Cumartesi , Ekim 10 2026
Breaking News
Türk rock müziğinin geçmişten günümüze uzanan yolculuğunda bazı isimler, yalnızca kendi üretimleriyle değil, temsil ettikleri müzikal gelenekle de öne çıkar. Emrah Karaca, hem Anadolu rock müziğinin efsanevi sanatçılarından Cem Karaca'nın oğlu olması hem de uzun yıllardır Moğollar grubunda solistlik yapması nedeniyle bu isimler arasında yer alır. Sanatçının kariyeri, aileden gelen müzikal birikimin profesyonel deneyimle nasıl birleşebileceğini gösteren örneklerden biridir.
Türk rock müziğinin geçmişten günümüze uzanan yolculuğunda bazı isimler, yalnızca kendi üretimleriyle değil, temsil ettikleri müzikal gelenekle de öne çıkar. Emrah Karaca, hem Anadolu rock müziğinin efsanevi sanatçılarından Cem Karaca'nın oğlu olması hem de uzun yıllardır Moğollar grubunda solistlik yapması nedeniyle bu isimler arasında yer alır. Sanatçının kariyeri, aileden gelen müzikal birikimin profesyonel deneyimle nasıl birleşebileceğini gösteren örneklerden biridir.

Emrah Karaca Kimdir?

Müzik Yaşamı, Cem Karaca ile Çalışmaları ve Moğollar Kariyeri

Türk rock müziğinin geçmişten günümüze uzanan yolculuğunda bazı isimler, yalnızca kendi üretimleriyle değil, temsil ettikleri müzikal gelenekle de öne çıkar. Emrah Karaca, hem Anadolu rock müziğinin efsanevi sanatçılarından Cem Karaca‘nın oğlu olması hem de uzun yıllardır Moğollar grubunda solistlik yapması nedeniyle bu isimler arasında yer alır. Sanatçının kariyeri, aileden gelen müzikal birikimin profesyonel deneyimle nasıl birleşebileceğini gösteren örneklerden biridir.

15 Temmuz 1976 tarihinde İstanbul’da dünyaya gelen Emrah Karaca, çocukluk yıllarından itibaren Türkiye’nin müzik ve sanat dünyasına yakın bir çevrede yetişti. Ancak onun müzik yolculuğunu yalnızca babasının tanınmışlığı üzerinden değerlendirmek, yıllar içinde edindiği sahne deneyimini ve farklı müzisyenlerle gerçekleştirdiği çalışmaları göz ardı etmek anlamına gelir. Üniversite döneminde başlayan canlı müzik deneyimi, Cem Karaca ile yaptığı besteler ve Moğollar’ın solisti olarak üstlendiği görev, sanatçının kariyerini şekillendiren başlıca aşamalardır.

Moğollar gibi Türk rock tarihinin köklü topluluklarından birinde yer almak, Emrah Karaca’nın müzik yaşamına farklı bir boyut kazandırdı. Anadolu ezgilerini rock müziğin olanaklarıyla buluşturan bu grubun repertuvarını sahneye taşıyan sanatçı, geçmişin müzikal birikiminin yeni kuşaklara aktarılmasında da rol üstlendi.

Peki, Emrah Karaca’nın hayat hikâyesi nasıl şekillendi? Müzik kariyerinin başlangıcında hangi deneyimler etkili oldu? Cem Karaca ile birlikte yaptığı çalışmalar nelerdi ve Moğollar’ın solisti olarak Türk rock müziğindeki yeri nasıl değerlendirilebilir? İşte sanatçının yaşamı ve kariyeri hakkında merak edilen ayrıntılar.

Emrah Karaca’nın Ailesi ve Sanatla İç İçe Geçen Çocukluğu

Emrah Karaca, 15 Temmuz 1976’da İstanbul’da doğdu. Babası Cem Karaca, güçlü vokali ve toplumsal konuları işleyen şarkılarıyla tanınan Anadolu rock sanatçılarından biriydi. Ailesinin sanatla bağlantısı yalnızca babasıyla sınırlı değildi. Babaannesi Toto Karaca, tiyatro ve opera alanındaki çalışmalarıyla tanınıyordu. Dedesi Mehmet İbrahim Karaca da tiyatro dünyasıyla ilişkiliydi. Bu nedenle Emrah Karaca’nın büyüdüğü aile ortamı, sanatın farklı dallarıyla temas kurabileceği bir kültürel çevre sunuyordu.

