Salı , Ekim 27 2026
Breaking News
Anadolu'nun kültürel zenginliğini gelecek kuşaklara taşıyan sanatçılar, yalnızca seslendirdikleri eserlerle değil, yaşattıkları geleneklerle de hatırlanır. Türk halk müziğinin önemli temsilcilerinden Raci Alkır, Erzurum'un köklü müzik kültürünü kendine özgü yorumuyla geniş kitlelere ulaştıran isimlerden biridir. Halk arasında “Türkü Paşa” ve “Tatyan Baba” olarak tanınan sanatçı, özellikle Erzurum yöresine ait türkülerin korunması ve yaygınlaşması konusunda önemli bir yer edinmiştir.
Anadolu'nun kültürel zenginliğini gelecek kuşaklara taşıyan sanatçılar, yalnızca seslendirdikleri eserlerle değil, yaşattıkları geleneklerle de hatırlanır. Türk halk müziğinin önemli temsilcilerinden Raci Alkır, Erzurum'un köklü müzik kültürünü kendine özgü yorumuyla geniş kitlelere ulaştıran isimlerden biridir. Halk arasında “Türkü Paşa” ve “Tatyan Baba” olarak tanınan sanatçı, özellikle Erzurum yöresine ait türkülerin korunması ve yaygınlaşması konusunda önemli bir yer edinmiştir.

Raci Alkır Kimdir?

Türkü Paşa’nın Hayatı, Sanat Anlayışı ve Müzik Mirası

Anadolu’nun kültürel zenginliğini gelecek kuşaklara taşıyan sanatçılar, yalnızca seslendirdikleri eserlerle değil, yaşattıkları geleneklerle de hatırlanır. Türk halk müziğinin önemli temsilcilerinden Raci Alkır, Erzurum’un köklü müzik kültürünü kendine özgü yorumuyla geniş kitlelere ulaştıran isimlerden biridir. Halk arasında “Türkü Paşa” ve “Tatyan Baba” olarak tanınan sanatçı, özellikle Erzurum yöresine ait türkülerin korunması ve yaygınlaşması konusunda önemli bir yer edinmiştir.

1933 yılında Erzurum’da dünyaya gelen Raci Alkır, müzikle iç içe gelişen yaşamının ilk dönemlerinde farklı bir meslekle uğraşmış, ilerleyen yıllarda ise bütün dikkatini sanatına yöneltmiştir. Geleneksel ezgilere bağlılığı, kendine özgü ses rengi ve yöresel müziğin karakterini koruyan icra anlayışı, onu halk müziği çevrelerinde saygın bir konuma taşımıştır.

Sanatçının yaşam öyküsü, Anadolu’nun yerel müzik geleneklerinin nasıl korunup geniş kitlelere aktarılabileceğini göstermesi bakımından da dikkat çekicidir. Raci Alkır, yalnızca türkü söyleyen bir yorumcu değil, aynı zamanda Erzurum’un kültürel hafızasını müzik aracılığıyla yaşatan bir sanatçı olarak değerlendirilir. TRT Erzurum Radyosu’ndaki çalışmaları, derlemecilik faaliyetleri ve bıraktığı kayıtlar, onun Türk halk müziğindeki yerini güçlendirmiştir.

Erzurum’da Başlayan Bir Yaşam

Raci Alkır, 1933 yılında Erzurum’un Yukarı Hasan-i Basri Mahallesi’nde, Gavurboğan adıyla da bilinen mahallede doğdu. Şefik Efendi ile Şadiye Hanım’ın oğlu olan sanatçı, çocukluk ve gençlik yıllarını Erzurum’un geleneksel yaşam biçimi içinde geçirdi.

Erzurum, tarih boyunca kendine özgü müzik anlayışı, halk oyunları ve sözlü kültür ürünleriyle Anadolu’nun önemli kültür merkezlerinden biri olmuştur. Bu ortamda yetişen Alkır, çevresinde duyduğu ezgilerle erken yaşlardan itibaren yakınlık kurdu. Yöresel türküler, uzun havalar ve geleneksel musiki anlayışı, ileride geliştireceği sanat kimliğinin temel unsurları arasında yer aldı.

İlk eğitimini Palandöken İlkokulu’nda tamamlayan Alkır, okul yıllarının ardından çalışma hayatına yöneldi. Gençlik döneminde terzilik mesleğini öğrenmeye başladı. Çıraklıkla başlayan bu süreç, zaman içinde kalfalığa ve mesleki deneyim kazanmaya dönüştü. Terzilik, uzun süre geçimini sağladığı temel uğraşlardan biri oldu.

Ancak müzik, yaşamının arka planında kalıcı bir yer tutuyordu. Erzurum’un türküleriyle kurduğu bağ, zamanla sıradan bir ilgiyi aşarak sanatını şekillendiren güçlü bir tutkuya dönüştü. Çalışma hayatını sürdürürken müzik topluluklarına katılması, bu alandaki deneyimini artırmasına yardımcı oldu.

Alkır’ın yaşamında belirleyici olan özelliklerden biri, yetiştiği çevrenin kültürel değerlerini benimsemesi ve bunları müziğinin merkezine yerleştirmesiydi. Erzurum’un insanlarını, geleneklerini ve duygularını yansıtan eserler, onun repertuvarında önemli bir yer edindi.

Terzilikten Sanatçılığa Uzanan Yol

Raci Alkır’ın sanat hayatına geçişi bir anda gerçekleşmedi. Uzun yıllar terzilikle uğraşırken müzik çalışmalarını da sürdürdü. Bu dönem, onun hem mesleki yaşamını devam ettirdiği hem de halk müziğine ilişkin birikimini geliştirdiği yıllar olarak öne çıktı.

1955 yılında Erzurum Halk Oyunları ve Halk Türküleri Derneği bünyesindeki çalışmalara katılması, sanat yaşamında önemli bir aşama oldu. Burada geleneksel ezgilerle daha yakından ilgilenme, farklı müzisyenlerle bir araya gelme ve yöresel müzik kültürünü topluluk içinde deneyimleme fırsatı buldu.

Bu tür topluluklar, halk müziğinin kuşaktan kuşağa aktarılmasında önemli görevler üstleniyordu. Türküler yalnızca bireysel yorumlarla değil, ortak çalışmalar, kültürel toplantılar ve yerel etkinliklerle de yaşatılıyordu. Alkır’ın bu ortamlarda bulunması, repertuvarını geliştirmesinin yanı sıra geleneksel müziğin toplumsal yönünü daha iyi kavramasına katkı sağladı.

Sanatçının meslek yaşamındaki önemli değişimlerden biri 1966 yılında gerçekleşti. Bu tarihte terziliği bırakarak müziğe daha fazla ağırlık vermeye başladı. Böylece uzun süredir devam eden müzik tutkusunu profesyonel bir kariyere dönüştürme yolunda ilerledi.

Raci Alkır’ın bu tercihi, onun hayatında yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Müziğe ayırdığı zamanın artmasıyla birlikte sahne ve radyo çalışmaları daha fazla önem kazandı. Erzurum’un geleneksel ezgilerini yorumlama konusunda geliştirdiği deneyim, ilerleyen yıllarda tanınan bir halk müziği sanatçısı olmasının önünü açtı.

TRT Erzurum Radyosu ile Gelen Tanınırlık

Raci Alkır’ın sanat yaşamında radyo yayınları özel bir yere sahiptir. TRT Erzurum Radyosu, yöresel müziklerin Türkiye genelinde tanınmasına katkıda bulunan önemli kurumlardan biriydi. Alkır’ın bu kurumla kurduğu bağ, hem kendi sanat kariyeri hem de Erzurum müziğinin yaygınlaşması bakımından belirleyici oldu.

Sanatçı, 1961 yılında Erzurum Radyosu’nun halk müziği korosuyla bağlantı kurdu. Radyo ortamında yürüttüğü çalışmalar sayesinde sesini daha geniş bir dinleyici kitlesine ulaştırma imkânı buldu. Özellikle Erzurum yöresinin ezgilerini seslendirmesi, bölgenin müzik kültürünün başka şehirlerde de tanınmasına yardımcı oldu.

1971 yılında TRT Erzurum Radyosu’nda kadrolu ses sanatçısı olarak görev almaya başlaması, mesleki kariyerinin önemli dönüm noktalarından biriydi. Bu görev sırasında geleneksel repertuvarın korunmasına ve radyo yayınlarında yaşatılmasına katkıda bulundu. 1981 yılında kendi isteğiyle emekliye ayrıldı.

Radyo sanatçılığı, yalnızca güzel bir sese sahip olmayı gerektiren bir çalışma alanı değildi. Eserlerin yöresel özelliklerini tanımak, doğru yorumlamak ve dinleyiciye aktarırken geleneksel yapısını korumak da büyük önem taşıyordu. Alkır’ın Erzurum müziğine duyduğu yakınlık, bu açıdan sanatını farklılaştıran unsurlardan biri oldu.

Radyo kayıtlarının kalıcılığı da onun çalışmalarına ayrı bir değer kazandırdı. Canlı yayınlarla sınırlı kalmayan eserler, kayıtlar aracılığıyla sonraki yıllarda da dinlenebilir hâle geldi. Böylece Raci Alkır’ın yorumları, kendi döneminin ötesine taşınarak halk müziği arşivinin bir parçası oldu.

Türkü Paşa ve Tatyan Baba Lakaplarının Hikâyesi

Raci Alkır’ın halk arasında tanınmasını sağlayan unsurlardan biri, kendisiyle özdeşleşen lakaplardır. Sanatçı, özellikle Türkü Paşa adıyla anılmış; Tatyan Baba olarak da geniş bir çevrede tanınmıştır.

Bu adlandırmalar, onun halk müziği alanında kazandığı saygınlığın ve Erzurum’un geleneksel müzik kültürüyle kurduğu güçlü ilişkinin göstergesi olarak değerlendirilebilir. Alkır’ın sanat anlayışında yöresel söyleyiş biçimleri ve geleneksel ezgiler önemli bir yer tutuyordu. Türküleri yorumlarken bu özellikleri koruması, dinleyicilerin onu farklı bir yere koymasını sağladı.

Halk müziğinde bir sanatçının başarısı, yalnızca sesinin gücüyle ölçülmez. Eserin duygusunu aktarabilmesi, sözleri anlaşılır biçimde yorumlaması ve ait olduğu yöreye özgü müzikal özellikleri koruması da önemlidir. Raci Alkır, Erzurum türkülerindeki karakteristik söyleyişe bağlılığıyla bu açıdan dikkat çekti.

Türkü Paşa lakabı, zamanla sanatçının kimliğinin ayrılmaz bir parçasına dönüştü. Bu unvan, yalnızca tanınmışlığını değil, halk müziği geleneği içinde kendisine duyulan saygıyı da ifade ediyordu.

Tatyan Baba adı ise sanatçının Erzurum’un yerel müzik mirasıyla özdeşleşen yönünü öne çıkarıyordu. Alkır’ın bu lakaplarla anılması, sanatçı ile yaşadığı coğrafyanın kültürel kimliği arasındaki güçlü bağı gösterir.

Erzurum Müziğinin Temsilcisi Olarak Raci Alkır

Erzurum’un müzik geleneği, Anadolu halk müziğinin kendine özgü kollarından birini oluşturur. Bölgenin uzun havaları, türkülerindeki duygusal anlatım, yerel ağız özellikleri ve geleneksel icra biçimleri, bu müziğin karakterini belirleyen unsurlar arasında yer alır.

Raci Alkır, Erzurum müziğinin bu özelliklerini koruyarak yorumlayan sanatçılardan biri oldu. Özellikle Tatyan geleneğiyle ilişkilendirilen çalışmaları, yöresel ezgilerin yaşatılmasına katkı sağladı.

Bir türkünün kültürel kimliği, yalnızca sözlerinden ibaret değildir. Ezginin ilerleyişi, ritmi, seslendirme biçimi ve yöreye özgü söyleyiş özellikleri de eserin karakterini oluşturur. Geleneksel müziğin özgünlüğünü korumak isteyen sanatçılar için bu unsurların doğru aktarılması büyük önem taşır.

Alkır’ın müziğinde görülen geleneksel yaklaşım, Erzurum türkülerinin kendi karakterleriyle dinleyiciye ulaşmasına yardımcı oldu. Onun yorumlarında sevda, gurbet, ayrılık ve özlem gibi halk müziğinin temel temaları öne çıkarken, bölgesel kültürün izleri de varlığını sürdürdü.

Bu eserlerde anlatılan duygular, yalnızca Erzurum’a özgü değildir. İnsanların sevdiklerinden ayrılması, memleket özlemi çekmesi veya yaşadığı olayları türkülerle anlatması, Anadolu’nun pek çok bölgesinde karşılaşılan ortak bir kültürel özelliktir. Raci Alkır’ın yorumları da yöresel birikimi daha geniş bir duygusal çerçeveyle buluşturdu.

Derlemecilik Çalışmaları ve Türk Halk Müziğine Katkıları

Raci Alkır’ın halk müziğine katkısı, yalnızca yorumladığı eserlerle açıklanamaz. Geleneksel repertuvarın kayıt altına alınması ve gelecek kuşaklara aktarılması amacıyla yürüttüğü derleme çalışmaları da sanat yaşamının önemli bir bölümünü oluşturur.

Derlemecilik, sözlü kültür içinde yaşayan eserlerin korunmasını sağlayan önemli bir faaliyettir. Bir türkü, yıllar boyunca farklı kişiler tarafından söylenebilir; ancak kayıt altına alınmadığında sözleri veya ezgisi zamanla unutulabilir. Bu nedenle yöresel müzikleri bilen sanatçıların eserleri belirlemesi ve arşivlere kazandırması, kültürel mirasın devamlılığı açısından değerlidir.

Raci Alkır’ın Türk halk müziği repertuvarına yaklaşık 80 eser kazandırdığı belirtilir. TRT repertuvarında kaynak kişisi veya derlemeci olarak yer alan eserler, sanatçının bu alandaki çalışmalarını ortaya koyar.

Onun derlemecilik faaliyetleri, Erzurum’un yerel müzik hafızasının daha geniş bir çevrede tanınmasına katkıda bulundu. Böylece bazı eserler, yalnızca yerel çevrelerde bilinen ezgiler olarak kalmadı; kayıtlar ve yayınlar aracılığıyla daha geniş bir kültürel dolaşıma katıldı.

Sanatçının çalışmaları akademik araştırmalara da konu oldu. Raci Alkır’ın TRT repertuvarında bulunan 23 türküsünün ezgisel özelliklerini inceleyen bir araştırmada, eserlerin makam yapıları, ritmik özellikleri, ezgi kalıpları ve hece ölçüleri ele alındı. Bu tür incelemeler, onun repertuvarının halk müziği araştırmaları açısından taşıdığı önemi gösterir.

Derleme çalışmaları, geçmişin müzik kültürünü yalnızca saklamakla kalmaz; bu eserlerin eğitim, araştırma ve yeni yorumlar aracılığıyla yeniden değerlendirilmesine de imkân verir. Alkır’ın bu alandaki katkısı, sanatçı kimliğinin ötesinde kültürel bir sorumluluk üstlendiğini ortaya koyar.

Raci Alkır’ın Bilinen Türküleri

Raci Alkır’ın repertuvarı, Erzurum’un geleneksel müzik anlayışını yansıtan eserlerle öne çıkar. Bunun yanında halk müziğinin sevda, özlem, ayrılık ve manevi duygular gibi farklı temalarını işleyen türküler de sanatçının yorum dünyasında yer bulur.

Sanatçıyla ilişkilendirilen ve repertuvarıyla ilgili kaynaklarda anılan eserlerden bazıları şunlardır:

  • Dün Gece Yar Hanesinde: Geleneksel halk müziği repertuvarında yer alan eserlerden biridir.
  • Aya Bak Nice Gider: Raci Alkır’ın yorumlarıyla anılan türküler arasındadır.
  • Tutam Yar Elinden Tutam: Sevda duygusunu öne çıkaran geleneksel eserlerdendir.
  • Bülbül Bağa Girip Yapmış Yuvayı: Halk şiirinin anlatım özelliklerini yansıtan türküler arasında bulunur.
  • Hani Yaylam Hani Senin Ezelin: Yöresel müzik hafızasında yer edinen eserlerdendir.
  • Göç Göç Oldu, Göçler Yolu Düzildi: Göç ve ayrılık temalarını hatırlatan geleneksel eserlerden biridir.
  • Erzurum Kilidi Mülk-i İslam’ın: Erzurum’un tarihî ve kültürel kimliğiyle ilişkilendirilen eserler arasında anılır.
  • Beni Sorma Bana Ben Ben Değilem: Geleneksel şiir ve müzik dünyasının dikkat çeken örneklerinden biridir.

Bu eserlerin taşıdığı duygular, halk müziğinin insan hayatıyla kurduğu güçlü ilişkiyi ortaya koyar. Türkülerde kimi zaman bir sevdanın sevinci, kimi zaman ayrılığın acısı, kimi zaman da insanın kendi iç dünyası anlatılır.

Raci Alkır’ın yorumlarını değerli kılan noktalardan biri, bu duyguları yöresel müziğin karakterini koruyarak dinleyiciye aktarabilmesidir. Geleneksel eserler, bu sayede yalnızca geçmişin hatıraları olarak kalmaz; yeni dinleyiciler için de anlamını sürdürebilir.

Plaklardan Dijital Arşivlere Uzanan Müzik Mirası

Raci Alkır’ın müzik çalışmalarının kalıcı hâle gelmesinde kayıtların önemli bir rolü vardır. Sanatçının radyo yayınlarının yanı sıra plak, kaset ve CD formatlarında yayımlanan çalışmaları da bulunur. Çeşitli müzik araştırmalarında onun yedi plak, iki kaset ve bir CD yayınına yer verilmektedir.

Klasikler adıyla bir araya getirilen kayıtları, sanatçının yorumlarının sonraki yıllarda da dinlenebilmesine katkı sağlayan çalışmalar arasında gösterilir.

Müzik kayıtları, geleneksel eserlerin korunması açısından önemli bir işlev görür. Sözlü kültürle aktarılan bir türkünün kayıt altına alınması, yalnızca o eserin saklanmasını sağlamaz; aynı zamanda geçmişteki yorum biçimlerinin incelenmesine de olanak verir.

Günümüzde dijital platformlar, eski kayıtların yeni dinleyicilere ulaşmasını kolaylaştırmaktadır. Raci Alkır’ın eserleri de Erzurum’un müzik geleneğini tanımak isteyen kişiler için önemli bir kaynak niteliği taşır.

Bu miras, özellikle genç müzisyenlerin geleneksel müziği öğrenmesi bakımından değerlidir. Bir eserin farklı dönemlerde nasıl yorumlandığını dinlemek, yöresel söyleyiş özelliklerinin ve müzikal ayrıntıların anlaşılmasına yardımcı olabilir.

Raci Alkır’ın Özel Yaşamı ve Sanatçı Kimliği

Raci Alkır’ın hayatına ilişkin bilinen ayrıntıların önemli bir bölümü, meslek yaşamı ve müzik çalışmaları çevresinde şekillenir. Gençlik yıllarında terzilik yapması, daha sonra bu mesleği bırakarak sanatına yönelmesi, onun yaşamındaki önemli değişimlerden biridir.

Sanatçının hayat hikâyesi, kişisel tutkunun zaman içinde profesyonel bir uğraşa dönüşmesine örnek oluşturur. Müzikle ilişkisini yıllar boyunca sürdüren Alkır, sonunda bu alanı yaşamının temel mesleği hâline getirmiştir.

Onun sanatçı kimliğinde memleketine duyduğu bağlılık belirgin bir yer tutar. Erzurum’un müzik kültürünü yorumlaması ve yöresel repertuvarın korunmasına katkıda bulunması, bu bağlılığın somut örnekleri arasındadır.

Raci Alkır’ın kişiliği ve yaşamı, halk müziğinin yalnızca sahne üzerinde ortaya çıkan bir sanat olmadığını da hatırlatır. Bu müzik, insanların yaşadığı coğrafyayla, toplumsal ilişkileriyle ve kültürel geçmişiyle doğrudan bağlantılıdır. Sanatçının çalışmalarında bu ilişkinin izlerini görmek mümkündür.

Raci Alkır Ne Zaman Öldü?

Türk halk müziğinin önemli isimlerinden Raci Alkır, 16 Aralık 2011 tarihinde Erzurum’da, 78 yaşında hayatını kaybetti. Bir süredir sağlık sorunları nedeniyle tedavi gördüğü bildirilen sanatçı, vefatının ardından Erzurum Asri Mezarlığı’na defnedildi.

Alkır’ın vefatı, özellikle Erzurum’da büyük üzüntüyle karşılandı. Şehrin müzik kültürünü temsil eden önemli bir ismin kaybı, yalnızca ailesini ve sevenlerini değil, halk müziği çevrelerini de etkiledi.

Sanatçının ardından düzenlenen anma etkinlikleri, onun kültürel hafızadaki yerini korumaya yönelik çalışmaların bir parçası oldu. Ölüm yıl dönümlerinde gerçekleştirilen ziyaretler ve programlar aracılığıyla yaşamı, eserleri ve müzik dünyasına katkıları yeniden hatırlatılmaktadır.

Raci Alkır’ın vefat etmiş olması, eserlerinin taşıdığı değeri ortadan kaldırmamıştır. Türkülerinin dinlenmeye devam etmesi, onun sanat yaşamının kalıcı yönünü ortaya koyar. Özellikle Erzurum’un geleneksel müziğiyle ilgilenenler için kayıtları, geçmişle bugün arasında bir bağ kurmaya devam etmektedir.

Raci Alkır’ın Türk Halk Müziğinde Bıraktığı İz

Raci Alkır’ın sanat yaşamını önemli kılan temel özellik, Erzurum’un müzikal kimliğini koruyarak geniş kitlelere ulaştırmasıdır. Geleneksel ezgilere bağlılığı, radyo çalışmaları ve derlemecilik faaliyetleri, onun halk müziği içindeki konumunu belirleyen başlıca unsurlardır.

Anadolu’nun yerel müzik gelenekleri, kuşaklar boyunca sanatçıların ve dinleyicilerin ortak çabasıyla varlığını sürdürür. Bir türkü, onu söyleyen kişinin sesiyle yeni bir yorum kazanırken aynı zamanda geçmişten taşıdığı kültürel izleri de korur. Bu nedenle geleneksel müzik sanatçılarının çalışmaları, yalnızca sanatsal üretim olarak değil, kültürel mirasın devamlılığı açısından da değerlendirilmelidir.

Raci Alkır, yaşamı boyunca Erzurum türkülerinin tanınmasına katkıda bulunmuş, yöresel müziğin kayıt altına alınmasına destek vermiş ve kendine özgü yorumuyla dinleyicilerin hafızasında yer edinmiştir. “Türkü Paşa” ve “Tatyan Baba” adlarıyla anılması, bu güçlü bağın halk arasındaki karşılığını göstermektedir.

Sanatçının geride bıraktığı eserler, Erzurum’un müzik kültürünü öğrenmek isteyenler için önemli bir kaynak olmayı sürdürmektedir. Onun hayatı, geleneksel müziğin korunmasının yalnızca geçmişi hatırlamak anlamına gelmediğini; kültürel değerleri geleceğe taşımanın da bir yolu olduğunu ortaya koyar.

Sonuç olarak Raci Alkır, Türk halk müziğinin unutulmayan sanatçıları arasında yer alan, Erzurum’un kültürel zenginliğini sesiyle yaşatan önemli bir isimdir. Terzilikten sanatçılığa uzanan yaşamı, TRT Erzurum Radyosu’ndaki çalışmaları, derlediği eserler ve geleneksel müziğe bağlılığı, onun sanat mirasının temel taşlarını oluşturur. 2011 yılında aramızdan ayrılan sanatçı, yorumladığı türküler ve halk müziğine yaptığı katkılar sayesinde yaşamaya devam etmektedir.Mehmet Çalmaşur Kimdir?

Pop Haber

Anadolu'nun kültürel zenginliğini günümüze taşıyan en önemli unsurlardan biri, kuşaklar boyunca söylenerek yaşatılan türkülerdir. Bu ezgilerin unutulmaması, yalnızca onları seslendiren sanatçıların değil, derleyen, öğreten ve yeni nesillere aktaran müzik emekçilerinin de çabalarıyla mümkün olur. Mehmet Çalmaşur, Erzurum'un köklü halk müziği geleneğini yaşatmaya yönelik çalışmalarıyla tanınan isimlerden biridir.

Mehmet Çalmaşur Kimdir?

Anadolu'nun kültürel zenginliğini günümüze taşıyan en önemli unsurlardan biri, kuşaklar boyunca söylenerek yaşatılan türkülerdir. Bu ezgilerin unutulmaması, yalnızca onları seslendiren sanatçıların değil, derleyen, öğreten ve yeni nesillere aktaran müzik emekçilerinin de çabalarıyla mümkün olur. Mehmet Çalmaşur, Erzurum'un köklü halk müziği geleneğini yaşatmaya yönelik çalışmalarıyla tanınan isimlerden biridir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir