Pazartesi , Ekim 26 2026
Breaking News
Türk halk müziğinin köklü geleneğini kendine özgü bir icra anlayışıyla yorumlayan Talip Özkan, bağlama sanatına kazandırdığı teknik özellikler ve Anadolu ezgilerinin korunmasına yönelik çalışmalarıyla tanınan önemli müzisyenlerden biridir. Denizli’de başlayan müzik yolculuğunu Ankara ve İstanbul gibi kültür merkezlerinden Avrupa’ya taşıyan sanatçı, yaşamı boyunca hem sahnede hem de araştırma alanında üretmeye devam etmiştir.
Türk halk müziğinin köklü geleneğini kendine özgü bir icra anlayışıyla yorumlayan Talip Özkan, bağlama sanatına kazandırdığı teknik özellikler ve Anadolu ezgilerinin korunmasına yönelik çalışmalarıyla tanınan önemli müzisyenlerden biridir. Denizli’de başlayan müzik yolculuğunu Ankara ve İstanbul gibi kültür merkezlerinden Avrupa’ya taşıyan sanatçı, yaşamı boyunca hem sahnede hem de araştırma alanında üretmeye devam etmiştir.

Talip Özkan Kimdir?

Anadolu Türkülerini Dünyaya Taşıyan Bağlama Ustası

Türk halk müziğinin köklü geleneğini kendine özgü bir icra anlayışıyla yorumlayan Talip Özkan, bağlama sanatına kazandırdığı teknik özellikler ve Anadolu ezgilerinin korunmasına yönelik çalışmalarıyla tanınan önemli müzisyenlerden biridir. Denizli’de başlayan müzik yolculuğunu Ankara ve İstanbul gibi kültür merkezlerinden Avrupa’ya taşıyan sanatçı, yaşamı boyunca hem sahnede hem de araştırma alanında üretmeye devam etmiştir.

Özkan’ın sanatını farklı kılan özellik, geleneksel türküleri yalnızca seslendirmekle yetinmemesidir. O, bu eserlerin ortaya çıktığı kültürel ortamı anlamaya, yöresel icra biçimlerini korumaya ve müziğin kuşaklar arasında aktarılmasına önem vermiştir. Bağlamayı güçlü bir anlatım aracı olarak kullanan sanatçı, özellikle Ege Bölgesi’nin zeybek geleneğiyle özdeşleşen müzikal özelliklerin tanınmasına katkıda bulunmuştur.

Talip Özkan’ın kariyeri, Türkiye’deki radyo çalışmalarını, halk müziği derlemelerini, akademik araştırmaları ve uluslararası konserleri bir araya getiren çok yönlü bir yolculuktur. Bu yönüyle sanatçının yaşam öyküsü, Anadolu’nun yerel müzik mirasının nasıl daha geniş bir dünyaya ulaşabildiğini anlamak açısından da önemlidir.

Talip Özkan’ın Hayatı ve Memleketi

1939 yılında Denizli’nin Acıpayam ilçesinde dünyaya gelen Talip Özkan, Anadolu’nun güçlü halk müziği gelenekleri içinde yetişti. Denizli ve çevresi, zeybek havaları başta olmak üzere kendine özgü ritimleri, ezgileri ve bağlama çalma biçimleriyle tanınan bir bölgedir. Bu kültürel çevre, sanatçının müzik anlayışının oluşmasında etkili olan unsurlardan biri olarak değerlendirilebilir.

Özkan’ın çocukluk yıllarından itibaren müziğe ilgi duyduğu ve bağlama çalmaya yöneldiği bilinir. Geleneksel ezgilerle kurduğu ilişki, zaman içinde kişisel bir meraktan profesyonel bir uğraşa dönüştü. Yaşadığı çevrede karşılaştığı türküler ve yerel müzisyenler, onun repertuvarını geliştirmesine yardımcı oldu.

İlk ve ortaöğrenimini Acıpayam’da tamamlayan Özkan, lise eğitimi sırasında Denizli’de bulundu. Bu dönem, müzik yeteneğinin daha geniş çevreler tarafından fark edilmesine imkân sağladı. Genç yaşlarda geliştirdiği bağlama becerisi, kısa süre içinde onu halk müziği alanında tanınan isimlerle bir araya getirdi.

Sanatçının hayatındaki önemli gelişmelerden biri, Türk halk müziği araştırmacısı Muzaffer Sarısözen ile tanışması oldu. Anadolu türkülerinin derlenmesi ve radyo yayınları aracılığıyla ülke genelinde tanınması için önemli çalışmalar yürüten Sarısözen, Özkan’ın müzik yeteneğini fark ederek onun profesyonel sanat ortamına katılmasına destek verdi.

Bu tanışma, Özkan’ın müzik hayatında yeni bir dönemin başlangıcıydı. Yerel müzik kültüründen beslenen genç bağlama icracısı, böylece Türkiye’nin önde gelen halk müziği yayınları arasında bulunan Yurttan Sesler programlarıyla ilişki kurma fırsatı yakaladı.

Ankara Yılları ve Radyo Sanatçılığı

Talip Özkan’ın müzikal gelişiminde Ankara’ya taşınması belirleyici bir aşama oldu. 1957-1958 öğretim yılında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Fransız Filolojisi bölümünü kazanan sanatçı, yükseköğrenim için başkente gitti. Üniversite eğitimiyle birlikte müzik çalışmalarını da sürdüren Özkan, kısa sürede Ankara Radyosu çevresindeki halk müziği faaliyetlerinin bir parçası hâline geldi.

O dönemde radyo, geleneksel müziğin geniş kitlelere ulaşmasını sağlayan en önemli iletişim araçlarından biriydi. Türkiye’nin farklı bölgelerinden gelen sanatçılar, yerel ezgileri radyo programları aracılığıyla ülke çapında dinleyicilerle buluşturuyordu. Bu ortam, hem repertuvarın zenginleşmesine hem de yöresel müziklerin daha sistemli biçimde kayıt altına alınmasına katkıda bulunuyordu.

Özkan’ın radyo çalışmalarına katılması, bağlama icrasını profesyonel bir çerçevede geliştirmesini sağladı. Farklı yörelerin türkülerini tanıma, deneyimli müzisyenlerle çalışma ve toplu icra geleneğini yakından gözlemleme imkânı buldu. Böylece yalnızca bireysel yeteneğini geliştirmekle kalmadı, Türk halk müziğinin kurumsal yapısını da yakından tanıdı.

Meslek yaşamı boyunca Ankara, İstanbul ve İzmir radyolarında çeşitli görevler üstlendi. Koristlik ve koro şefliğinin yanı sıra öğretmenlik, derlemecilik ve müfettişlik gibi sorumluluklar da taşıdı. Bu görevler, müziğe farklı açılardan yaklaşmasını sağlayarak sanatçı kimliğinin kapsamını genişletti.

Radyo yıllarından edindiği deneyim, Talip Özkan’ın ileride yürüteceği araştırma ve eğitim çalışmalarının da temelini oluşturdu. Geleneksel eserlerin doğru yorumlanması, yöresel özelliklerin korunması ve müzikal bilginin aktarılması, meslek hayatı boyunca önem verdiği konular arasında yer aldı.

Anadolu Ezgilerini Koruma Çabası: Derlemecilik

Talip Özkan’ın Türk halk müziğine katkıları değerlendirilirken derlemecilik faaliyetleri özel bir yere sahiptir. Halk müziği derlemeleri, sözlü gelenek aracılığıyla kuşaktan kuşağa aktarılan eserlerin kaynak kişilerden öğrenilmesini, belgelenmesini ve gelecek kuşaklara ulaştırılmasını amaçlar. Bu çalışmalar sayesinde yalnızca türküler değil, onları yaşatan kültürel ortamın izleri de korunabilir.

Özkan, halk ezgilerinin kayıt altına alınmasına yönelik çalışmalara katılarak Anadolu’nun müzikal zenginliğinin belgelenmesine katkıda bulundu. Özellikle yerel müzik geleneklerinin kendine özgü özelliklerini tanımaya ve bunları icrasında yaşatmaya önem verdi.

Sanatçının araştırma faaliyetleri içinde 1967 yılında TRT tarafından gerçekleştirilen resmî folklor derleme gezisi de dikkat çeker. İzmir ve çevresinde yürütülen bu çalışmada Veysel Arseven ve Işıl Duygu Gülöksüz ile birlikte görev aldı. Araştırma kapsamında yaklaşık 100 halk ezgisinin yanı sıra masallar, ramazan manileri ve ninniler de derlendi.

Bu faaliyetlerin değeri, kayıt altına alınan eserlerin sayısıyla sınırlı değildir. Geleneksel müzik, bir toplumun tarihsel deneyimlerini, sevinçlerini, ayrılıklarını, gündelik yaşamını ve ortak hafızasını yansıtır. Bir türkünün melodisi, sözleri ve icra biçimi, onu ortaya çıkaran topluluk hakkında önemli bilgiler taşıyabilir.

Derlemecilik yapan bir sanatçının görevi, duyduğu ezgiyi notaya geçirmekten ibaret değildir. Eserin kimden öğrenildiği, hangi yörede söylendiği, hangi çalgılarla icra edildiği ve hangi yerel özellikleri taşıdığı da araştırmanın önemli parçalarıdır. Talip Özkan’ın müzikle araştırmayı bir arada yürütmesi, bu bakımdan anlamlıdır.

Özellikle Ege Bölgesi’nin müzikal karakteri ve zeybek geleneği, sanatçının çalışmalarını değerlendirirken öne çıkan alanlar arasındadır. Bu repertuvar, ağır ve serbest ritimli ezgilerden hareketli oyun havalarına kadar geniş bir çeşitlilik barındırır. Özkan’ın yöresel müziğe duyduğu ilgi, bu çeşitliliğin korunmasına ve daha geniş çevrelerce tanınmasına katkıda bulunmuştur.

Bağlama Ustalığı ve Özgün İcra Anlayışı

Talip Özkan, Türk halk müziğinde özellikle bağlama icrasıyla hatırlanır. Bağlama, Anadolu’nun farklı bölgelerinde değişik akort düzenleri, tezene teknikleri ve yöresel tavırlarla çalınan bir çalgıdır. Bu çeşitlilik, enstrümanın yalnızca melodiyi seslendiren bir araç olmadığını; aynı zamanda bölgesel müzik kimliğini yansıtan güçlü bir anlatım biçimi olduğunu gösterir.

Özkan’ın bağlama çalışında dikkat çeken unsurlardan biri, tezene hareketlerini geniş ve akıcı biçimde kullanmasıdır. Tarama tezeneli icra olarak tanımlanan tekniklerden yararlanması, melodilerin yoğun ve etkili bir ses karakteri kazanmasını sağlar. Bununla birlikte sanatçının başarısını yalnızca teknik hızla açıklamak doğru olmaz.

Onun yorumunda ritim duygusu, melodik bütünlük ve eserin duygusal karakteri de belirleyicidir. Geleneksel bir ezginin kendine özgü tavrını korumak, notaları doğru seslendirmenin ötesinde bir müzikal anlayış gerektirir. Özkan, özellikle yöresel müziğin karakteristik özelliklerini icrasına yansıtmaya önem vermiştir.

Zeybek eserleri, bu yaklaşımın daha iyi anlaşılmasını sağlayan örnekler arasındadır. Zeybek müziğinde ezginin akışı, ritmik esneklik ve melodinin taşıdığı duygusal yoğunluk büyük önem taşır. İcracının esere yaklaşımı, dinleyicinin müziği algılama biçimini doğrudan etkileyebilir.

Talip Özkan’ın icrası üzerine yapılan akademik değerlendirmelerde de ritmik yapı, melodik akış ve yorum özellikleri üzerinde durulmaktadır. Bu çalışmalar, sanatçının bağlama tekniğinin geleneksel müzik bağlamında incelenmeye değer olduğunu ortaya koyar.

Özkan’ın müzikal yaklaşımını farklı kılan noktalardan biri, teknik ustalık ile kültürel birikimi bir arada değerlendirmesidir. Bağlamanın olanaklarını genişletirken Anadolu ezgilerinin yerel karakterini göz ardı etmemiştir. Bu nedenle onun icrası, hem çalgı tekniği hem de geleneksel müziğin aktarımı bakımından önem taşır.