Cem Karaca‘nın müzik yaşamı, Türkiye’de rock müziğin geliştiği ve yerel müzik unsurlarıyla yeni anlatım biçimlerinin buluştuğu bir döneme uzanıyordu. Sanatçı, geleneksel melodileri modern enstrümanlarla bir araya getirirken şarkılarında toplumsal meseleleri, emekçilerin yaşamını ve insan ilişkilerini de ele alıyordu. Bu yaklaşım, onu yalnızca popüler bir şarkıcı olmaktan çıkararak Türkiye’nin müzik tarihinde kendine özgü bir konuma taşıdı.

Böyle bir aile geçmişinin içinde yetişmek, Emrah Karaca’nın müziğe yakınlık duymasını sağlayan etkenlerden biri olarak değerlendirilebilir. Bununla birlikte, müzik alanında kalıcı bir kariyer kurmak, tanınmış bir aileye mensup olmaktan daha fazlasını gerektirir. Sahne deneyimi, repertuvar bilgisi, yorum yeteneği ve müzisyenlerle birlikte çalışma becerisi, profesyonel yaşamın temel unsurlarıdır.

Emrah Karaca’nın ilerleyen yıllarda farklı şehirlerde sahne alması ve profesyonel müzik çalışmalarına yönelmesi, kariyerinin kişisel deneyimlerle geliştiğini ortaya koyar. Babasının sanat dünyasındaki konumu onun yaşam öyküsünün önemli bir parçası olsa da sanatçının kendi mesleki yolculuğunu anlamak için müziğe adım attığı yıllara ve sonrasında yaptığı çalışmalara da bakmak gerekir.

Üniversite Yılları ve Sahneyle İlk Buluşma

Emrah Karaca’nın eğitim hayatı, profesyonel müziğe yönelmeden önce farklı bir alanda ilerledi. İlkokul eğitimini Pilot Cengiz Topel İlkokulunda, ortaöğrenimini ise Kültür Kolejinde tamamladı. Ardından Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde bulunan Yakın Doğu Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümünü burslu olarak kazandı.

Üniversite eğitimi için Kıbrıs’a gitmesi, onun ailesinden uzakta yeni bir yaşam kurduğu dönem oldu. Ancak Karaca’nın bu yılları yalnızca akademik çalışmalarla geçmedi. Lefkoşa, Girne ve Gazimağusa gibi şehirlerde sahne alarak şarkıcılık deneyimi kazandı. Bar programlarında ve canlı müzik etkinliklerinde yer alması, müziği profesyonel bir uğraş olarak değerlendirmesinin önünü açtı.

Canlı performanslar, bir müzisyenin kendisini geliştirebilmesi için önemli fırsatlar sunar. Sahne üzerinde farklı dinleyicilerle karşılaşmak, şarkıları değişen koşullarda seslendirmek ve diğer müzisyenlerle uyum içinde çalışmak, zamanla gelişen becerilerdir. Emrah Karaca’nın Kıbrıs’ta geçirdiği dönem de bu açıdan önem taşır.

Yaklaşık iki yıl sonra babasının isteği üzerine üniversite eğitimini yarıda bırakarak İstanbul’a döndü. Bu kararın ardından müzik çalışmalarını Türkiye’de sürdürmeye yöneldi. İstanbul’a dönüşü, Cem Karaca ile birlikte çalışma imkânını artırırken kendi mesleki kimliğini geliştirebileceği yeni bir dönemin başlangıcını oluşturdu.

Karaca’nın ilk dönem deneyimleri, onun müzik dünyasına tek bir adımla girmediğini gösterir. Eğitim hayatı sırasında başlayan sahne çalışmaları, Türkiye’ye dönüşüyle birlikte daha kapsamlı bir müzik kariyerine dönüştü.

Cem Karaca ile Ortak Besteler ve Müzikal Gelişimi

İstanbul’a döndükten sonra Emrah Karaca’nın yaşamında müzik daha belirgin bir yer edinmeye başladı. Babası Cem Karaca ile birlikte çalışmaya başlayan sanatçı, bu süreçte beste üretimi ve şarkıların hazırlanması konusunda deneyim kazandı. İkilinin ortak çalışmaları, Emrah Karaca’nın müzisyen kimliğini geliştirmesi açısından önemli bir aşamaydı.

Bu dönemin dikkat çekici örnekleri, Cem Karaca’nın son dönem çalışmalarından biri olan Bindik Bir Alamete… albümünde yer aldı. “Sakın Dönme”, “Deşer de Geçer” ve “Ülkem Benim” gibi parçalar, baba ve oğulun birlikte yürüttüğü müzikal çalışmalar arasında anılır. Bu eserler, Emrah Karaca’nın yalnızca sahnede şarkı söyleyen bir yorumcu olmadığını, aynı zamanda müzik üretim süreçlerinde de yer aldığını gösterir.

Bir sanatçıyla birlikte beste yapmak, onun müzikal anlayışını yakından tanımayı ve yaratıcı süreç içerisinde ortak bir dil geliştirmeyi gerektirir. Cem Karaca‘nın yıllar içinde oluşturduğu kendine özgü yorum biçimi düşünüldüğünde, bu çalışmaların Emrah Karaca için önemli bir deneyim alanı sunduğu söylenebilir.

Sanatçı, bu süreçte farklı şehirlerde sahne alarak canlı performanslarını da sürdürdü. Antalya, Mersin, Adana, Ankara ve İzmir gibi şehirlerdeki müzik etkinliklerine katılması, dinleyicilerle doğrudan iletişim kurmasını sağladı. Böylece stüdyo çalışmalarını konser deneyimiyle bir araya getirdi.

2004 yılında Cem Karaca‘nın hayatını kaybetmesi, Emrah Karaca’nın yaşamında yeni bir dönemin başlamasına neden oldu. Babasının vefatından sonra askerlik görevini yerine getiren sanatçı, Ankara Armoni Mızıkası Komutanlığının moral ekibinde görev yaptı. Bu görev kapsamında ekiple birlikte iki Türkiye turnesine katıldı ve çeşitli organizasyonlarda şarkı söyledi.

Askerlik döneminin ardından yeniden müziğe yoğunlaşan Karaca, kendi albümünü hazırlamak için çalışmaya başladı. Ancak bu sırada aldığı bir teklif, kişisel projelerinin yanında uzun soluklu bir grup kariyerine de yönelmesine yol açtı.

Moğollar’ın Solisti Olarak Yeni Bir Dönem

Emrah Karaca: Babam Cem Karaca'nın şarkıları yüzünden kabus dolu bir çocukluk yaşadım - Son Dakika Magazin Haberleri

Emrah Karaca’nın kariyerindeki en belirgin dönüm noktalarından biri, Moğollar grubuna katılması oldu. Kendi albümü üzerinde çalıştığı dönemde topluluktan gelen teklifi kabul eden sanatçı, solo çalışmalarını ikinci plana alarak grubun vokal kadrosuna dahil oldu. Moğollar’ın biyografisinde Karaca’nın 2008 yılının sonlarından itibaren grupla birlikte çalışmaya başladığı belirtilir.

Bu gelişme, sanatçının kariyerini farklı bir yöne taşıdı. Solo müzik çalışmalarıyla ilerlemek yerine, Türkiye’nin uzun geçmişe sahip rock topluluklarından birinin parçası olmayı seçti. Böylece kendi sesini ve yorumunu, yıllar içinde oluşmuş geniş bir repertuvarın içinde geliştirme fırsatı buldu.

Moğollar, 1967 yılında kurulan ve Anadolu rock müziğinin gelişiminde önemli rol oynayan bir gruptur. Topluluk, Anadolu’nun geleneksel müzik unsurlarını rock müziğin enstrümanlarıyla bir araya getirerek kendine özgü bir tarz oluşturdu. Bu yaklaşım, grubun hem Türkiye’de hem de uluslararası müzik çevrelerinde tanınmasına katkı sağladı.

Grubun tarihi boyunca farklı kadrolar ve dönemler yaşandı. İlk yıllardaki başarıların ardından verilen aranın sonrasında topluluk, 1990’ların başında yeniden bir araya geldi. Bu dönüşle birlikte eski dinleyicilerle bağlar güçlenirken yeni kuşakların da Moğollar’ın müziğini tanıması için fırsatlar ortaya çıktı.

Emrah Karaca’nın topluluğa katılması, bu uzun hikâyenin yeni bir aşamasını oluşturdu. Üstelik babası Cem Karaca’nın da geçmişte Moğollar ile çalışmış olması, bu birlikteliğe ayrı bir anlam kazandırdı. Ancak sanatçının gruptaki rolü yalnızca bu tarihsel bağlantıyla açıklanamaz. Bir topluluğun müzikal çizgisini sahnede temsil etmek, repertuvara uyum sağlamak ve diğer müzisyenlerle ortak bir yorum oluşturmak sürekli çalışma gerektirir.

Karaca’nın Moğollar ile sürdürdüğü kariyer, onun profesyonel müzik yaşamının en önemli bölümlerinden biri hâline geldi.

Anadolu Rock Geleneği ve Emrah Karaca’nın Vokal Tarzı

Anadolu rock müziği, geleneksel Türk müziğinin melodik ve ritmik unsurlarını rock müziğin enstrümanlarıyla buluşturan bir anlayışa dayanır. Bu yaklaşım, Türkiye’nin kültürel zenginliğini modern müzik biçimleri aracılığıyla ifade etmenin yollarından birini oluşturmuştur.

Moğollar, bu müzikal yaklaşımın öncü temsilcileri arasında yer alır. Grubun müziğinde geleneksel ezgiler, çağdaş düzenlemeler ve enstrümantal deneyler bir araya gelir. Bağlama gibi yerel çalgıların gitar, bas gitar ve davulla buluşması, topluluğun ses dünyasının ayırt edici özelliklerindendir.

Emrah Karaca, bu müzikal yapıda solist olarak görev yapar. Vokal performansı, şarkıların sözlerini dinleyiciye ulaştırmanın yanında grubun enstrümantal düzenlemeleriyle uyum kurmayı da gerektirir. Özellikle uzun yıllara yayılan bir repertuvarı seslendirmek, farklı dönemlerde hazırlanmış eserlerin karakterini anlayabilmeyi ve her parçanın yorumuna uygun bir yaklaşım geliştirmeyi zorunlu kılar.

Moğollar’ın repertuvarında yalnızca belirli bir döneme ait şarkılar bulunmaz. Topluluğun geçmişinden gelen eserler ile sonraki yıllarda ortaya çıkan çalışmalar, grubun müzikal çeşitliliğini yansıtır. Bu çeşitlilik, solistin sahne üzerindeki sorumluluğunu da artırır.

Emrah Karaca’nın grup bünyesindeki çalışmaları, Anadolu rock geleneğinin konserler aracılığıyla yaşatılmasına katkıda bulunur. Böylece bu müzik anlayışı yalnızca geçmişin kayıtlarında kalan bir tür olmaktan çıkar; farklı yaş gruplarından dinleyicilerin katıldığı performanslarla güncelliğini korur.

Moğollar’ın Albümleri ve Konser Çalışmaları

Emrah Karaca’nın gruba katılmasının ardından Moğollar, albüm ve sahne çalışmalarını sürdürdü. Bu dönemin önemli yapımlarından biri, 2009 yılında yayımlanan Umut Yolunu Bulur albümüdür. Grubun uzun müzik geçmişi içinde yeni bir dönemi temsil eden bu çalışma, topluluğun üretimlerini devam ettirdiğini gösteren örneklerden biridir.

Albüm çalışmaları, bir müzik grubunun sanatsal kimliğini geliştirmesi açısından önemlidir. Stüdyo ortamında gerçekleştirilen kayıtlar, eserlerin düzenlenmesi ve müzikal ayrıntıların şekillendirilmesi için farklı olanaklar sunar. Konserler ise bu çalışmaların dinleyiciyle buluşmasını sağlar.

Moğollar’ın sahne performansları, grubun geçmişten gelen repertuvarını farklı şehirlerdeki dinleyicilere ulaştırmasında etkili oldu. Emrah Karaca da solist olarak bu performanslarda yer aldı. Canlı müzik ortamı, sanatçının yorumunu dinleyiciyle doğrudan buluştururken grup üyeleri arasındaki müzikal etkileşimi de görünür kılar.

Konserlerin bir diğer özelliği, eski eserlerin yeni dinleyiciler tarafından keşfedilmesine olanak tanımasıdır. Özellikle uzun geçmişe sahip gruplarda sahne performansları, kuşaklar arasında kültürel bir aktarım alanı oluşturabilir. Moğollar’ın müziği de bu açıdan yalnızca bir dönemin hatırası değil, günümüzde yeniden dinlenebilen ve yorumlanabilen bir miras niteliği taşır.

Emrah Karaca’nın kariyerinin önemli bölümünü bu toplulukla sürdürmesi, onun sahne çalışmalarının merkezinde Moğollar’ın bulunduğunu gösterir.

Cem Karaca’nın Mirasından Bağımsız Bir Sanatçı Olmak

Emrah Karaca’nın adı anıldığında Cem Karaca ile olan bağı çoğu zaman ilk sırada gelir. Bunun temel nedeni, babasının Türk müzik tarihinde önemli bir yere sahip olmasıdır. Cem Karaca, “Namus Belası”, “Tamirci Çırağı”, “Ceviz Ağacı” ve “Islak Islak” gibi eserlerle geniş kitlelere ulaşmış; güçlü vokali ve kendine özgü anlatımıyla Anadolu rock geleneğinin şekillenmesinde etkili olmuştur.

Bununla birlikte, bir müzisyenin kariyerini yalnızca ailesinin geçmişi üzerinden değerlendirmek eksik bir yaklaşım olur. Emrah Karaca’nın kendi mesleki deneyimi, farklı sahnelerde edindiği birikim ve Moğollar ile yürüttüğü çalışmalar, onun sanat yaşamının ayrı başlıklarıdır.

Babasının müzikal dünyasına yakın olmak, Emrah Karaca’ya belirli bir kültürel mirasın içinde yetişme olanağı sundu. Cem Karaca ile birlikte yapılan besteler de bu ilişkinin yalnızca aile bağından ibaret olmadığını, doğrudan müzik üretimiyle şekillendiğini ortaya koydu.

Öte yandan Moğollar’daki solistliği, Emrah Karaca’nın farklı bir müzikal yapının parçası olarak kendisini ifade etmesini sağladı. Burada sanatçı, yalnızca babasının eserleriyle değil, grubun kendi geçmişi ve repertuvarıyla da ilişki kurdu.

Cem Karaca‘nın geçmişte Moğollar ile çalışmış olması, iki kuşağı aynı müzikal tarih içerisinde buluşturan dikkat çekici bir ayrıntıdır. Emrah Karaca’nın yıllar sonra aynı toplulukta solist olarak görev yapması, Anadolu rock müziğinin kuşaklar arasında aktarılmasının sembolik örneklerinden biri olarak değerlendirilebilir.

Emrah Karaca’nın Türk Müzik Tarihindeki Önemi

Emrah Karaca’nın kariyerini anlamak için hem kişisel müzik yolculuğunu hem de yer aldığı topluluğun tarihsel konumunu birlikte değerlendirmek gerekir. Bir yanda Cem Karaca‘nın temsil ettiği Anadolu rock geleneği, diğer yanda Moğollar’ın onlarca yıla yayılan müzikal deneyimi bulunmaktadır.

Sanatçının üniversite yıllarında başlayan sahne çalışmaları, babasıyla yaptığı besteler ve grup solistliği, birbirini tamamlayan kariyer aşamalarıdır. Bu deneyimler, müzik yaşamının farklı yönlerini tanımasına ve profesyonel sahne çalışmalarını uzun yıllar boyunca sürdürmesine olanak sağlamıştır.

Moğollar’ın Türkiye müzik tarihinde önemli bir yere sahip olması, Emrah Karaca’nın grup içindeki rolünü de anlamlı kılar. Topluluğun Anadolu ezgileriyle rock müziği bir araya getiren yaklaşımı, kültürel mirasın çağdaş müzik aracılığıyla aktarılmasına katkıda bulunur. Karaca’nın vokal performansları da bu yaklaşımın sahnede temsil edilmesinin bir parçasıdır.

Emrah Karaca’nın kariyeri, tanınmış bir sanatçının çocuğu olmanın getirdiği kültürel yakınlıkla profesyonel müzik yaşamının gerektirdiği deneyimin nasıl bir araya gelebildiğini gösterir. Onun müzikal yolculuğu, kişisel tercihler, ortak çalışmalar ve uzun süreli sahne deneyimi üzerinden şekillenmiştir.

Emrah Karaca Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Emrah Karaca kaç yaşında?

15 Temmuz 1976 doğumlu Emrah Karaca, 9 Ekim 2026 itibarıyla 50 yaşındadır.

Emrah Karaca’nın babası kimdir?

Emrah Karaca’nın babası, Anadolu rock müziğinin öncü sanatçılarından Cem Karaca’dır. Cem Karaca, 2004 yılında hayatını kaybetmiştir.

Emrah Karaca hangi müzik grubunun solistidir?

Emrah Karaca, Moğollar grubunun solisti olarak tanınır. 2008 yılının sonlarından itibaren grupla birlikte çalışmaya başlamıştır.

Emrah Karaca nerede eğitim aldı?

İlkokul ve ortaöğreniminin ardından Yakın Doğu Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümünde eğitim gördü. Ancak eğitimini tamamlamadan İstanbul’a döndü ve müzik çalışmalarına ağırlık verdi.

Emrah Karaca, babasıyla birlikte albüm yaptı mı?

Emrah Karaca, Cem Karaca ile birlikte beste çalışmalarında bulundu. Bu çalışmalar arasında “Sakın Dönme”, “Deşer de Geçer” ve “Ülkem Benim” adlı parçalar da anılır.

Emrah Karaca ne zaman Moğollar’a katıldı?

Sanatçı, 2008 yılının sonlarında Moğollar ile çalışmaya başladı. Bu gelişme, kariyerinde grup müziğinin ağırlık kazandığı yeni bir dönemi başlattı.

Sonuç

Emrah Karaca, Türk rock müziğinin önemli isimlerinden Cem Karaca’nın oğlu olmasının yanı sıra kendi mesleki deneyimi ve Moğollar grubundaki solistliğiyle tanınan bir müzisyendir. Kıbrıs’ta başlayan sahne deneyimi, babasıyla yaptığı beste çalışmaları ve Moğollar ile sürdürdüğü kariyer, sanatçının müzik yaşamını şekillendiren temel aşamalardır.

Cem Karaca ile Moğollar arasındaki tarihsel bağ, Emrah Karaca’nın kariyerine özel bir anlam kazandırır. Ancak sanatçının müzikal kimliği, bu mirasın yanında kendi sahne deneyimi ve grup çalışmalarıyla da biçimlenmiştir. Moğollar’ın repertuvarını dinleyicilerle buluşturan Karaca, Anadolu rock geleneğinin günümüzdeki temsilcileri arasında yer alır.

Barış Manço Kimdir?

Pop Haber

Selahattin Hilav, Türk düşünce tarihinin felsefe, edebiyat eleştirisi ve çeviri alanlarında iz bırakmış önemli isimlerinden biridir. Felsefi meseleleri anlaşılır bir dille ele alması, Batı düşüncesinin önemli temsilcilerini Türkçe okurla buluşturması ve edebiyat eserlerini toplumsal bağlamlarıyla değerlendirmesi, onun entelektüel kimliğinin temel özelliklerini oluşturur. Marksizmden varoluşçuluğa, diyalektik düşünceden edebiyat kuramına kadar uzanan geniş ilgi alanı sayesinde Türkiye'deki düşünsel tartışmaların gelişmesine katkıda bulunmuştur.

Selahattin Hilav Kimdir?

Selahattin Hilav, Türk düşünce tarihinin felsefe, edebiyat eleştirisi ve çeviri alanlarında iz bırakmış önemli isimlerinden biridir. Felsefi meseleleri anlaşılır bir dille ele alması, Batı düşüncesinin önemli temsilcilerini Türkçe okurla buluşturması ve edebiyat eserlerini toplumsal bağlamlarıyla değerlendirmesi, onun entelektüel kimliğinin temel özelliklerini oluşturur. Marksizmden varoluşçuluğa, diyalektik düşünceden edebiyat kuramına kadar uzanan geniş ilgi alanı sayesinde Türkiye'deki düşünsel tartışmaların gelişmesine katkıda bulunmuştur.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir