Hayata Dokunan Sessiz Bir Dostluğun Hikâyesi
Bazı filmler büyük olaylar, şaşırtıcı dönüşler ya da görkemli sahneler üzerinden ilerlemez. Bunun yerine, insanların birbirlerinin hayatında bıraktığı izleri anlatmayı seçer. 2016 yapımı Mr. Church de bu anlayışa yakın duran, merkezine yıllar boyunca gelişen sıra dışı bir dostluğu yerleştiren duygusal bir drama olarak dikkat çekiyor.
Yönetmenliğini Bruce Beresford‘un yaptığı filmin senaryosu Susan McMartin tarafından kaleme alındı. Başrollerde ise kariyerinin önemli bölümünde komedi türüyle özdeşleşen Eddie Murphy ile Britt Robertson bulunuyor. Oyuncu kadrosunda ayrıca Natascha McElhone, Xavier Samuel, Lucy Fry ve Christian Madsen gibi isimler yer alıyor.
Film, bazı kaynaklarda Cook adıyla da anılıyor. Hikâyenin merkezindeki Henry Joseph Church, başlangıçta bir aşçı olarak hayatına girdiği Charlotte ve annesi Marie’nin yaşamında zamanla çok daha önemli bir yere sahip oluyor. Ancak film, bu ilişkiyi kolay tanımlanabilecek bir aile bağına dönüştürmek yerine, yıllar içerisinde şekillenen güven ve arkadaşlık üzerinden ele alıyor.
Bir insanın hayatımıza girişi her şeyi değiştirebilir
Hikâyenin başlangıç noktasında Charlotte ve annesi Marie’nin hayatına Henry Church dahil olur. Church’ün görevi ilk etapta oldukça belirgin görünür: Eve gelecek, yemek hazırlayacak ve belirli bir süre boyunca ailenin ihtiyaçlarıyla ilgilenecektir.
Fakat hayat her zaman planlandığı gibi ilerlemez.
Başlangıçta geçici olması düşünülen bu birliktelik, zaman içerisinde çok daha uzun soluklu bir ilişkiye dönüşür. Church’ün Charlotte’ın hayatındaki yeri giderek genişlerken, genç kızın dünyayı algılama biçiminde de önemli değişimler meydana gelir.
Filmin dikkat çekici tarafı, bu değişimi yalnızca olaylar üzerinden anlatmaması. Karakterlerin zaman içerisinde birbirlerini tanımaları, aralarındaki mesafenin azalması ve farklı hayat deneyimlerinin paylaşılması, hikâyenin asıl omurgasını oluşturuyor.
Bu nedenle Mr. Church, yalnızca bir aşçının bir ailenin hayatına girmesini anlatan bir film olarak değerlendirilmemeli. Yapımın temelinde, birbirinden farklı iki insanın zaman içerisinde birbirlerinin hayatını nasıl etkilediği bulunuyor.
Henry Church karakterinin gizemi
Filmin en ilgi çekici karakteri kuşkusuz Henry Joseph Church.
Church, klasik anlamda kendisini sürekli anlatan veya geçmişini açıkça ortaya koyan bir karakter değil. Aksine, onun kişiliği davranışları üzerinden yavaş yavaş ortaya çıkıyor.
Eddie Murphy de bu karakteri oldukça ölçülü bir oyunculukla canlandırıyor. Kariyerinin önemli bölümünde enerjik komedi karakterleriyle tanınan oyuncu, burada çok daha sakin bir performans sergiliyor.
Church’ün sessizliği, aslında karakterin anlatım araçlarından biri haline geliyor. Söylemediği şeyler, söyledikleri kadar önem taşıyor. Geçmişine ilişkin ayrıntıların kontrollü biçimde aktarılması da karakterin merak unsurunu uzun süre korumasını sağlıyor.
Bu nedenle Eddie Murphy’nin performansını değerlendirirken yalnızca karakterin diyaloglarına değil, oyuncunun jestlerine, mimiklerine ve sahnelerdeki fiziksel varlığına da bakmak gerekiyor.
Eddie Murphy’den farklı bir oyunculuk
Mr. Church, Eddie Murphy’nin alışılmış sinema imajından ayrıldığı yapımlardan biri.
Murphy denildiğinde çoğu izleyicinin aklına komedi, yüksek tempo ve karakter çeşitliliği geliyor. Ancak Henry Church çok daha düşük tempolu bir karakter. Onun mizahı veya dramatik etkisi yüksek sesli davranışlardan değil, sakinliğinden ve mesafeli tavrından kaynaklanıyor.
Bu oyunculuk tercihi filme de doğrudan yansıyor. Murphy, karakteri seyirciye sevdirmek için sürekli dramatik anlar yaratmaya çalışmıyor. Church’ün duygularını daha doğal ve kontrollü bir biçimde göstermesine izin veriyor.
Bu yönüyle film, Murphy’nin dramatik rollerdeki oyunculuk kapasitesini görmek isteyenler için farklı bir deneyim sunuyor.
Charlotte’ın büyüme hikâyesi
Hikâyenin diğer merkezinde Britt Robertson’ın canlandırdığı Charlotte bulunuyor.
Film boyunca Charlotte’ın hayatının farklı dönemlerine tanıklık ediyoruz. Böylece karakter yalnızca Church ile kurduğu ilişki üzerinden değil, kendi gelişimi içerisinde de ele alınıyor.
Çocukluk döneminde çevresindeki yetişkinleri farklı değerlendiren Charlotte, zaman geçtikçe insanların davranışlarının arkasındaki nedenleri anlamaya başlıyor. Bu değişim, filmin büyüme temasını güçlendiriyor.
Church ise Charlotte’ın bu gelişim sürecinde önemli bir rehber konumuna geliyor. Ancak onun etkisi klasik bir öğretmen-öğrenci ilişkisiyle sınırlı değil. Charlotte, Church’ten yalnızca hayat hakkında değil, insanları anlamak, farklı dünyalara bakmak ve kendi yolunu bulmak konusunda da çeşitli şeyler öğreniyor.
Bu açıdan film, bir çocuğun yetişkinliğe geçişini anlatırken aynı zamanda hayatımıza giren insanların düşünce dünyamızı nasıl değiştirebildiğine de dikkat çekiyor.
Marie’nin hikâyedeki yeri
Natascha McElhone’un canlandırdığı Marie, hikâyenin duygusal temelinde yer alan karakterlerden biri.
Marie ile Charlotte arasındaki anne-kız ilişkisi, filmin aile temasını genişletiyor. Çünkü Church’ün eve girişi yalnızca bireysel bir değişim yaratmıyor; ailenin günlük yaşamını da etkiliyor.
Film boyunca aile kavramı farklı biçimlerde ele alınıyor. Biyolojik bağlarla kurulan aile ile insanların zaman içerisinde kendi seçimleriyle oluşturduğu duygusal bağlar arasında doğal bir karşılaştırma ortaya çıkıyor.
Ancak film bu konuda kesin hükümler vermek yerine karakterlerin deneyimlerini ön plana çıkarıyor.
Bu yaklaşım, Mr. Church‘ün duygusal tarafını güçlendirirken seyircinin karakterler arasındaki ilişkileri kendi açısından değerlendirmesine de olanak tanıyor.
Mutfağın ötesindeki Church
Filmin adından ve karakterin mesleğinden hareketle yemek temasının hikâyede önemli olması şaşırtıcı değil. Ancak yemekler burada yalnızca dekoratif bir unsur olarak kullanılmıyor.
Church’ün yemek yapması, insanlar arasındaki iletişimin araçlarından birine dönüşüyor.
Mutfak, karakterlerin aynı ortamda bulunduğu ve günlük hayatın paylaşıldığı bir alan haline geliyor. Böylece yemek hazırlamak basit bir mesleki faaliyet olmaktan çıkarak yakınlığın sembollerinden biri haline geliyor.
Fakat Church’ün karakterini ilginç yapan yalnızca mutfaktaki becerileri değil. Onun edebiyat ve müzikle olan ilişkisi, karakterin ilk bakışta görünen kimliğinin çok daha ötesinde olduğunu ortaya koyuyor.
Kitaplar özellikle Charlotte’ın dünyasının genişlemesine yardımcı oluyor. Edebiyat, karakterlerin birbirlerini tanımasına ve farklı hayat deneyimlerini paylaşmasına aracılık ediyor.
Kitapların ve müziğin taşıdığı anlam
Mr. Church, karakterlerini yalnızca konuşmalar yoluyla tanımlamak yerine çeşitli kültürel unsurlardan yararlanıyor.
Kitaplar, karakterlerin dünyaya bakışını temsil ederken müzik daha çok duygusal atmosferin oluşmasına katkıda bulunuyor. Yemek ise günlük hayatın sıcaklığını öne çıkarıyor.
Bu üç unsur bir araya geldiğinde Church karakteri daha kapsamlı bir hale geliyor. Seyirci, onu sadece evde yemek hazırlayan bir adam olarak görmemeye başlıyor.
Aynı zamanda Charlotte’ın gelişiminde de bu unsurların etkisi hissediliyor. Böylece film, karakterlerin birbirlerinden öğrendiklerini doğrudan açıklamak yerine gündelik yaşamın ayrıntıları aracılığıyla göstermeyi tercih ediyor.
Yıllara yayılan bir ilişki
Filmin anlatısında zaman önemli bir yere sahip.
Charlotte’ın hayatındaki farklı dönemleri görmemiz, Church ile arasındaki bağın nasıl değiştiğini anlamamızı sağlıyor. İlk karşılaşmanın yarattığı mesafe zamanla yerini daha karmaşık ve derin bir ilişkiye bırakıyor.
Bu yapı aynı zamanda insanların zaman içerisinde değiştiğini de hatırlatıyor.
Bir dönem doğru görünen düşünceler yıllar sonra farklı anlamlar kazanabiliyor. Çocuklukta anlaşılmayan bazı davranışlar yetişkinlik döneminde başka bir gözle değerlendirilebiliyor.
Mr. Church, bu nedenle yalnızca bir dostluk hikâyesi değil, aynı zamanda geçmişe farklı bir yaşta ve farklı bir bilinçle bakma üzerine kurulmuş bir film.
Bruce Beresford’un sade yönetimi
Filmin yönetmeni Bruce Beresford, hikâyeyi büyük görsel gösterilerle anlatmak yerine karakterlerin ilişkilerine yoğunlaşıyor.
Kamera çoğunlukla karakterlerin günlük yaşamını takip ediyor. Ev, mutfak, sokaklar ve diğer gündelik mekânlar, hikâyenin doğal atmosferinin parçaları haline geliyor.
Bu sade yaklaşım filmin temposunu da belirliyor. Mr. Church, hızlı gelişen olaylarla izleyiciyi sürekli hareket halinde tutan bir yapım değil.
Bazı sahnelerde asıl önemli olan olayın kendisinden çok karakterlerin o olay karşısındaki tutumu oluyor. Dolayısıyla filmin dramatik etkisi, büyük çatışmalardan ziyade küçük anların birikiminden meydana geliyor.
Bu anlatım tarzı, sakin ve karakter merkezli dramaları seven izleyiciler açısından filmin en belirgin özelliklerinden biri.
Duygusallık ve dramatik ton
Filmin duygusal yapısı zaman zaman oldukça yoğunlaşıyor.
Yönetmen ve senarist, karakterlerin yaşadığı olayları seyircinin duygusal olarak takip edebilmesini sağlayacak biçimde ele alıyor. Ancak film bütün etkisini yalnızca gözyaşına dayalı sahnelerden almıyor.
Dostluk, büyümek, yalnızlık, kayıp ve hayatın geçiciliği gibi konular hikâyenin farklı noktalarında kendisini gösteriyor.
Bu nedenle Mr. Church, klasik bir “ağlatan drama” kalıbının ötesine geçmeye çalışıyor. Filmin temel meselesi, insan ilişkilerinin zaman içerisinde nasıl anlam kazandığı.
Temsil tartışmaları
Filme yalnızca duygusal bir dostluk hikâyesi olarak yaklaşmak yerine, karakterlerin toplumsal konumlarına da bakmak mümkün.
Özellikle Henry Church karakterinin siyah bir erkek olarak beyaz bir anne ve kızın evinde hizmet veren kişi konumunda bulunması, bazı eleştirmenler tarafından tartışmalı bir temsil biçimi olarak değerlendirildi.
The Guardian gibi yayınlarda filmin bu yönüne ilişkin eleştiriler yer aldı. Bu tartışmalar, Hollywood sinemasında farklı ırksal kimliklere sahip karakterlerin hangi roller içerisinde temsil edildiği konusuyla bağlantılı.
Öte yandan senarist Susan McMartin, filmin kendi yaşamındaki bir dostluktan esinlendiğini ve senaryonun kişisel bir hikâyeden doğduğunu çeşitli röportajlarda anlattı.
Dolayısıyla Mr. Church, bir yandan iki insan arasındaki güçlü bağı anlatırken diğer yandan temsil tercihleri üzerinden farklı biçimlerde okunabilecek bir yapım.
Filmin görsel atmosferi
Görüntü yönetmenliğinde Sharone Meir‘in imzası bulunuyor. Görsel tasarım, hikâyenin sakin yapısına uygun biçimde doğal ve sıcak bir atmosfer oluşturuyor.
Filmde kullanılan mekânlar karakterlerin hayatlarının bir parçası gibi duruyor. Özellikle ev ve mutfak sahneleri, hikâyenin aile ve aidiyet temasını destekliyor.
Müzikler ise Mark Isham tarafından hazırlanmış. Film müziği, dramatik anları destekleyen ancak karakterlerin önüne geçmeyen bir işlev üstleniyor.
Bu görsel ve işitsel tercihler, yapımın genel tonuyla uyum içerisinde.
Mr. Church hangi izleyiciye hitap ediyor?
Filmin temposu, seyircinin beklentisi açısından önemli.
Hızlı ilerleyen, çok sayıda olay içeren veya güçlü gerilim unsurları barındıran yapımları tercih edenler için Mr. Church zaman zaman yavaş gelebilir. Buna karşılık karakter gelişimine, aile ilişkilerine ve duygusal hikâyelere ilgi duyan izleyiciler için daha farklı bir deneyim sunuyor.
Özellikle Eddie Murphy’yi komedi dışında görmek isteyenler açısından film ayrı bir önem taşıyor.
Britt Robertson’ın Charlotte karakterindeki değişimi de filmin büyüme temasını destekleyen unsurlardan biri. Church ile Charlotte arasındaki ilişkinin yıllar içerisinde geçirdiği dönüşüm ise yapımın asıl anlatı merkezini oluşturuyor.
Spoilersız genel değerlendirme
Mr. Church, gösterişli bir hikâyeden çok insanların hayatlarında bıraktıkları izlere odaklanan bir drama.
Filmin merkezindeki ilişki, kolay bir kategoriye sığmıyor. Church yalnızca bir aşçı değil; Charlotte açısından zaman içerisinde farklı anlamlar kazanan bir yetişkin, arkadaş ve yol gösterici figür haline geliyor. Charlotte da onun hayatında yalnızca yardım ettiği bir çocuk olarak kalmıyor.
Bu karşılıklı etki, filmin en önemli anlatı noktalarından biri.
Eddie Murphy’nin kontrollü oyunculuğu, Britt Robertson’ın karakter gelişimi ve Bruce Beresford’un sade yönetmenliği birleştiğinde ortaya duygusal ağırlığı yüksek bir yapım çıkıyor.
Filmin bazı bölümlerindeki yoğun duygusallık herkesin beklentisine hitap etmeyebilir. Ayrıca Church karakterinin konumu üzerinden yapılan temsil tartışmaları, yapımın farklı açılardan değerlendirilmesine neden oluyor.
Buna rağmen film, insanların hayatımıza bazen beklemediğimiz bir anda girdiği ve yıllar boyunca üzerimizde iz bırakabildiği düşüncesini merkeze alan bir hikâye kuruyor.
Sonuç olarak 2016 yapımı Mr. Church, dostluk, aile, büyüme ve insan ilişkileri üzerine sakin bir anlatım kuran, Eddie Murphy’nin dramatik yönünü öne çıkaran bir film. Hikâyenin asıl gücü büyük olaylarda değil, karakterlerin zaman içerisinde birbirlerini anlamaya başlamasında yatıyor.
Spoiler vermeden söylenebilecek en önemli şey ise şu: Film, bazı insanların hayatımızda kalıcı bir yer edinmesi için mutlaka bizimle aynı aileden gelmeleri gerekmediğini anlatıyor. Bazen paylaşılan yıllar, birlikte geçirilen sıradan günler ve sessizce yapılan iyilikler, bir insanı hayatımızın unutulmaz parçalarından biri haline getirebiliyor.Sıradan Günlerin Büyüsü Film İncelemesi
POP HABER Popüler Haber Sitesi