Paris’e Uzanan Kariyer ve Uluslararası Tanınırlık

Türkiye’de radyo sanatçısı ve derlemeci olarak önemli deneyimler kazanan Talip Özkan, 1970’li yılların ikinci yarısında Fransa’ya yerleşerek kariyerinde yeni bir sayfa açtı. Paris’te sürdürdüğü çalışmalar, sanatçının Türk halk müziğini uluslararası dinleyicilerle buluşturmasına ve akademik ilgisini derinleştirmesine imkân sağladı.

Avrupa’ya yerleşmesi, Özkan’ın Türkiye’de edindiği müzikal birikimi farklı kültürel çevrelere taşımasına yardımcı oldu. Bağlama konserleri aracılığıyla Anadolu ezgilerini başka ülkelerde tanıttı. Geleneksel Türk müziğine aşina olmayan dinleyiciler için bu konserler, farklı bir müzik kültürünü doğrudan deneyimleme fırsatı oluşturdu.

Sanatçı, Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde konserler verdi. Almanya, Hollanda, Belçika, İsviçre, İtalya, İspanya, İrlanda ve Yunanistan gibi ülkelerde gerçekleştirdiği çalışmalar, müziğinin uluslararası dolaşımını güçlendirdi. Kuzey Afrika’daki konserleri de bu geniş kültürel etkileşimin parçaları arasında yer aldı.

Özkan’ın yurt dışındaki çalışmaları, geleneksel müziğin farklı dinleyici gruplarıyla buluşabileceğini gösterdi. Anadolu türkülerinin anlaşılması için yalnızca sözlerin dilini bilmek gerekmez; melodinin taşıdığı duygusal anlatım da kültürler arasında iletişim kurabilir. Bağlamanın kendine özgü tınısı, bu açıdan sanatçının önemli ifade araçlarından biri oldu.

Akademik Araştırmaları ve Müzik Eğitimi

Talip Özkan’ın sanat yaşamı, sahne ve radyo çalışmalarının yanı sıra akademik araştırmalarıyla da dikkat çeker. Paris’te müzikoloji ve etnomüzikoloji alanlarında eğitim alması, halk müziğine yönelik ilgisini bilimsel bir çerçevede geliştirmesini sağladı.

Müzikoloji, müziğin tarihini, yapısını ve kuramsal özelliklerini inceler. Etnomüzikoloji ise müziğin üretildiği toplumsal ve kültürel ortamı da araştırmanın merkezine alır. Bu alanlar, halk ezgilerinin yalnızca seslerden oluşmadığını; belirli bir yaşam biçimi ve kültürel hafızayla bağlantılı olduğunu anlamaya yardımcı olur.

Özkan’ın akademik yönelimi, geleneksel müziği koruma çabasına farklı bir boyut kazandırdı. Sanatçı, eserleri icra etmenin yanı sıra bunların nasıl öğrenildiği, nasıl aktarıldığı ve hangi özelliklerle farklılaştığı üzerine de düşünme imkânı buldu.

Avrupa’daki eğitim ve öğretim faaliyetleri sayesinde müzikal deneyimini farklı kuşaklarla paylaştı. Paris ve Rotterdam’daki konservatuvar çevrelerinde yürüttüğü çalışmalar, Türk müziği ve geleneksel çalgılar hakkındaki bilginin uluslararası eğitim ortamlarına taşınmasına katkı sağladı.

Özkan’ın bağlama ve tanbur gibi çalgılarla ilgili çalışmaları, onun müzikal ilgisinin tek bir enstrümanla sınırlı olmadığını da gösterir. Geleneksel müziğin farklı unsurlarını tanımaya yönelik yaklaşımı, sanatçı ve araştırmacı kimliklerinin birbirini tamamlamasını sağladı.

Talip Özkan’ın Albümleri ve Müzikal Kayıtları

Talip Özkan’ın sanatını günümüzde tanımak isteyenler için albümleri ve ses kayıtları önemli bir kaynak niteliğindedir. Bu kayıtlar, bağlama üzerindeki hâkimiyetini, geleneksel ezgilere yaklaşımını ve farklı müzik çevrelerinde geliştirdiği yorum anlayışını ortaya koyar.

Sanatçının yurt dışında yayımlanan albümleri, Türk halk müziğinin uluslararası dinleyicilere ulaşmasında etkili olmuştur. Çalışmalarında geleneksel repertuvarı ön plana çıkaran Özkan, bağlamanın ses imkânlarını kullanarak Anadolu müziğinin karakteristik özelliklerini yansıtmıştır.

Öne çıkan albümleri arasında şunlar bulunur:

  • Mysteries of Turkey (1986): Sanatçının Türk müziğini uluslararası dinleyicilerle buluşturan kayıtları arasında yer alır.
  • The Dark Fire (Kara Yangın, 1992): Özkan’ın kendine özgü bağlama icrasını tanımak açısından dikkat çeken çalışmalarındandır.
  • Turquie, L’art vivant de Talip Özkan (1993): Geleneksel Türk müziğinin canlı icra özelliklerini yansıtan kayıtları arasında anılır.
  • L’art du tanbur (1994): Sanatçının geleneksel çalgılara yönelik ilgisini ortaya koyan çalışmalarından biridir.
  • Yağar Yağmur (1997): Özkan’ın müzikal mirası içinde öne çıkan albümler arasında gösterilir.

Bu çalışmalar, sanatçının yalnızca belirli bir döneme ait müzik anlayışını yansıtmakla kalmaz; geleneksel ezgilerin farklı kayıt ortamlarında nasıl yaşatılabileceğini de gösterir. Albümlerin günümüzde yeniden dinlenmesi, Talip Özkan’ın yorum biçiminin yeni kuşaklar tarafından tanınmasına katkı sağlar.

Talip Özkan’ın Türk Halk Müziğine Katkıları

Talip Özkan’ın Türk halk müziğindeki yerini değerlendirirken üç temel özelliği öne çıkarmak gerekir: bağlama icracılığı, derlemecilik ve müzik eğitimi. Bu alanların her birinde yürüttüğü çalışmalar, sanatçının kültürel mirasın korunmasına farklı biçimlerde katkı sunmasını sağlamıştır.

Bağlama icracısı olarak kendine özgü bir teknik geliştirmesi, onu halk müziği çevrelerinde tanınan isimlerden biri hâline getirdi. Geleneksel ezgilerin ritmik ve melodik karakterini koruyarak yaptığı yorumlar, Anadolu müziğinin çeşitliliğini ortaya koydu.

Derlemeci olarak yürüttüğü faaliyetler ise sözlü kültürün korunmasına yardımcı oldu. Yerel kaynaklardan öğrenilen türkülerin kayıt altına alınması, zaman içinde unutulabilecek eserlerin müzik arşivlerinde yaşamasını sağlar. Bu bakımdan Özkan’ın derleme çalışmaları, yalnızca sanat yaşamının bir bölümü değil, kültürel hafızaya yönelik uzun vadeli bir katkı olarak da değerlendirilebilir.

Eğitimci kimliği sayesinde bilgi ve deneyimini başka müzisyenlere aktarması da önemlidir. Geleneksel müzikte tekniklerin ve yöresel tavırların aktarılması, çoğu zaman usta-çırak ilişkisiyle gerçekleşir. Akademik eğitim ortamlarında da çalışan Özkan, bu aktarım biçiminin farklı ülkelerde sürdürülmesine katkıda bulunmuştur.

Sanatçının uluslararası faaliyetleri de Türk halk müziğinin tanıtılması bakımından ayrı bir önem taşır. Anadolu ezgilerinin Avrupa’daki konser salonlarında seslendirilmesi, farklı kültürlerin müzik aracılığıyla karşılaşmasına olanak vermiştir.

Talip Özkan Ne Zaman Öldü?

Talip Özkan, Mayıs 2010’da İzmir’de hayatını kaybetti. Sanatçının ölüm günü konusunda biyografik kaynaklarda farklı tarihler bulunmakla birlikte, vefatının 2010 yılının mayıs ayında gerçekleştiği konusunda genel bir uzlaşma vardır.

Bir süredir kanser tedavisi gördüğü bildirilen Özkan’ın ölümü, Türk halk müziği camiasında üzüntüyle karşılandı. Cenazesi İzmir’de düzenlenen törenin ardından Narlıdere Mezarlığı’na defnedildi.

Sanatçının ardından yapılan anma etkinliklerinde özellikle bağlama icrasına, derlemecilik faaliyetlerine ve halk müziğinin yaşatılmasına yönelik çalışmaları hatırlatıldı. Onun yaşamı boyunca edindiği birikim, kayıtları ve öğrencileri aracılığıyla varlığını sürdürdü.

Talip Özkan’ın vefatı, geleneksel müzik alanında yalnızca başarılı bir icracının kaybı anlamına gelmiyordu. Aynı zamanda Anadolu’nun müzik kültürünü araştıran, belgeleyen ve bu kültürü farklı ülkelerde tanıtan çok yönlü bir sanatçının çalışmalarının önemini yeniden gündeme taşıdı.

Talip Özkan’ın Sanatsal Mirası

Talip Özkan’ın müzik tarihindeki yerini belirleyen unsur, gelenek ile yenilik arasında kurduğu dengedir. Sanatçı, Anadolu’nun yerel ezgilerine bağlı kalırken bunların farklı dinleyiciler tarafından anlaşılmasına ve beğenilmesine de imkân tanıdı. Bağlamayı güçlü bir anlatım aracı olarak kullanması, müzikal mirasının en belirgin özelliklerinden biri oldu.

Onun yaşam öyküsü, geleneksel müziğin korunmasının yalnızca geçmişten kalan eserleri tekrar seslendirmekle mümkün olmadığını gösterir. Ezgilerin kaynaklarını araştırmak, yöresel özelliklerini belgelemek, icra tekniklerini geliştirmek ve müziği yeni kuşaklara öğretmek de bu sürecin önemli parçalarıdır.

Talip Özkan, sanat yaşamı boyunca bu alanların birçoğunda faaliyet gösterdi. Türkiye’de radyo sanatçısı olarak edindiği deneyimi Avrupa’daki konser ve eğitim çalışmalarına taşıdı. Böylece Anadolu müziğinin yerel karakterini korurken uluslararası ölçekte tanınmasına da katkı sağladı.

Özkan’ın bağlama icrası, özellikle geleneksel müziğin teknik ayrıntılarına ilgi duyanlar için önemli bir inceleme alanıdır. Yöresel tavırların nasıl yorumlandığını, melodik yapının nasıl geliştirildiğini ve ritmik esnekliğin müzikal anlatıma nasıl katkıda bulunduğunu onun kayıtları üzerinden değerlendirmek mümkündür.

Bugün Talip Özkan’ın albümleri ve derlemecilik faaliyetleri, Türk halk müziğinin geçmişiyle ilgilenen araştırmacılar, müzisyenler ve dinleyiciler için değerini korumaktadır. Sanatçının bıraktığı miras, yalnızca kendi döneminin müzik anlayışını değil, Anadolu’nun zengin ve çok katmanlı kültürel yapısını da yansıtır.

Sonuç olarak Talip Özkan, bağlama ustalığı, halk müziği araştırmaları ve uluslararası sanat faaliyetleriyle Türk müziğinde iz bırakmış önemli bir isimdir. Denizli’de başlayan müzik yolculuğunu farklı ülkelere taşıması, onun sanatını kişisel bir başarı öyküsünün ötesine geçirmiştir. Geride bıraktığı eserler ve çalışmalar, Anadolu türkülerinin gelecek kuşaklara aktarılmasında önemli bir kaynak olmayı sürdürmektedir.Erol Manisalı Kimdir?

Pop Haber

Anadolu’nun köylerinde, kasabalarında ve şehirlerinde yüzyıllardır söylenen türküler, toplumun ortak hafızasını taşıyan en önemli kültürel miraslardan biridir. Bu ezgilerin kaybolmadan gelecek kuşaklara ulaşması ise onları dinleyen, araştıran, notaya alan ve kayıt altına alan insanların çabalarıyla mümkün olmuştur. Türk halk müziğinin gelişiminde bu sorumluluğu üstlenen öncü isimlerden biri de Muzaffer Sarısözen’dir.

Muzaffer Sarısözen Kimdir?

Anadolu’nun köylerinde, kasabalarında ve şehirlerinde yüzyıllardır söylenen türküler, toplumun ortak hafızasını taşıyan en önemli kültürel miraslardan biridir. Bu ezgilerin kaybolmadan gelecek kuşaklara ulaşması ise onları dinleyen, araştıran, notaya alan ve kayıt altına alan insanların çabalarıyla mümkün olmuştur. Türk halk müziğinin gelişiminde bu sorumluluğu üstlenen öncü isimlerden biri de Muzaffer Sarısözen’dir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir