Salı , Ekim 20 2026
Breaking News
Yemen'de uzun yıllardır devam eden siyasi kriz, yalnızca merkezi yönetim ile Husiler arasındaki çatışmalardan oluşmuyor. Ülkenin güneyinde bağımsızlık isteyen hareketler, yerel güç mücadeleleri ve bölgesel aktörlerin rekabeti de ülkenin geleceğini belirleyen önemli unsurlar arasında bulunuyor. Bu dinamiklerin merkezinde yer alan Güney Geçiş Konseyi, güney Yemen'in ayrı bir siyasi kimliğe sahip olması gerektiğini savunan ve geçmişte önemli askerî bölgeleri kontrol eden bir oluşum olarak dikkat çekiyor.
Yemen'de uzun yıllardır devam eden siyasi kriz, yalnızca merkezi yönetim ile Husiler arasındaki çatışmalardan oluşmuyor. Ülkenin güneyinde bağımsızlık isteyen hareketler, yerel güç mücadeleleri ve bölgesel aktörlerin rekabeti de ülkenin geleceğini belirleyen önemli unsurlar arasında bulunuyor. Bu dinamiklerin merkezinde yer alan Güney Geçiş Konseyi, güney Yemen'in ayrı bir siyasi kimliğe sahip olması gerektiğini savunan ve geçmişte önemli askerî bölgeleri kontrol eden bir oluşum olarak dikkat çekiyor.

Güney Geçiş Konseyi Nedir?

Yemen’in güneyindeki siyasi mücadelenin merkezinde kim var?

Yemen’de uzun yıllardır devam eden siyasi kriz, yalnızca merkezi yönetim ile Husiler arasındaki çatışmalardan oluşmuyor. Ülkenin güneyinde bağımsızlık isteyen hareketler, yerel güç mücadeleleri ve bölgesel aktörlerin rekabeti de ülkenin geleceğini belirleyen önemli unsurlar arasında bulunuyor. Bu dinamiklerin merkezinde yer alan Güney Geçiş Konseyi, güney Yemen’in ayrı bir siyasi kimliğe sahip olması gerektiğini savunan ve geçmişte önemli askerî bölgeleri kontrol eden bir oluşum olarak dikkat çekiyor.

İngilizce adıyla Southern Transitional Council olarak bilinen Güney Geçiş Konseyi, 2017 yılında kuruldu. Örgütün temel amacı, eski Güney Yemen topraklarında bağımsız bir devletin yeniden kurulmasını sağlamak ve güney halkının siyasi geleceği üzerinde söz sahibi olmasını sağlamaktı. Bu hedef doğrultusunda konsey, siyasi temsil faaliyetlerini silahlı güçlerle destekledi ve Yemen’deki mevcut yönetim yapısına alternatif bir güç merkezi oluşturdu.

Konseyin yükselişi, Yemen’in tarihsel bölünmüşlüğüyle yakından bağlantılıdır. Kuzey ve güneyin uzun yıllar ayrı devletler olarak varlık göstermesi, 1990 yılında gerçekleşen birleşme ve ardından yaşanan çatışmalar, güneydeki ayrılıkçı düşüncenin temelini oluşturdu. Güney Geçiş Konseyi de bu geçmişten beslenerek bağımsızlık talebini yeniden uluslararası gündeme taşıdı.

Bununla birlikte örgütün siyasi ve askerî konumu zaman içinde değişti. Yemen hükümetiyle zaman zaman çatışan, zaman zaman aynı siyasi kurumlarda temsil edilen konsey, bölgesel güçlerin politikalarından da etkilendi. Özellikle 2025’in sonlarında ve Ocak 2026’da yaşanan gelişmeler, örgütün toprak kontrolünü ve gelecekteki rolünü yeniden tartışmaya açtı.

Güney Geçiş Konseyi’nin önemini kavrayabilmek için kuruluş koşullarının yanı sıra tarihsel arka planını, askerî yapılanmasını, dış ilişkilerini ve Yemen’in geleceğine ilişkin hedeflerini birlikte değerlendirmek gerekir.

Güney Yemen’in geçmişi: Birleşmeden ayrılıkçılığa

File:Port of Aden with the Flag of South Yemen.jpg - Wikimedia Commons
Fractured unions new and old: South Yemen independence day

Güney Geçiş Konseyi’nin savunduğu bağımsızlık fikri, Yemen’deki son dönem çatışmalarından çok daha eskiye dayanır. Güney bölgesi, 20. yüzyılın büyük bölümünde kendine özgü bir siyasi ve ekonomik yapıya sahipti. Aden, İngiliz sömürge yönetimi altında önemli bir liman ve ticaret merkezi hâline gelmişti. Bölge, 1967 yılında İngiliz yönetiminin sona ermesiyle bağımsızlığını kazandı.

Bağımsızlığın ardından Güney Yemen’de sosyalist bir siyasi sistem gelişti. Ülke, Yemen Demokratik Halk Cumhuriyeti adıyla tanındı ve özellikle Soğuk Savaş döneminde Sovyetler Birliği ile yakın ilişkiler kurdu. Kuzeydeki Yemen Arap Cumhuriyeti ise farklı siyasi koşullar altında gelişti. İki bölgenin yönetim anlayışları, ekonomik yapıları ve uluslararası bağlantıları arasında önemli farklılıklar bulunuyordu.

22 Mayıs 1990 tarihinde iki ülkenin birleşmesiyle Yemen Cumhuriyeti kuruldu. Birleşme, ülkenin siyasi ve ekonomik açıdan bütünleşmesi için önemli bir adım olarak sunuldu. Ancak ortak devletin yönetiminin nasıl şekilleneceği, askerî kurumların hangi esaslarla birleştirileceği ve ekonomik kaynakların nasıl paylaşılacağı gibi meseleler kısa sürede anlaşmazlıklara dönüştü.

1994 yılında patlak veren iç savaş, birleşmenin ardından oluşan siyasi uzlaşmanın ne kadar kırılgan olduğunu gösterdi. Güneydeki ayrılıkçı güçlerin yenilmesiyle merkezi yönetim ülke üzerindeki etkisini artırdı. Buna karşılık güneydeki bazı toplumsal kesimlerde siyasi temsil, kamu kaynaklarının dağılımı ve mülkiyet hakları konularında mağduriyet yaşandığı düşüncesi güçlendi.

2000’li yıllarda ortaya çıkan Güney Hareketi, bu şikâyetleri siyasi protestolar aracılığıyla gündeme getirdi. Başlangıçta ekonomik ve idari reform taleplerine ağırlık veren hareketin bazı bileşenleri, zamanla bağımsızlık hedefini benimsemeye başladı. Güney Geçiş Konseyi’nin ortaya çıkışını hazırlayan koşulların önemli bir bölümü bu dönemde şekillendi.

Dolayısıyla konseyin kuruluşunu yalnızca Yemen’deki güncel savaşla açıklamak eksik kalır. Örgütün siyasi söylemi, geçmişte bağımsız bir devlet olarak varlık gösteren güneyin yeniden ayrı bir siyasi yapıya kavuşması düşüncesine dayanır. Ancak güneydeki bütün toplulukların aynı gelecek tasavvurunu paylaşmadığı da göz önünde bulundurulmalıdır.

2017 yılında kuruluş: Siyasi bir ayrılığın örgütlü hâle gelmesi

Güney Geçiş Konseyi’nin kurulması, güneydeki bağımsızlıkçı hareketin daha belirgin bir siyasi liderlik etrafında toplanması açısından dönüm noktası oldu. Örgüt, 11 Mayıs 2017 tarihinde Aden’de kuruldu. Kuruluş sürecinde, dönemin Yemen Cumhurbaşkanı Abdurabbu Mansur Hadi ile Aden Valisi Aidarus ez-Zübeydi arasında yaşanan anlaşmazlıklar etkiliydi.

Hadi yönetiminin Zübeydi’yi valilik görevinden alması, güneydeki ayrılıkçı çevrelerde tepkiyle karşılandı. Bu gelişmenin ardından düzenlenen protestolar ve siyasi girişimler, yeni bir örgütün kurulmasına zemin hazırladı. Aidarus ez-Zübeydi’nin liderliğinde şekillenen konsey, farklı güneyli grupları ortak bir siyasi program çevresinde birleştirmeyi hedefledi.

Konseyin ortaya çıkışı, Yemen’de merkezi yönetimin ciddi güvenlik sorunları yaşadığı bir döneme rastladı. Husilerin ülkenin kuzeyindeki ilerleyişi ve uluslararası alanda tanınan hükümetin otoritesini genişletmekte zorlanması, yerel güçlerin ön plana çıkmasına neden olmuştu. Güney Geçiş Konseyi de bu koşullardan yararlanarak özellikle Aden’de ve çevresindeki bölgelerde etkisini artırdı.

Örgütün temel iddiası, güney halkının siyasi geleceğini belirleme hakkına sahip olduğuydu. Bu çerçevede bağımsızlık hedefi, konseyin siyasi kimliğinin merkezine yerleşti. Ancak Yemen yönetimiyle yaşanan anlaşmazlıklar, örgütün ülkenin toprak bütünlüğünü savunan kesimlerle karşı karşıya gelmesine yol açtı.

Kuruluşundan itibaren konseyin önündeki en önemli meselelerden biri, güneydeki bütün siyasi grupları temsil edip edemeyeceğiydi. Güneydeki bağımsızlıkçı çevreler arasında dahi liderlik, yönetim modeli ve ekonomik kaynakların paylaşımı konularında farklı görüşler bulunuyordu. Bu nedenle Güney Geçiş Konseyi’nin büyümesi, güney meselesinin tümüyle çözüldüğü anlamına gelmedi.

Bağımsızlık hedefi ve siyasi programı

Güney Geçiş Konseyi’nin diğer Yemenli siyasi aktörlerden ayrıldığı temel nokta, ülkenin güneyinde ayrı bir devlet kurulmasını açıkça savunmasıdır. Konsey, birleşik Yemen düzeninin güneydeki siyasi ve ekonomik sorunları çözmekte yetersiz kaldığını ileri sürerek yeni bir siyasi yapılanmayı gerekli görür.

Örgütün gündeminde öne çıkan konular şunlardır:

  • Bağımsız bir devlet kurulması: Eski Güney Yemen topraklarında yeni bir siyasi yapı oluşturulması.
  • Yerel yönetimin güçlendirilmesi: Güneydeki idari ve siyasi kararların yerel ihtiyaçlara göre alınması.
  • Ekonomik hakların korunması: Petrol, doğal gaz, limanlar ve diğer kaynaklardan elde edilen gelirlerin paylaşımında güneyin çıkarlarının gözetilmesi.
  • Güvenlik kurumlarının yeniden düzenlenmesi: Güneydeki silahlı ve idari yapıların konseyin siyasi hedefleriyle uyumlu biçimde geliştirilmesi.
  • Diplomatik görünürlük: Güneyin siyasi statüsünün uluslararası müzakerelerde ayrı bir konu olarak ele alınması.

Bu hedefler, konseyin siyasi söylemini belirlese de uygulanmaları çeşitli engellerle karşılaşmaktadır. Öncelikle güneyin hangi sınırlar içinde örgütleneceği ve kurulması öngörülen devletin nasıl yönetileceği gibi soruların yanıtlanması gerekir.

Hadramut, el-Mehra, Şebve ve Aden gibi bölgelerin ekonomik ve toplumsal koşulları birbirinden farklıdır. Bazı yerel aktörler bağımsızlık talebini desteklerken bazıları, kendi bölgelerinin karar alma süreçlerinde daha fazla yetkiye sahip olmasını istemektedir. Bu farklılıklar, güneyin tamamının tek bir siyasi örgüt tarafından temsil edilmesini güçleştirir.

Ayrıca bağımsızlık hedefinin gerçekleşmesi, yalnızca konseyin askerî gücüne veya yerel desteğine bağlı değildir. Ekonomik açıdan sürdürülebilir bir devlet yapısının kurulması, uluslararası tanınma ve komşu ülkelerle ilişkilerin düzenlenmesi de belirleyici olacaktır.

Askerî güç ve stratejik bölgeler üzerindeki etkisi

YEMEN-CONFLICT-SOUTH
Jemen: Garnelen auf dem Markt, Hunger in den Häusern – Die brutalen Gegensätze im Land des Bürgerkriegs - WELT

اليمن.. بدء المرحلة الرابعة من عملية "سهام الشرق" في أبين | إرم نيوز

Güney Geçiş Konseyi’nin siyasi etkisini artıran unsurlardan biri, kendisiyle bağlantılı silahlı birliklerin sahadaki varlığıdır. Yemen’deki iç savaş sırasında farklı yerel güvenlik yapılanmaları ortaya çıktı ve bunların bir bölümü konseyin siyasi hedefleriyle yakın ilişkiler geliştirdi.

Güvenlik Kuşağı Güçleri ve Hadrami seçkin birlikleri gibi oluşumlar, güneydeki askerî dengeler açısından öne çıkan yapılar arasında yer aldı. Bununla birlikte bu birliklerin tamamının her dönemde doğrudan konseyin komutasında bulunduğunu varsaymak doğru değildir. Yerel komutanların, bölgesel destekçilerin ve farklı siyasi aktörlerin etkisi, askerî yapılanmanın karmaşık bir görünüm kazanmasına neden olmuştur.

Aden, konseyin en önemli merkezlerinden biri hâline geldi. Limanları, ticari bağlantıları ve stratejik konumu nedeniyle kent, Yemen’deki güç mücadelelerinde özel bir yere sahiptir. Konseyin 2018 yılında hükümet yanlısı güçlerle yaşadığı çatışmalar, güneyde birbirinden bağımsız hareket edebilen siyasi ve askerî merkezlerin oluştuğunu gösterdi.

2019 yılında imzalanan Riyad Anlaşması, konsey ile Yemen hükümeti arasındaki anlaşmazlıkları azaltmayı amaçladı. Anlaşma kapsamında siyasi temsilin genişletilmesi ve silahlı yapıların devlet kurumlarıyla bütünleştirilmesi gibi konular gündeme geldi. Ancak taraflar arasındaki güvensizlik ve komuta yetkisine ilişkin anlaşmazlıklar, uygulama sürecini zorlaştırdı.

2022 yılında Başkanlık Liderlik Konseyi’nin kurulmasıyla Aidarus ez-Zübeydi bu yapıda görev aldı. Böylece Güney Geçiş Konseyi’nin liderliği, bir taraftan bağımsızlık talebini sürdürürken diğer taraftan uluslararası alanda tanınan Yemen yönetiminin siyasi kurumlarında temsil edilmeye başladı.

Bu durum, konseyin stratejisindeki ikili yaklaşımı ortaya koydu. Örgüt, siyasi kurumlara katılarak etkisini artırmaya çalışırken bağımsızlık hedefinden vazgeçmedi. Bu yaklaşım bazı kesimler tarafından pragmatik bir siyaset olarak değerlendirilirken diğerleri tarafından Yemen’in birliğini zayıflatan bir tutum olarak görüldü.

Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin rolü

Güney Geçiş Konseyi’nin güç kazanması, Yemen’deki bölgesel rekabetten bağımsız düşünülemez. Özellikle Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin farklı öncelikleri, konseyin hareket alanını ve Yemen’deki siyasi dengeleri etkiledi.

Birleşik Arap Emirlikleri, güneydeki bazı silahlı gruplara eğitim, mali kaynak ve askerî destek sağladı. Bu ilişkiler, konseyin bağlantılı güçlerinin gelişmesinde önemli rol oynadı. Aden ve çevresindeki güvenlik yapılanmalarının güçlenmesi, örgütün siyasi taleplerini sahada destekleyebilmesini kolaylaştırdı.

Suudi Arabistan ise Yemen’in uluslararası alanda tanınan yönetimini destekledi ve ülkenin toprak bütünlüğünü koruyacak bir siyasi çözüm arayışında bulundu. Riyad’ın öncelikleri arasında sınır güvenliği, Husilerin etkisinin sınırlandırılması ve Yemen’de istikrarlı bir yönetimin oluşturulması yer aldı.

İki ülkenin Yemen’deki hedefleri her zaman bütünüyle örtüşmedi. Suudi Arabistan merkezi yönetimin otoritesini korumaya önem verirken Birleşik Arap Emirlikleri’nin güneydeki yerel aktörlerle geliştirdiği ilişkiler, farklı bir güç dağılımının ortaya çıkmasına katkıda bulundu.

Güney Geçiş Konseyi açısından dış destek, askerî ve siyasi kapasitesini artıran önemli bir avantajdı. Bununla birlikte dış aktörlerin öncelikleri değiştiğinde konseyin seçenekleri de daralabiliyordu. Bu durum, bölgesel müttefiklerle kurulan ilişkilerin hem fırsat hem de bağımlılık riski taşıdığını gösterdi.

Ocak 2026’da yaşanan kırılma ve konseyin geleceği

Güney Geçiş Konseyi’nin son dönemdeki en önemli sınavı, Aralık 2025 ile Ocak 2026 arasında yaşanan gelişmeler oldu. Konsey güçleri, Aralık 2025’te Hadramut ve el-Mehra gibi stratejik bölgelerde ilerleme kaydetti. Bu bölgeler, ekonomik kaynakları ve coğrafi konumları nedeniyle Yemen’deki güç mücadelesinde büyük önem taşımaktadır.

2 Ocak 2026’da konseyin iki yıl içinde bağımsızlık referandumu düzenleme hedefini açıklaması, siyasi gerilimi artırdı. Bağımsızlık talebinin belirli bir takvimle gündeme getirilmesi, Yemen yönetimiyle yaşanan anlaşmazlıkların daha da derinleşmesine neden oldu.

Bunun ardından hükümet yanlısı güçler, konseyin kontrolüne geçen bölgeleri geri almak için harekete geçti. Ocak ayının ilk günlerinde yaşanan gelişmeler sonucunda konseyin toprak hâkimiyeti önemli ölçüde geriledi. Yemen Başkanlık Liderlik Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, 10 Ocak’ta Hadramut ve el-Mehra’nın yeniden hükümet güçlerinin kontrolüne geçtiğini duyurdu.

9 Ocak 2026’da konseyin bazı üst düzey temsilcileri, örgütün siyasi ve idari yapılarının dağıtıldığını, yurt içindeki ve dışındaki ofislerinin kapatılacağını açıkladı. Bu açıklama, güney meselesinin kapsamlı siyasi diyalog yoluyla ele alınması gerektiği görüşüyle ilişkilendirildi.

Ancak dağılma kararı konusunda görüş birliği oluşmadı. Konseyin bazı temsilcileri, örgütün yetkili organlarının onayı olmadan böyle bir karar alınamayacağını savundu. Dolayısıyla bu gelişme, bütün ayrılıkçı hareketin sona erdiği biçiminde yorumlanmamalıdır.

Ocak 2026’daki gelişmeler, Güney Geçiş Konseyi’nin örgütsel geleceği ve sahadaki etkisi açısından ciddi bir dönüm noktası oluşturdu. Bununla birlikte güneyin siyasi statüsüne ilişkin talepler, konseyin kurumsal varlığından daha eski bir geçmişe sahiptir. Bu nedenle örgütün zayıflaması veya yapısının değişmesi, bağımsızlık tartışmasının kendiliğinden ortadan kalkacağı anlamına gelmez.

Güney Geçiş Konseyi Yemen için neden önemli?

Güney Geçiş Konseyi, Yemen’deki siyasi krizin birden fazla boyuta sahip olduğunu ortaya koyan önemli aktörlerden biridir. Ülkedeki çatışmaları yalnızca Husiler ile merkezi yönetim arasındaki mücadele üzerinden değerlendirmek, güneydeki bağımsızlıkçı hareketin etkisini gözden kaçırmaya neden olur.

Konsey, güneyin siyasi geleceğini ulusal ve uluslararası gündeme taşıyarak Yemen’deki olası barış görüşmelerinin kapsamını da etkiledi. Güneydeki yerel toplulukların temsil edilmesi, ekonomik kaynakların paylaşımı ve güvenlik kurumlarının geleceği, kalıcı bir çözüm için ele alınması gereken temel konular arasındadır.

Buna karşılık konseyin önündeki sorunlar da oldukça kapsamlıdır. Güneydeki farklı siyasi gruplar arasında ortak bir yönetim modeli üzerinde uzlaşılması, ekonomik sürdürülebilirliğin sağlanması ve uluslararası destek konusunda istikrarlı ilişkiler kurulması gerekmektedir.

Yemen’in geleceğinde bağımsızlık, özerklik veya farklı bir yönetim modeli seçeneklerinden hangisinin öne çıkacağı henüz kesinleşmiş değildir. Bu sürecin yalnızca askerî güç üzerinden değil, siyasi müzakere ve toplumsal katılım yoluyla şekillenmesi büyük önem taşımaktadır.

Sonuç

2017 yılında kurulan Güney Geçiş Konseyi, güney Yemen’deki bağımsızlıkçı hareketi örgütlü bir siyasi yapıya dönüştürme amacıyla ortaya çıktı. Aidarus ez-Zübeydi liderliğinde gelişen konsey, askerî bağlantıları ve bölgesel ilişkileri sayesinde Yemen’de önemli bir güç merkezi hâline geldi.

Bununla birlikte örgütün yükselişi, merkezi yönetimle yaşanan çatışmalar ve güneydeki farklı siyasi gruplar arasındaki görüş ayrılıkları nedeniyle sürekli sınandı. Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri’nin farklı öncelikleri de konseyin geleceğini etkileyen unsurlar arasında yer aldı.

Ocak 2026’da yaşanan toprak kayıpları ve örgütün dağıtıldığına ilişkin açıklamalar, konseyin tarihinde yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Ancak güney Yemen’in siyasi statüsü ve bağımsızlık talebi, Yemen’in geleceğini şekillendirecek temel meselelerden biri olmaya devam etmektedir.

İran Devrim Muhafızları Ordusu Nedir?

Pop Haber

Lübnan’ın yakın tarihini ve Orta Doğu’daki güç mücadelelerini anlamak için incelenmesi gereken en önemli aktörlerden biri Hizbullah’tır. Arapçada “Allah’ın Partisi” anlamına gelen bu hareket, Şii İslamcı bir siyasi parti olmasının yanı sıra kendisine bağlı silahlı yapılanması, toplumsal hizmet ağı ve bölgesel ittifaklarıyla da tanınır. 1980’li yıllarda Lübnan’da yaşanan savaşların ve İsrail’in askerî müdahalelerinin etkisiyle ortaya çıkan Hizbullah, zaman içerisinde ülkenin siyasi düzenini ve güvenlik politikalarını etkileyebilecek ölçüde güç kazanmıştır.

Hizbullah Nedir?

Lübnan’ın yakın tarihini ve Orta Doğu’daki güç mücadelelerini anlamak için incelenmesi gereken en önemli aktörlerden biri Hizbullah’tır. Arapçada “Allah’ın Partisi” anlamına gelen bu hareket, Şii İslamcı bir siyasi parti olmasının yanı sıra kendisine bağlı silahlı yapılanması, toplumsal hizmet ağı ve bölgesel ittifaklarıyla da tanınır. 1980’li yıllarda Lübnan’da yaşanan savaşların ve İsrail’in askerî müdahalelerinin etkisiyle ortaya çıkan Hizbullah, zaman içerisinde ülkenin siyasi düzenini ve güvenlik politikalarını etkileyebilecek ölçüde güç kazanmıştır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir