Eş-Şebab örgütü hakkında genel bilgiler
Somali Merkezli Silahlı Örgütün Tarihi, İdeolojisi ve Faaliyetleri
Eş-Şebab, Somali’de ortaya çıkan ve zaman içerisinde Doğu Afrika’nın güvenlik dengelerini etkileyen ulusötesi bir silahlı örgüttür. Arapça adı Hareket eş-Şebab el-Mücahidin olan hareket, uluslararası kaynaklarda Al-Shabaab adıyla da anılır. Örgüt, Somali’deki mevcut siyasi yönetimi ortadan kaldırmayı ve kendi katı dini yorumuna dayalı bir yönetim düzeni oluşturmayı amaçlamaktadır.
Eş-Şebab’ın ortaya çıkışı, Somali’nin yakın tarihinde yaşanan siyasi çöküş, iç savaş ve otorite boşluğuyla doğrudan ilişkilidir. Merkezi devlet yapısının zayıflamasıyla birlikte ülkede farklı silahlı gruplar güç kazanmış, yerel yönetim mekanizmaları parçalanmış ve güvenlik sorunları uzun yıllar boyunca devam etmiştir. Bu ortam, Eş-Şebab gibi ideolojik temelli silahlı hareketlerin örgütlenmesini kolaylaştırmıştır.
Örgüt, başlangıçta Somali’deki İslamcı hareketler içerisinde faaliyet gösteren radikal bir grup olarak öne çıkmıştır. Ancak sonraki yıllarda kendi liderlik sistemini oluşturarak bağımsız bir yapıya dönüşmüş ve ülkenin çeşitli bölgelerinde silahlı faaliyetler yürütmeye başlamıştır. 2012 yılında El-Kaide’ye bağlılığını açıklaması ise hareketin uluslararası cihatçı ağlar içerisindeki konumunu belirginleştirmiştir.
Eş-Şebab’ın etkisi Somali ile sınırlı kalmamıştır. Özellikle Kenya’da gerçekleştirdiği saldırılar ve sınır ötesindeki faaliyetleri, örgütün bölgesel bir güvenlik tehdidi olarak değerlendirilmesine neden olmuştur. Bunun yanında, Somali’deki ekonomik faaliyetler üzerinde kurduğu baskı, sivillere yönelik şiddet eylemleri ve kamu kurumlarını hedef alan saldırıları ülkenin istikrarını olumsuz etkilemektedir.
Eş-Şebab’ı anlamak için örgütün ideolojisinin yanı sıra Somali’nin siyasi tarihini, ekonomik koşullarını, uluslararası müdahaleleri ve bölgesel güç ilişkilerini de incelemek gerekir. Çünkü hareketin gelişimi, yalnızca askeri faaliyetleriyle açıklanamayacak kadar kapsamlı bir siyasi ve toplumsal arka plana sahiptir.
Somali’deki devlet krizinden örgütsel yapılanmaya
Eş-Şebab’ın tarihsel kökenleri, Somali’de merkezi yönetimin çöktüğü 1991 yılına kadar uzanan gelişmelerle bağlantılıdır. Siad Barre yönetiminin sona ermesinden sonra ülke, farklı siyasi gruplar ve silahlı güçler arasında yaşanan mücadelelerin etkisiyle uzun süre istikrarsızlık içinde kalmıştır.
Devlet kurumlarının işlevlerini yerine getirememesi, güvenlik hizmetlerinin aksaması ve ekonomik hayatın zarar görmesi, halkın gündelik yaşamını ciddi biçimde etkilemiştir. Bu dönemde yerel silahlı gruplar, aşiret temelli yapılar ve dini hareketler çeşitli bölgelerde etkili olmaya başlamıştır.
2000’li yıllarda Somali’deki İslamcı siyasi oluşumlar arasında İslam Mahkemeleri Birliği önemli bir konuma yükselmiştir. Yerel mahkemeler çevresinde gelişen bu yapı, güvenliği sağlama ve toplumsal düzeni yeniden kurma iddiasıyla destek kazanmıştır. Ancak birlik içerisinde farklı siyasi görüşlere ve yöntemlere sahip gruplar bulunuyordu.
Eş-Şebab, bu oluşumun bünyesinde yer alan daha radikal genç savaşçılar arasından gelişti. Hareketin mensupları, Somali’deki siyasi mücadeleyi kendi ideolojik hedefleri doğrultusunda sürdürmeyi savunuyordu. 2006 yılında Etiyopya’nın Somali’ye askeri müdahalede bulunması ve İslam Mahkemeleri Birliği’nin gerilemesi, Eş-Şebab’ın ayrı bir örgüt olarak güç kazanmasına zemin hazırladı.
Birliğin dağılmasının ardından bazı silahlı unsurlar mücadeleye devam ederken Eş-Şebab giderek daha bağımsız bir komuta yapısı geliştirdi. Örgüt, özellikle Somali’nin güneyindeki ve orta kesimlerindeki istikrarsızlıktan yararlanarak etkinliğini artırdı.
2000’li yılların sonlarına doğru hareket, yalnızca belirli bir ideoloji etrafında toplanmış savaşçılardan oluşan bir grup olmaktan uzaklaşmıştı. Kontrol ettiği yerlerde kurallar uygulayan, ekonomik kaynaklar üzerinde baskı oluşturan ve yerel toplulukların yaşamına müdahale eden bir yapılanmaya dönüşmüştü.
Eş-Şebab’ın ideolojik yaklaşımı ve yönetim anlayışı
Eş-Şebab’ın siyasi hedeflerini belirleyen temel unsur, Selefi cihatçı ideolojidir. Örgüt, dini metinleri katı bir yorumla ele almakta ve bu yaklaşımın siyasi yönetimden hukuka kadar toplumun bütün alanlarında uygulanmasını savunmaktadır.
Hareketin temel amaçlarından biri, Somali Federal Cumhuriyeti yönetimini devirmek ve kendi anlayışına uygun bir İslam yönetimi kurmaktır. Eş-Şebab, demokratik siyasi sistemleri ve mevcut devlet kurumlarını meşru kabul etmemekte, yabancı askeri güçlerin Somali’deki varlığına da karşı çıkmaktadır.
Örgüt, siyasi hedeflerini açıklarken dini söylemi yoğun biçimde kullanır. Bununla birlikte, kendi yorumunu toplumun tamamına zorla kabul ettirmeye çalışması, Müslüman toplumlar içerisindeki düşünce ve inanç çeşitliliğiyle önemli bir çelişki oluşturmaktadır. Eş-Şebab’ın görüşleri, Somali halkının tamamının dini veya siyasi tercihlerini temsil etmez.
Hareketin ideolojisinde kendisine karşı çıkan kişi ve kurumları düşman olarak tanımlamak önemli bir yer tutar. Bu yaklaşım, örgütün yalnızca yabancı güçlerle değil, Somali hükümetiyle, yerel yöneticilerle, güvenlik görevlileriyle ve kendi görüşlerini benimsemeyen sivillerle de çatışmasına neden olmaktadır.
Eş-Şebab’ın yönetim iddiası, kontrol ettiği bölgelerde katı kuralların uygulanmasıyla kendini göstermektedir. Bu uygulamalar arasında toplumsal davranışların sınırlandırılması, farklı görüşlerin baskı altına alınması ve örgütün belirlediği hükümlere uymayan kişilerin cezalandırılması bulunmaktadır.
Dolayısıyla örgütün siyasi hedeflerini değerlendirirken kendi propagandasında kullandığı ifadelerle sahadaki uygulamaları birbirinden ayırmak gerekir. Eş-Şebab’ın dini gerekçelerle açıkladığı faaliyetler, sivillere yönelik saldırılar ve insan hakları ihlalleri nedeniyle uluslararası alanda geniş ölçüde eleştirilmektedir.
El-Kaide bağlantısı ve uluslararası cihatçı ağlar
Eş-Şebab’ın gelişiminde uluslararası cihatçı hareketlerle kurduğu ilişkiler önemli bir yer tutar. Örgüt, uzun süre bölgesel bir silahlı hareket olarak faaliyet göstermiş olsa da ideolojik yakınlıkları ve dış bağlantıları zamanla daha geniş bir uluslararası çerçeve kazanmıştır.
2012 yılında El-Kaide’ye bağlılığını ilan etmesi, bu dönüşümün en belirgin aşamalarından biri olmuştur. Bu gelişmeyle birlikte Eş-Şebab, El-Kaide’nin uluslararası örgütsel ağıyla ilişkilendirilen bir hareket hâline gelmiştir.
El-Kaide bağlantısı, Eş-Şebab’ın ideolojik kimliğinin yanı sıra uluslararası güvenlik politikalarındaki yerini de etkilemiştir. Örgüt, birçok ülke tarafından terör tehdidi olarak değerlendirilmekte ve faaliyetlerinin sınırlandırılması amacıyla yaptırım ve güvenlik önlemlerine konu olmaktadır.
Bununla birlikte, örgütün Somali’deki gücünü yalnızca uluslararası bağlantılarıyla açıklamak yeterli değildir. Ülkedeki devlet otoritesinin zayıflığı, yerel çatışmalar, ekonomik sıkıntılar ve güvenlik hizmetlerindeki eksiklikler, hareketin varlığını sürdürmesinde belirleyici olmuştur.
Eş-Şebab ile IŞİD’in Somali’deki yapılanmaları da birbirinden ayrılmalıdır. Her iki hareket cihatçı ideolojilerden beslenmekle birlikte farklı örgütsel bağlantılara ve liderlik yapılarına sahiptir. Eş-Şebab’ın El-Kaide’ye bağlılığı, bu ayrımın anlaşılması açısından özellikle önemlidir.
Örgütün liderleri ve iç organizasyonu
Eş-Şebab’ın uzun yıllar boyunca faaliyet göstermesini sağlayan unsurlardan biri, farklı görev alanlarına sahip örgütsel birimler oluşturmasıdır. Hareket, askeri faaliyetlerin yanında istihbarat, propaganda, mali kaynakların yönetimi ve kontrol ettiği bölgelerde idari baskı kurulması gibi alanlarda da yapılanmıştır.
Örgütün en üst düzeyinde emir olarak adlandırılan lider bulunur. Bu makam, genel stratejinin belirlenmesi ve örgütün ideolojik çizgisinin korunması açısından önem taşır. Üst düzey yöneticilerin altında farklı bölgelerde ve sorumluluk alanlarında faaliyet gösteren kadrolar yer almaktadır.
Eş-Şebab’la ilişkilendirilen Amniyat adlı yapı, örgütün istihbarat ve iç güvenlik faaliyetlerinde öne çıkar. Bu birim, örgütün kendi kontrolünü sürdürmesinde ve hedef aldığı kişilere yönelik operasyonlarında rol oynayan mekanizmalardan biri olarak tanımlanmaktadır.
Örgütün propaganda faaliyetleri de yapılanmasının önemli bir parçasıdır. Eş-Şebab, açıklamaları ve medya içerikleri aracılığıyla kendi ideolojisini yaymaya, saldırılarını belirli gerekçelerle sunmaya ve destek kazanmaya çalışmaktadır.
Bu örgütsel yapı, hareketin yalnızca cephede savaşan silahlı unsurlardan ibaret olmadığını gösterir. Eş-Şebab’ın etkili olduğu bölgelerde ekonomik baskı, yerel yönetimlere müdahale ve toplumsal denetim gibi uygulamalar da görülmektedir.
Bununla birlikte örgütün yapısı zaman içerisinde değişime uğramıştır. Lider kadrolarındaki değişiklikler, askeri operasyonlar ve yerel gelişmeler örgütün hareket alanını etkilemektedir. Farklı bölgelerde faaliyet gösteren unsurların varlığı ise örgütün yalnızca tek bir liderin kararlarıyla açıklanamayacağını ortaya koymaktadır.
Somali’de yürütülen silahlı mücadele
Eş-Şebab, Somali’de hükümet güçleri ve uluslararası destekli güvenlik birimleriyle uzun süredir çatışmaktadır. Örgüt, bazı dönemlerde geniş alanlarda etkinlik kazanmış, bazı dönemlerde ise askeri operasyonlar sonucunda kontrolündeki yerleşim yerlerinin bir bölümünü kaybetmiştir.
2007 yılında Afrika Birliği’nin Somali’de güvenliği desteklemek amacıyla yürüttüğü çalışmaların başlaması, örgütün karşı karşıya olduğu askeri baskıyı artırmıştır. Somali hükümetine bağlı birlikler ve uluslararası destekli güçler, örgütün etkisini azaltmak için çeşitli operasyonlar düzenlemiştir.
Ancak belirli yerleşim yerlerinin geri alınması, örgütün faaliyetlerinin tamamen sona erdiği anlamına gelmemiştir. Eş-Şebab, kırsal alanlardaki varlığından ve devlet kurumlarının sınırlı olduğu bölgelerden yararlanarak yeniden etkinlik kazanabilmiştir.
Örgütün askeri faaliyetleri yalnızca toprak kontrolü sağlamaya dayanmamaktadır. Hükümet kurumlarına saldırılar düzenlemek, güvenlik güçlerinin hareket kabiliyetini sınırlamak ve devletin hizmet sunmasını zorlaştırmak da hareketin faaliyetleri arasında yer almaktadır.
Başkent Mogadişu, Somali hükümetinin merkezi olmasına rağmen uzun yıllardır saldırı tehdidiyle karşı karşıyadır. Eş-Şebab’ın gerçekleştirdiği bombalı saldırılar ve diğer şiddet eylemleri, kentteki sivillerin güvenliğini ciddi biçimde etkilemiştir.
Çatışmaların devam etmesi, Somali’deki siyasi istikrarı ve ekonomik kalkınmayı zorlaştırmaktadır. Güvenlik sorunları nedeniyle bazı bölgelerde eğitim ve sağlık hizmetlerine erişim aksamakta, ticaret zarar görmekte ve çok sayıda insan yaşadığı yeri terk etmek zorunda kalmaktadır.
Kenya ve Doğu Afrika’daki saldırılar
Eş-Şebab’ın faaliyetlerinin Somali sınırlarını aşması, örgütün bölgesel bir güvenlik sorunu olarak değerlendirilmesine neden olmuştur. Özellikle Kenya’da gerçekleştirilen saldırılar, hareketin uluslararası kamuoyunda tanınmasında etkili olmuştur.
Kenya’nın Somali’deki askeri faaliyetlere katılması, iki ülke arasındaki güvenlik ilişkilerini doğrudan etkilemiştir. Eş-Şebab ise Kenya’yı hedef alan eylemlerini bu askeri varlığa karşı bir misilleme olarak göstermiştir.
2013 yılında Nairobi’deki Westgate alışveriş merkezine düzenlenen saldırı, örgütün en çok ses getiren eylemlerinden biridir. Saldırıda çok sayıda insan hayatını kaybetmiş ve olay uluslararası alanda büyük tepki toplamıştır.
2015 yılında Garissa kentindeki üniversiteye yönelik saldırı da Kenya’nın yakın tarihindeki en ağır terör eylemleri arasında yer alır. Çok sayıda öğrencinin yaşamını yitirdiği saldırı, örgütün sivillere yönelik şiddetinin boyutunu ortaya koymuştur.
Bu tür saldırılar, Doğu Afrika ülkelerinin güvenlik iş birliğini geliştirmesine ve sınır güvenliğine daha fazla önem vermesine yol açmıştır. Bununla birlikte bölgedeki tehditlerin tamamını yalnızca askeri tedbirlerle ortadan kaldırmak mümkün olmamıştır.
Eş-Şebab’ın temel faaliyet merkezi Somali olmaya devam etmektedir. Kenya ve diğer bölge ülkelerindeki saldırılar ise örgütün sınır ötesi hareket kabiliyetinin ve Somali’deki çatışmanın bölgesel sonuçlarının göstergesidir.
Eş-Şebab’ın gelir kaynakları ve ekonomik baskı yöntemleri
Eş-Şebab’ın faaliyetlerini sürdürebilmesinde mali kaynaklara erişimi önemli bir rol oynamaktadır. Örgüt, kontrol ettiği veya nüfuz sahibi olduğu bölgelerde ekonomik faaliyetler üzerinde baskı kurarak gelir elde etmeye çalışmaktadır.
Tüccarlardan, işletmelerden ve yerel ekonomik aktörlerden zorla para toplanması, örgütün finansman yöntemleri arasında gösterilmektedir. Hareket bu tür ödemeleri kendi söyleminde vergi olarak tanımlayabilse de tehdit ve şiddet yoluyla alınan paralar meşru vergilendirmeden farklıdır.
Ticaret yolları, tarımsal üretim ve yerel işletmeler, örgütün ekonomik baskısının görüldüğü alanlardır. İşletmelerin saldırıya uğrama korkusuyla para ödemek zorunda kalması, yerel ekonominin gelişmesini engellemekte ve halkın geçim koşullarını ağırlaştırmaktadır.
Bu sistem, örgütün yalnızca askeri güce dayanmadığını, aynı zamanda ekonomik baskı araçlarından da yararlandığını göstermektedir. Eş-Şebab’ın mali kaynaklarının sınırlandırılması, uluslararası terörle mücadele politikalarının önemli hedeflerinden biridir.
Ancak finansal tedbirlerin uygulanması sırasında insani yardım faaliyetlerinin ve sivillerin meşru ekonomik yaşamının zarar görmemesi gerekir. Somali’de ekonomik istikrarın sağlanması, hem halkın yaşam koşullarının iyileştirilmesi hem de silahlı örgütlerin hareket alanının daraltılması açısından önem taşımaktadır.
Sivillere yönelik şiddet ve insani sonuçlar
Eş-Şebab’ın faaliyetleri, Somali’de ciddi insani sorunlara yol açmıştır. Örgütün bombalı saldırıları, suikastları, kaçırma eylemleri ve zorla uyguladığı kurallar, sivillerin güvenliğini ve temel haklarını tehdit etmektedir.
Saldırılarda kamu görevlileri ve güvenlik personelinin yanı sıra gazeteciler, yardım çalışanları, öğrenciler ve sıradan vatandaşlar da zarar görebilmektedir. Sivillerin yoğun olarak bulunduğu alanlarda gerçekleştirilen saldırılar, can kayıplarının yanı sıra toplumsal korkuyu ve güvensizliği artırmaktadır.
Örgütün kontrolündeki bölgelerde katı kuralların zorla uygulanması, bireylerin günlük yaşamına ciddi biçimde müdahale edilmesine neden olmaktadır. Farklı görüşlerin baskı altına alınması ve örgütün taleplerine uymayan kişilerin cezalandırılması, temel hak ve özgürlükler açısından önemli sorunlar yaratmaktadır.
Çocukların silahlı faaliyetlerde kullanılmaya zorlanması, kaçırma ve cinsel şiddet gibi ihlaller de örgütle ilgili uluslararası raporlarda yer almaktadır. Bu uygulamalar, çatışmanın özellikle savunmasız gruplar üzerindeki etkisini ağırlaştırmaktadır.
Eş-Şebab’ın faaliyetleri, insani yardım kuruluşlarının çalışmalarını da zorlaştırmaktadır. Çatışmaların sürdüğü bölgelerde yardım ulaştırmak güçleşebilmekte, yerinden edilmiş kişilerin barınma ve beslenme ihtiyaçlarının karşılanması daha karmaşık hâle gelebilmektedir.
Bu nedenle Somali’deki güvenlik sorununun çözümünde yalnızca askeri başarıların değerlendirilmesi yeterli değildir. Sivillerin korunması, insan haklarının güvence altına alınması ve temel kamu hizmetlerinin sürdürülebilmesi de kalıcı istikrarın vazgeçilmez unsurlarıdır.
Eş-Şebab’la mücadelede Afrika Birliği ve uluslararası toplum
Somali hükümeti, Eş-Şebab’ın etkisini azaltmak için ulusal güvenlik güçlerini güçlendirmeye ve uluslararası ortaklarla iş birliğini sürdürmeye çalışmaktadır. Ancak uzun süren iç savaşın yarattığı kurumsal zayıflıklar, ekonomik sorunlar ve siyasi anlaşmazlıklar bu çabaları zorlaştırmaktadır.
Afrika Birliği, Somali’deki güvenlik çalışmalarına uzun yıllardır destek vermektedir. AMISOM adıyla yürütülen misyonun ardından Afrika Birliği Somali Geçiş Misyonu (ATMIS) görev yapmıştır. Bu sürecin tamamlanmasıyla 1 Ocak 2025 tarihinde Afrika Birliği Somali Destek ve İstikrar Misyonu (AUSSOM) faaliyete başlamıştır.
AUSSOM’un temel hedefleri arasında Somali güvenlik güçlerine destek sağlamak, istikrar çalışmalarına katkıda bulunmak ve Eş-Şebab’ın oluşturduğu tehdidin azaltılmasına yardımcı olmak bulunmaktadır. Birleşmiş Milletler de Somali’deki güvenlik ve istikrar çabalarına çeşitli kararlar ve mekanizmalar aracılığıyla destek vermektedir.
Uluslararası toplumun yaklaşımında askeri operasyonların yanı sıra mali kaynakların sınırlandırılması, bölgesel güvenlik iş birliği ve devlet kurumlarının güçlendirilmesi de önemli yer tutmaktadır.
Bununla birlikte Somali’de kalıcı istikrarın sağlanması, yalnızca dış destekle mümkün değildir. Yerel yönetimlerin güçlenmesi, adalet sisteminin etkin çalışması ve kamu hizmetlerinin yaygınlaştırılması, halkın devlet kurumlarına duyduğu güvenin artırılması açısından gereklidir.
Örgütün etkin olduğu bölgelerde güvenliğin sağlanması kadar, bu alanlarda yaşayan insanların eğitim, sağlık ve ekonomik fırsatlara erişebilmesi de önemlidir. Bu koşulların oluşturulamaması, askeri operasyonlarla elde edilen kazanımların kalıcı olmasını güçleştirebilir.
Eş-Şebab’ın Somali’nin geleceği üzerindeki etkisi
Eş-Şebab’ın varlığı, Somali’nin siyasi istikrarı ve ekonomik kalkınması önündeki önemli engellerden biridir. Örgütün saldırıları ve güvenlik tehdidi, devletin kaynaklarını büyük ölçüde güvenlik alanına yöneltmesine neden olurken altyapı, eğitim, sağlık ve istihdam gibi alanlardaki ihtiyaçların karşılanmasını zorlaştırmaktadır.
Çatışmaların uzun sürmesi, özellikle genç nüfusun geleceğini etkilemektedir. Eğitim olanaklarının kısıtlanması, işsizlik ve yoksulluk, toplumun ekonomik ve sosyal açıdan güçlenmesini engelleyebilmektedir. Yerinden edilme ve güvensizlik de ailelerin yaşam koşullarını ağırlaştırmaktadır.
Örgütün etkisini azaltmak için güvenlik tedbirlerinin ekonomik ve siyasi reformlarla desteklenmesi gerekir. İş imkânlarının artırılması, kamu hizmetlerinin yaygınlaştırılması, adalet mekanizmalarının geliştirilmesi ve yerel toplulukların karar alma süreçlerine katılması, daha istikrarlı bir toplumsal yapı oluşturulmasına katkıda bulunabilir.
Somali’nin geleceği, hükümetin kurumsal kapasitesi, bölge ülkeleriyle ilişkileri, uluslararası desteğin sürdürülebilirliği ve toplumun güvenlik süreçlerine katılımı gibi birçok etkene bağlıdır. Bu nedenle Eş-Şebab’ın gelecekteki konumunu kesin biçimde öngörmek yerine, ülkenin siyasi ve toplumsal gelişmelerini birlikte değerlendirmek daha sağlıklı olacaktır.
Sonuç
Eş-Şebab, Somali’deki devlet krizinden doğan ve zaman içinde El-Kaide bağlantılı ulusötesi bir silahlı örgüte dönüşen önemli bir güvenlik aktörüdür. Selefi cihatçı ideolojisi, mevcut yönetimi devirmeye yönelik hedefleri, ekonomik baskı yöntemleri ve sivillere yönelik şiddet eylemleri, hem Somali’de hem de Doğu Afrika’nın diğer bölgelerinde ciddi sonuçlar doğurmuştur.
Örgütün geçmişi, Somali’deki çatışmaların yalnızca askeri mücadelelerden ibaret olmadığını göstermektedir. Devlet kurumlarının zayıflığı, ekonomik sorunlar, siyasi anlaşmazlıklar ve yerel güvenlik boşlukları, örgütün faaliyetlerini sürdürebilmesinde etkili olmuştur.
Eş-Şebab’la mücadelede askeri operasyonlar ve uluslararası iş birliği önemini korurken uzun vadeli çözümün güçlü kurumlar, ekonomik kalkınma, etkili kamu hizmetleri ve sivillerin haklarının korunmasıyla desteklenmesi gerekmektedir. Somali’de kalıcı barışın sağlanması, güvenlik tehdidinin azaltılmasının yanı sıra toplumun yeniden yapılanmasını ve insanların geleceğe güvenle bakabilmesini de gerektirir.IŞİD Nedir?
POP HABER Popüler Haber Sitesi