Çarşamba , Ekim 28 2026
Breaking News
Sinemaya çocuk oyuncu olarak adım atan Savun, 1936 yapımı Bir Millet Uyanıyor filminde rol aldı. 1940’lı yıllarda bir film şirketinde kamera asistanlığı yaparak setlerin farklı alanlarını deneyimleyen sanatçı, ışık, dekor ve kamera işlerini öğrenerek mesleğe kapsamlı bir bakış kazandı.
Sinemaya çocuk oyuncu olarak adım atan Savun, 1936 yapımı Bir Millet Uyanıyor filminde rol aldı. 1940’lı yıllarda bir film şirketinde kamera asistanlığı yaparak setlerin farklı alanlarını deneyimleyen sanatçı, ışık, dekor ve kamera işlerini öğrenerek mesleğe kapsamlı bir bakış kazandı.

Kadir Savun Kimdir?

Yeşilçam’ın “Baba Kadir”i ve Sadık Karakter Oyuncusu

Kadir Savun, Türk sinemasının en güvenilir ve sevilen karakter oyuncularından biri olarak Yeşilçam tarihine adını altın harflerle yazdırdı. 15 Ağustos 1926’da Erzincan’ın İliç ilçesine bağlı Doruksaray Köyü’nde dünyaya gelen Savun, erken yaşta sinemayla tanıştı. Nişantaşı Ortaokulu’nu tamamladıktan sonra Kabataş Erkek Lisesi’ne kaydolan sanatçı, eğitimini yarıda bırakmak zorunda kaldı. Ancak sinema, onun hayatının merkezi haline gelmişti.

Sinemaya çocuk oyuncu olarak adım atan Savun, 1936 yapımı Bir Millet Uyanıyor filminde rol aldı. 1940’lı yıllarda bir film şirketinde kamera asistanlığı yaparak setlerin farklı alanlarını deneyimleyen sanatçı, ışık, dekor ve kamera işlerini öğrenerek mesleğe kapsamlı bir bakış kazandı. 1950’den itibaren oyunculuğu profesyonel meslek olarak seçen Kadir Savun, Faruk Kenç’in yanında kast amirliği görevini üstlendi ve set tecrübesini derinleştirdi.

Savun’un oyunculuk kariyeri, karakter rollerinde öne çıktı. Hiçbir zaman başrol oynamayan sanatçı, Zübük filminde Muhalif Kadir Efendi, Gülsüm Ana filminde Adem Ağa ve Yılanların Öcü’nde Agali Dayı gibi rolleriyle Yeşilçam izleyicisinin gönlünde taht kurdu. Sadakat, merhamet ve vefa temalarını taşıyan karakterleri canlandıran Savun, izleyici tarafından “Baba Kadir” olarak anıldı. Kendisinin verdiği röportajlarda bu ismin seyircinin sevgisinin bir göstergesi olduğunu belirten sanatçı, kötü karakterleri tercih etmedi ve yalnızca “fakir ama gururlu” rolleriyle tanındı.

Kadir Savun, oyunculuk dışında yapımcılık da yaptı. Sanatçı, Suphi Kaner ile birlikte Azim Film’i kurarak bazı yapımların üretiminde aktif rol aldı. Ayrıca sinemada çalışırken yaşadığı mali zorlukları, az para kazanmanın verdiği sıkıntılarla aşmaya çalıştı; öyle ki, Öztürk Serengil’in bir röportajında dile getirdiği üzere, “Çorbayı kaynattık. Çocuk okudu. Üzerimizde biraz çul var. Kirayı da veriyoruz. Yetti, ne olacak” sözleriyle hayatının gerçekliğini ortaya koymuştu.

Sanatçının hayatı boyunca tutkuyla bağlı olduğu bir başka alan da spor oldu. Bir ara boksla ilgilenen ve futbol oynayan Savun, fanatik bir Fenerbahçe taraftarıydı. Kızına “Iraz” adını vermesi ise Yılanların Öcü eserinden ilham aldı.

Kadir Savun, 10 Ekim 1995’te İstanbul’da hayatını kaybetti. Kanser teşhisi sonrası tedavi süreci boyunca sanat dünyasından ve sevenlerinden destek aldı. Cenazesi Teşvikiye Camii’nde kılınan namazın ardından Feriköy Mezarlığı’na defnedildi. Yeşilçam tarihine 400’ü aşkın filmle adını yazdıran Kadir Savun, sadık karakterleri ve samimi oyunculuğuyla hâlâ Türk sinemasının unutulmaz figürleri arasında yer alıyor.Camelot Dizi İncelemesi

Pop Haber

Casusluk dünyası, dışarıdan bakıldığında gizli operasyonlar, tehlikeli takipler ve uluslararası komplolarla dolu bir alan gibi görünür. Ancak istihbarat kurumlarının perde arkasında yalnızca saha ajanları görev yapmaz. Hukuk uzmanları, analistler ve bürokratlar da bu karmaşık sistemin önemli parçalarıdır. The Recruit, tam da bu noktadan hareket ederek izleyiciyi alışılmış ajan karakterlerinin dışına çıkarıyor ve henüz kariyerinin başında olan bir CIA avukatının beklenmedik macerasını anlatıyor.

The Recruit Dizi İncelemesi

Casusluk dünyası, dışarıdan bakıldığında gizli operasyonlar, tehlikeli takipler ve uluslararası komplolarla dolu bir alan gibi görünür. Ancak istihbarat kurumlarının perde arkasında yalnızca saha ajanları görev yapmaz. Hukuk uzmanları, analistler ve bürokratlar da bu karmaşık sistemin önemli parçalarıdır. The Recruit, tam da bu noktadan hareket ederek izleyiciyi alışılmış ajan karakterlerinin dışına çıkarıyor ve henüz kariyerinin başında olan bir CIA avukatının beklenmedik macerasını anlatıyor.