve gastronomi programlarının erken örnekleri arasında düşünülebilir.
Sinema Eğitimine Katkısı
Blasetti’nin İtalyan sinemasına katkısı filmlerle sınırlı kalmadı.
Roma’daki Centro Sperimentale di Cinematografia bünyesinde eğitim faaliyetlerine katıldı.
Genç sinemacılara yönetmenlik, oyunculuk ve senaryo konusunda deneyimlerini aktardı.
Bu görev, onun sinema tarihindeki mirasını daha da genişletti.
Bir yönetmenin etkisi yalnızca çektiği filmlerle değil, yetiştirdiği veya etkilediği yeni kuşaklarla da ölçülebilir.
Blasetti bu açıdan İtalyan sinema kültürünün kurumsallaşmasına katkı sağlayan isimlerden biridir.
Alessandro Blasetti’nin Yönetmenlik Tarzı
Blasetti’nin sinemasını tek bir üslup üzerinden tanımlamak kolay değildir.
Çünkü filmografisinde tarihsel destanlar, savaş dramları, melodramlar, komediler ve gündelik hayat hikâyeleri bulunur.
Ancak bütün bu çeşitliliğin altında bazı ortak özellikler vardır.
Bunların başında güçlü hikâye anlatımı gelir.
Blasetti, tür ne olursa olsun karakterlerin izleyiciyle bağ kurmasına önem verir.
İkinci önemli özellik ise görsel anlatımdır.
Özellikle tarihsel filmlerinde büyük prodüksiyonlar ve kalabalık sahneler kullanırken daha sade filmlerinde gerçekçi mekânlardan yararlanır.
Ayrıca oyuncuların performansını hikâyenin merkezinde tutar.
Alessandro Blasetti’nin Oyunculara Yaklaşımı
Blasetti’nin kariyerinin bir başka önemli yönü, oyuncularla kurduğu çalışmadır.
İtalyan sinemasının farklı kuşaklarından birçok oyuncuyla çalışan yönetmen, bazı genç oyuncuların kariyerlerinin gelişmesine de katkıda bulundu.
Sophia Loren ile çalışması bunun en bilinen örneklerinden biridir.
Marcello Mastroianni gibi İtalyan sinemasının daha sonra uluslararası yıldızları arasına girecek oyuncularla da aynı dönem içerisinde çalışma fırsatı buldu.
Bu durum Blasetti’nin yalnızca filmleriyle değil, İtalyan yıldız sisteminin gelişimindeki rolüyle de önem taşıdığını gösterir.
Alessandro Blasetti’nin Özel Hayatı
Blasetti’nin özel yaşamı, mesleki kariyeri kadar kamuoyunun gündeminde olmadı.
Maria Laura Quagliotti ile evlenen yönetmenin Mara Blasetti adlı bir kızı oldu.
Özel hayatından çok sinema ve kültür alanındaki çalışmalarını ön plana çıkarmayı tercih eden Blasetti, uzun kariyeri boyunca üretmeye devam etti.
Alessandro Blasetti Ne Zaman Öldü?
Alessandro Blasetti, 1 Şubat 1987 tarihinde Roma’da hayatını kaybetti.
86 yaşında yaşamını yitiren yönetmen, arkasında sessiz sinemadan televizyon çağına kadar uzanan geniş bir miras bıraktı.
Kariyerine 1920’lerin sonunda başlayan Blasetti, sinemanın teknik, ekonomik ve sanatsal açıdan geçirdiği büyük dönüşümlerin tamamına yakından tanıklık etmişti.
Alessandro Blasetti’nin Sinema Tarihindeki Önemi
Alessandro Blasetti’yi önemli yapan temel özelliklerden biri, İtalyan sinemasının farklı dönemleri arasında bir köprü oluşturmasıdır.
1920’lerin sonunda İtalyan film endüstrisinin yeniden canlandırılması için mücadele etti.
1930’larda sesli sinemanın olanaklarını kullandı ve tarihsel filmler yönetti.
Savaş döneminde siyasi atmosferin etkisinde kalan yapımlara imza attı.
Savaş sonrasında ise daha insani ve gündelik hikâyelere yöneldi.
1950’lerde komedi ve bölüm filmleriyle değişen seyirci zevklerine uyum sağladı.
Televizyonun yükselişiyle bu alana geçti ve kültürel programlar hazırladı.
Bütün bunlar, Blasetti’nin yalnızca bir yönetmen olmadığını ortaya koyar.
O aynı zamanda İtalyan sinemasının değişimini bizzat yaşamış bir sinema tarihçesi niteliğinde kariyere sahipti.
Alessandro Blasetti’nin Mirası
Blasetti’nin mirası birkaç önemli filmden çok daha geniştir.
Onun asıl katkısı, İtalya’da ulusal sinemanın yeniden güçlendirilmesi gerektiğini erken dönemde fark etmesidir.
Sinema eleştirmeni olarak başladığı kariyerini yönetmenlikle birleştirmiş, ardından senaryo, televizyon ve eğitim alanlarına uzanmıştır.
Sole ile kırsal yaşamı, 1860 ile İtalya’nın tarihini, Quattro passi tra le nuvole ile gündelik insanları, La corona di ferro ile fantastik tarihsel anlatıyı, Prima Comunione ile toplumsal komediyi ve sonraki televizyon çalışmalarında İtalya’nın kültürel çeşitliliğini ele aldı.
Bu çeşitlilik, Blasetti’nin sinemaya yaklaşımının en belirgin özelliğidir.
Sonuç
Alessandro Blasetti, İtalyan sinemasının gelişiminde önemli rol oynayan çok yönlü bir yönetmen ve kültür insanıdır.
3 Temmuz 1900’de Roma’da dünyaya gelen Blasetti, hukuk eğitimi almasına rağmen genç yaşta gazetecilik ve sinema eleştirmenliğine yöneldi. İtalyan sinemasının içinde bulunduğu krizi yakından gözlemledi ve ulusal film üretiminin güçlendirilmesi gerektiğini savundu.
1929 yılında çektiği Sole, onun yönetmenlik kariyerinin başlangıcı oldu. Ardından 1860, Vecchia guardia, La corona di ferro, Quattro passi tra le nuvole, Un giorno nella vita, Fabiola, Prima Comunione ve Peccato che sia una canaglia gibi birbirinden farklı filmlere imza attı.
Blasetti’nin kariyerindeki en dikkat çekici özelliklerden biri, tek bir sinema türüne bağlı kalmamasıdır. Tarihsel filmlerden komediye, gerçekçi toplumsal hikâyelerden fantastik anlatılara kadar geniş bir yelpazede çalıştı.
Özellikle Quattro passi tra le nuvole, gündelik insanları ve sıradan yaşamı merkeze alması bakımından İtalyan Yeni Gerçekçiliğinin gelişiminden önce ortaya çıkan önemli filmlerden biri olarak öne çıkar.
Savaş sonrası dönemde İtalyan sinemasının değişimine uyum sağlayan yönetmen, 1950’lerde komedi ve bölüm filmleriyle çalışmalarını sürdürdü. Sophia Loren ve Marcello Mastroianni gibi önemli oyuncularla yaptığı çalışmalar, onun İtalyan yıldız sisteminin gelişimindeki rolünü de ortaya koydu.
Blasetti daha sonra televizyona yönelerek kültür ve gezi programları hazırladı. Ayrıca sinema eğitimi alanında görev alarak deneyimlerini genç kuşaklara aktardı.
Elbette onun mirası, faşist dönemle olan ilişkisi nedeniyle tek boyutlu biçimde değerlendirilmemelidir. Blasetti’nin kariyeri, sanat ile siyaset arasındaki ilişkinin son derece karmaşık olduğu bir dönemin izlerini taşır.
Bütün bu yönleriyle Alessandro Blasetti, İtalyan sinemasının sessiz döneminden televizyon çağına uzanan dönüşümünü kendi kariyerinde taşıyan önemli bir sinemacı olarak kabul edilebilir.
1987 yılında Roma’da hayatını kaybeden yönetmenin filmleri bugün Federico Fellini, Vittorio De Sica, Roberto Rossellini ve Luchino Visconti gibi isimlerle birlikte değerlendirilen İtalyan sinema tarihinin önemli parçaları arasında yer almaktadır.
Blasetti’nin sinemadaki en büyük mirası ise belirli bir türle sınırlı değildir. Onun asıl başarısı, değişen İtalya’yı farklı anlatım biçimleriyle perdeye ve ekrana taşıması ve ulusal sinemanın gelişimine uzun yıllar boyunca katkı sağlamasıdır.
POP HABER Popüler Haber Sitesi