İslami Direniş Hareketi’nin Tarihi, İdeolojisi ve Filistin Siyasetindeki Yeri
Hamas, Filistin meselesinin son kırk yılı aşkın döneminde siyasi, toplumsal ve askerî etkisiyle öne çıkan hareketlerden biridir. Arapça Harakat al-Muqawama al-Islamiyya ifadesinin kısaltması olan Hamas, Türkçede İslami Direniş Hareketi anlamına gelir. 1987 yılında Birinci İntifada sırasında kurulan örgüt, Filistin milliyetçiliğini Sünni İslamcı bir ideolojiyle birleştirerek gelişmiş, zaman içinde Filistin siyasetinin önemli aktörlerinden biri hâline gelmiştir.
Hamas’ın geçmişi yalnızca silahlı çatışmalarla açıklanamaz. Örgütün ortaya çıkışında Filistin toplumunun yaşadığı siyasi dönüşümler, İsrail-Filistin anlaşmazlığı, mülteci sorunu, İslamcı hareketlerin yükselişi ve Filistin yönetimine yönelik toplumsal beklentiler etkili olmuştur. Hamas, bir yandan seçimlere katılan ve yönetim sorumluluğu üstlenen bir siyasi hareket olarak faaliyet göstermiş, diğer yandan sivilleri de hedef alan saldırılar gerçekleştiren silahlı kanadı nedeniyle uluslararası alanda yoğun biçimde eleştirilmiştir.
Örgütün tarihi, Filistin’deki siyasi rekabetin nasıl derinleştiğini, Gazze Şeridi’nin neden ayrı bir yönetim merkezine dönüştüğünü ve İsrail ile Filistinli gruplar arasındaki çatışmanın bölgesel sonuçlarını anlamak açısından önemlidir.
Hamas’ın Kuruluşuna Giden Tarihsel Süreç
Hamas’ın ortaya çıkışını hazırlayan gelişmeler, 20. yüzyılın ortalarından itibaren Filistin’de yaşanan köklü değişimlerle bağlantılıdır. 1948 yılında İsrail Devleti’nin kurulmasıyla başlayan savaş ve kitlesel yerinden edilme, Filistinlilerin siyasi geleceğini uzun yıllar boyunca etkileyen sorunların temelini oluşturdu. Çok sayıda Filistinli yaşadığı yerlerden ayrılmak zorunda kaldı ve mülteci meselesi bölgenin en önemli insani ve siyasi sorunlarından biri hâline geldi.
1967 Arap-İsrail Savaşı’nın ardından İsrail’in Batı Şeria, Doğu Kudüs ve Gazze Şeridi’ni kontrol altına alması, Filistinlilerin siyasi mücadelesinde yeni bir dönemin başlamasına yol açtı. Bu süreçte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ve onun önde gelen bileşenlerinden Fetih, ulusal bağımsızlık mücadelesinin başlıca temsilcileri arasında yer aldı.
Bununla birlikte Filistin toplumundaki siyasi hareketlilik, milliyetçi örgütlerle sınırlı değildi. Müslüman Kardeşler hareketinden etkilenen İslamcı çevreler, özellikle Gazze’de dinî eğitim, yardım çalışmaları ve sosyal hizmetler aracılığıyla güç kazandı. Bu çevreler, Filistin toplumunun ihtiyaçlarına yönelik faaliyetler yürütürken zamanla daha belirgin bir siyasi kimlik geliştirdi.
Aralık 1987’de Birinci İntifada’nın başlaması, söz konusu yapılanmanın yeni bir örgüte dönüşmesinde belirleyici oldu. İsrail işgaline karşı başlayan kitlesel protestolar ve çatışmalar sırasında İslami Direniş Hareketi kuruldu. Hamas, böylece Filistin ulusal hareketinin içerisinde farklı bir ideolojik çizgiyi temsil eden örgüt olarak ortaya çıktı.
Şeyh Ahmed Yasin’in Hamas’ın Oluşumundaki Rolü
Hamas’ın kuruluş sürecinde öne çıkan isimlerden biri, Filistinli dinî lider Şeyh Ahmed Yasin’dir. 1937 yılında doğan Yasin, Gazze’de İslamcı düşüncenin örgütlenmesinde etkili olmuş ve Müslüman Kardeşler çizgisindeki faaliyetlerin gelişmesine katkıda bulunmuştur.
Yasin’in öncülük ettiği çevreler, ilk dönemlerinde dinî eğitim, toplumsal dayanışma ve yardım faaliyetlerine ağırlık verdi. Birinci İntifada’nın başlamasıyla birlikte bu yapılanma, İsrail’e karşı mücadelede daha doğrudan rol üstlenen bir siyasi harekete dönüştü. Hamas’ın ilk dönem kimliği, dinî referanslarla Filistin’in bağımsızlığına ilişkin taleplerin bir araya gelmesiyle şekillendi.
İsrail yönetimi, örgütün faaliyetlerine karşı çeşitli güvenlik operasyonları düzenledi ve Ahmed Yasin farklı dönemlerde tutuklandı. Yasin, 22 Mart 2004 tarihinde İsrail’in Gazze’de gerçekleştirdiği hava saldırısında öldürüldü. Ölümü, Hamas’ın liderlik yapısı ve örgütün geleceği bakımından önemli bir dönüm noktası oldu.
Hamas’ın sonraki yıllarda gelişen yapısı, tek bir liderin etkisiyle açıklanamayacak kadar karmaşık hâle geldi. Siyasi temsilciler, yerel örgütlenmeler ve silahlı kanat, hareketin farklı alanlardaki faaliyetlerini şekillendirdi.
Hamas’ın İdeolojisi ve Siyasi Programı
Hamas’ın ideolojik çerçevesinde İslamcı siyasi düşünce ve Filistin milliyetçiliği birlikte yer alır. Hareket, Filistin sorununu hem ulusal egemenlik meselesi hem de dinî ve tarihsel anlamlar taşıyan bir mücadele olarak yorumlar. İsrail ile ilişkiler, Filistin topraklarının statüsü ve silahlı direniş, örgütün siyasi söyleminde temel konular arasındadır.
1988 yılında yayımlanan Hamas Şartı, hareketin kuruluş dönemindeki yaklaşımını ortaya koyan başlıca belgelerden biridir. Bu metinde Filistin’in tamamı üzerinde hak iddiası dile getirilmiş, İsrail’in meşruiyeti reddedilmiş ve silahlı mücadele savunulmuştur. Belge, Hamas’ın ilk dönem siyasi hedeflerini ve ideolojik yaklaşımını anlamak açısından önem taşır.
2017 yılında yayımlanan siyasi belge ise bazı farklılıklar içerir. Hamas, bu metinde 1967 sınırları temelinde kurulacak bir Filistin devletini ulusal uzlaşma çerçevesinde kabul edebileceğini belirtmiştir. Bununla birlikte İsrail’i tanımamış ve önceki şartını resmen yürürlükten kaldırmamıştır.
Bu iki belge arasındaki farklılık, Hamas’ın siyasi söylemindeki değişimleri değerlendirirken dikkate alınmalıdır. Örgütün belirli bir Filistin devletine ilişkin yaklaşımını açıklaması, İsrail ile kapsamlı bir siyasi uzlaşmaya ulaştığı anlamına gelmez. Hamas’ın hedefleri ve yöntemleri, Filistin siyasetindeki diğer aktörlerle arasındaki temel görüş ayrılıklarının da kaynağını oluşturur.
Hamas’ın Askerî Yapısı ve İzzeddin el-Kassam Tugayları
Hamas’ın siyasi faaliyetlerinin yanı sıra silahlı bir yapılanması da bulunmaktadır. İzzeddin el-Kassam Tugayları adıyla bilinen askerî kanat, örgütün İsrail’e karşı yürüttüğü silahlı faaliyetlerin merkezinde yer alır. Adını, 1930’lu yıllarda Filistin’de İngiliz yönetimine karşı mücadele eden Suriyeli din adamı İzzeddin el-Kassam’dan alır.
Askerî kanat, özellikle 1990’lı yıllardan itibaren İsrail’e yönelik saldırılarla gündeme gelmiştir. İntihar saldırıları, bombalı eylemler, roket atışları ve silahlı baskınlar, Hamas’ın geçmişte gerçekleştirdiği faaliyetler arasında bulunur. Bu saldırıların bir bölümü sivillerin ölümüne neden olmuş ve uluslararası alanda geniş çaplı tepkiler doğurmuştur.
Hamas’ın silahlı kapasitesi, İsrail’in güvenlik politikalarını ve Gazze’ye yönelik askerî stratejisini de etkilemiştir. İsrail yönetimi, örgütün askerî altyapısını ve saldırı kapasitesini ortadan kaldırmayı temel hedefleri arasında göstermiştir. Buna karşılık Gazze’de gerçekleştirilen operasyonlar, geniş çaplı yıkıma ve sivil kayıplara yol açmıştır.
Hamas’ın askerî faaliyetleriyle siyasi yapılanması arasındaki ilişki, örgütün uluslararası statüsüne yönelik tartışmaların da merkezindedir. Örgütün seçimlere katılması ve yönetim sorumluluğu üstlenmiş olması, silahlı eylemlerinin hukuki değerlendirmesini değiştirmez. Siyasi temsil, sivillere yönelik saldırılar ve uluslararası insancıl hukuk kapsamındaki yükümlülükler ayrı ayrı ele alınmalıdır.
Hamas’ın Toplumsal Tabanı ve Sosyal Hizmetleri
Hamas’ın Filistin toplumunda güç kazanmasında sosyal faaliyetleri önemli rol oynamıştır. Hareket, özellikle Gazze’de dinî kurumlar, eğitim faaliyetleri, yardım kuruluşları ve sağlık hizmetleri aracılığıyla toplumsal ilişkiler geliştirmiştir.
Filistin toplumunun ekonomik sıkıntılarla, işsizlikle ve temel hizmetlere erişim sorunlarıyla karşı karşıya kaldığı dönemlerde bu faaliyetler, Hamas’ın belirli kesimlerden destek bulmasına katkıda bulunmuştur. Örgüt, sosyal dayanışma çalışmalarını siyasi kimliğinin bir parçası olarak değerlendirmiştir.
Bununla birlikte Hamas’ın toplumsal faaliyetleri yalnızca insani yardım çerçevesinde incelenemez. Bu hizmetler, hareketin yerel örgütlenmesini güçlendirmesi ve toplum içindeki etkisini artırması bakımından da önemlidir. Yardım ağlarının finansmanı ve örgütle bağlantıları, uluslararası alanda zaman zaman tartışma konusu olmuştur.
Hamas’a verilen toplumsal desteği tek bir nedene bağlamak da doğru değildir. İsrail işgaline ilişkin deneyimler, Filistin yönetimindeki siyasi rekabet, ekonomik koşullar, dinî kimlik ve güvenlik kaygıları farklı dönemlerde seçmenlerin ve toplumun çeşitli kesimlerinin tutumlarını etkileyebilmiştir.
2006 Seçimleri: Hamas’ın Siyasi Güç Kazanması
Hamas’ın Filistin siyasetindeki konumunu köklü biçimde değiştiren gelişme, 25 Ocak 2006 tarihinde yapılan Yasama Konseyi seçimleri oldu. Uzun yıllardır Filistin siyasetinde etkili olan Fetih hareketi, seçimlerde beklenen sonucu elde edemedi. Hamas ise önemli bir başarı kazanarak parlamentoda çoğunluğu sağladı.
132 sandalyeli Yasama Konseyi’nde 74 sandalye kazanan Hamas, İsmail Haniye’nin başbakanlığında hükümet kurdu. Bu sonuç, Filistinli seçmenlerin siyasi tercihlerinde yaşanan değişimi ortaya koyarken örgütün yalnızca silahlı bir hareket olarak değil, seçimlere katılan bir siyasi aktör olarak da değerlendirilmesini gerektirdi.
Seçim sonucunu etkileyen unsurlar arasında Fetih yönetimine yönelik yolsuzluk iddiaları, kamu hizmetlerindeki sorunlar, ekonomik sıkıntılar ve siyasi değişim beklentisi bulunuyordu. Hamas’ın örgütsel yapısı, sosyal faaliyetleri ve İsrail’e karşı direniş söylemi de seçim kampanyasında etkili oldu.
Ancak seçim zaferi, Hamas’ın uluslararası ilişkilerini kolaylaştırmadı. ABD, Avrupa Birliği ve İsrail, yeni yönetimin İsrail’i tanıması, şiddetten vazgeçmesi ve önceki anlaşmaları kabul etmesi gerektiğini savundu. Hamas’ın bu koşulları kabul etmemesi, uluslararası yardım ve diplomatik ilişkiler bakımından ciddi sorunlar doğurdu.
Bu dönem, Filistin’de seçimle elde edilen siyasi meşruiyet ile uluslararası tanınma ve diplomatik kabul arasındaki farklılıkları da görünür hâle getirdi.
Hamas ile Fetih Arasındaki Ayrılık ve Gazze Yönetimi
Hamas’ın seçim zaferinin ardından Fetih ile yaşadığı anlaşmazlıklar kısa sürede derinleşti. İki hareket arasındaki rekabet; hükümetin yapısı, güvenlik güçlerinin denetimi, uluslararası ilişkiler ve Filistin halkını kimin temsil edeceği gibi konuları kapsıyordu.
2007 yılında yaşanan silahlı çatışmalar sonucunda Hamas, Gazze Şeridi’nde kontrolü ele geçirdi. Fetih liderliğindeki Filistin Yönetimi ise Batı Şeria’da faaliyetlerini sürdürdü. Böylece Filistin topraklarında birbirinden ayrı iki siyasi yönetim merkezi ortaya çıktı.
Gazze’de Hamas’ın fiilî yönetimi, Filistin siyasetindeki bölünmenin en belirgin sonuçlarından biri oldu. Filistinli siyasi gruplar, sonraki yıllarda uzlaşma girişimlerinde bulunsalar da yönetimin birleştirilmesi ve güvenlik kurumlarının ortak bir yapıya kavuşturulması konusunda kalıcı bir çözüme ulaşamadılar.
Hamas’ın Gazze’deki yönetimiyle birlikte İsrail’in bölgeye yönelik kısıtlamaları ve Mısır’ın sınır geçişlerine ilişkin politikaları da Gazze’nin ekonomik ve toplumsal koşullarını etkiledi. İsrail’in uyguladığı abluka, ticaret ve ulaşımın yanı sıra insanların hareket özgürlüğünü de sınırlandırdı. Gazze’deki ekonomik daralma ve temel hizmetlere erişimde yaşanan güçlükler, bölgenin insani durumunu uzun yıllar boyunca etkiledi.
İsrail-Hamas Çatışmalarının Gelişimi
Hamas ile İsrail arasındaki çatışmalar, örgütün kuruluşundan bu yana farklı biçimlerde devam etti. Hamas’ın silahlı saldırıları ile İsrail’in askerî operasyonları, zaman içinde Gazze’de tekrarlanan çatışma dönemlerine neden oldu.
2008-2009 yıllarında yaşanan savaş, 2012 ve 2014’teki askerî operasyonlar ve 2021’de yeniden tırmanan gerilim, taraflar arasındaki anlaşmazlığın kalıcı bir siyasi çözüme kavuşmadığını gösterdi. Bu çatışmalarda Gazze’deki yerleşim alanları ve altyapı ciddi zarar gördü; çok sayıda sivil yaşamını yitirdi.
Çatışmaların arka planında birbiriyle bağlantılı birçok sorun bulunmaktadır. İsrail’in güvenlik politikaları, Filistin topraklarının statüsü, işgal, yerleşim faaliyetleri, Gazze ablukası ve Hamas’ın silahlı eylemleri bunların başında gelir.
Bu gelişmeler değerlendirilirken sivillerin korunması ve uluslararası insancıl hukuk kuralları temel ölçütler arasında yer almalıdır. Sivillere yönelik saldırılar, rehin alma ve ayrım gözetmeyen saldırılar, kim tarafından gerçekleştirilirse gerçekleştirilsin ciddi hukuki ve insani sorunlar doğurur.
7 Ekim 2023 Saldırısı ve Sonrasında Yaşananlar
7 Ekim 2023 tarihinde Hamas öncülüğündeki silahlı gruplar, Gazze sınırını aşarak İsrail’in güneyindeki yerleşimlere ve askerî noktalara saldırdı. Saldırılarda çok sayıda İsrailli sivil ve güvenlik görevlisi hayatını kaybetti; yüzlerce kişi Gazze’ye götürülerek rehin alındı.
İsrail, saldırıların ardından Gazze Şeridi’nde geniş çaplı bir askerî harekât başlattı. Hava saldırılarıyla başlayan operasyonlar daha sonra kara harekâtlarıyla devam etti. İsrail yönetimi, Hamas’ın askerî kapasitesini ortadan kaldırmayı ve rehinelerin geri getirilmesini başlıca hedefleri arasında açıkladı.
Savaşın sonuçları Gazze’deki sivil nüfus açısından ağır oldu. Çok sayıda Filistinli hayatını kaybetti, geniş kesimler evlerini terk etmek zorunda kaldı ve konutlar, hastaneler, okullar ile altyapı tesisleri büyük zarar gördü. Gıda, temiz su, ilaç ve sağlık hizmetlerine erişimde ciddi sorunlar yaşandı.
Hamas’ın üst düzey liderleri de bu dönemde İsrail operasyonlarının hedefi oldu. Örgütün siyasi liderlerinden İsmail Haniye, Temmuz 2024’te Tahran’da öldürüldü. Hamas’ın Gazze’deki liderlerinden Yahya Sinvar ise Ekim 2024’te İsrail güçlerinin düzenlediği operasyon sırasında hayatını kaybetti.
2025 yılında ateşkes ve rehine-tutuklu takası girişimleri gündeme geldi. Bununla birlikte Gazze’nin gelecekte nasıl yönetileceği, Hamas’ın silahlı yapılanmasının durumu, bölgenin yeniden inşası ve kalıcı bir siyasi çözümün nasıl sağlanacağı gibi meseleler çözüme kavuşması gereken temel konular arasında kaldı.
Hamas’ın Uluslararası İlişkileri
Hamas’ın bölgesel ilişkileri, Orta Doğu’daki güç dengeleriyle yakından bağlantılıdır. Örgütün İran ve Katar ile ilişkileri, farklı dönemlerde uluslararası diplomasinin gündeminde yer almıştır. Türkiye de Filistin meselesi kapsamında Hamas temsilcileriyle siyasi temaslar yürütmüştür.
İran’ın Hamas’a verdiği destek, İsrail karşıtı bölgesel aktörlerle kurulan ilişkiler açısından önem taşır. İran’ın Lübnan Hizbullahı ile ilişkileri de bu bölgesel çerçevenin bir parçasıdır.
Katar, Hamas’ın siyasi temsilcileriyle diplomatik temaslarda bulunmuş ve Gazze’ye yönelik yardım ve ateşkes görüşmelerinde rol üstlenmiştir. Türkiye ise Filistinlilerin siyasi haklarını ve Gazze’deki insani koşulların iyileştirilmesini gündeme taşıyan bir yaklaşım benimsemiştir.
Bununla birlikte Hamas’a yönelik uluslararası tutumlar aynı değildir. Bazı devletler örgütle siyasi temaslarını sürdürürken bazıları onu terör örgütü olarak sınıflandırmaktadır. Bu farklılıklar, Hamas’ın uluslararası ilişkilerdeki konumunun siyasi, diplomatik ve hukuki boyutlarını ortaya koymaktadır.
Hamas Terör Örgütü Olarak mı Tanımlanıyor?
Hamas’ın hukuki statüsü, ülkelerin ulusal mevzuatlarına ve terörle mücadele düzenlemelerine göre değerlendirilir. ABD, Avrupa Birliği, Birleşik Krallık, Kanada, İsrail ve Avustralya, Hamas’ın tamamını terör örgütü olarak tanımlayan aktörler arasındadır.
Bu sınıflandırmalarda sivillere yönelik saldırılar, intihar bombalamaları, roket saldırıları ve diğer silahlı eylemler önemli gerekçeler arasında gösterilir. Bazı ülkelerin hukuki düzenlemeleri örgütün tamamını kapsarken farklı dönemlerde başka aktörler yalnızca askerî kanadı hedef alan sınıflandırmalar uygulamıştır.
Hamas’ın seçimlere katılmış olması veya Gazze’de yönetim sorumluluğu üstlenmesi, bu hukuki değerlendirmeleri kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Bir siyasi hareketin seçimlerde temsil edilmesi ile silahlı eylemlerinin uluslararası hukuk açısından değerlendirilmesi farklı meselelerdir.
Bu nedenle Hamas hakkında sağlıklı bir değerlendirme yapabilmek için örgütün ideolojisi, siyasi faaliyetleri, silahlı eylemleri ve uluslararası statüsü birbirinden ayrılarak incelenmelidir.
Hamas’ın Geleceği ve Filistin Meselesindeki Konumu
Hamas’ın gelecekte Filistin siyasetinde nasıl bir rol oynayacağı, Gazze’deki yönetim düzeni ve bölgedeki çatışmaların seyriyle doğrudan bağlantılıdır. Örgütün askerî kapasitesindeki değişimler, Filistinli siyasi gruplar arasındaki ilişkiler ve bölgesel aktörlerin politikaları da bu süreçte etkili olacaktır.
Filistin’de siyasi birliğin sağlanması, Gazze’nin yeniden inşası, sivil halkın güvenliğinin korunması ve temel hizmetlerin sürdürülebilir biçimde sunulması, geleceğe ilişkin tartışmaların önemli başlıklarıdır. Bu sorunların çözümü, yalnızca Hamas’ın geleceğini değil, Filistin toplumunun siyasi temsilini ve bölgesel istikrarı da etkileyecektir.
Hamas’ın tarihi, Filistin meselesinin tek bir örgütün faaliyetleriyle açıklanamayacağını göstermektedir. İsrail-Filistin çatışmasının geçmişi, mülteci sorunu, toprak anlaşmazlıkları, güvenlik kaygıları ve siyasi temsil mücadelesi birbiriyle bağlantılı konulardır.
Sonuç
Hamas, 1987 yılında Birinci İntifada sırasında ortaya çıkan, İslamcı ideolojiyle Filistin milliyetçiliğini bir araya getiren siyasi ve silahlı bir harekettir. Şeyh Ahmed Yasin’in öncülük ettiği kuruluş sürecinden 2006 seçimlerindeki zaferine, 2007 yılında Gazze’nin kontrolünü ele geçirmesinden İsrail ile yaşadığı çatışmalara kadar uzanan tarihi, Filistin siyasetindeki dönüşümlerin önemli bir bölümünü yansıtır.
Örgütün siyasi faaliyetleri, toplumsal tabanı ve askerî yapılanması birlikte değerlendirildiğinde Hamas’ın Filistin’deki etkisinin birden fazla boyuta sahip olduğu görülür. Bununla birlikte sivillere yönelik saldırılar ve 7 Ekim 2023’teki eylemler, örgütün uluslararası alandaki konumunu ve hukuki değerlendirmeleri belirleyen başlıca unsurlar arasında yer almaktadır.
Hamas’ı anlamak, yalnızca örgütün geçmişini incelemekten ibaret değildir. Filistin halkının siyasi geleceği, Gazze’deki insani koşullar, İsrail’in güvenlik politikaları ve bölgede kalıcı barışın sağlanması ihtimali de bu konunun ayrılmaz parçalarıdır.
POP HABER Popüler Haber Sitesi