Salı , Ekim 13 2026
Osmanlı İmparatorluğu'nun 19. yüzyıldaki siyasi tarihi, köklü değişimlerin, iktidar mücadelelerinin ve modernleşme arayışlarının iç içe geçtiği bir dönemdir. Bu süreçte tahta çıkan hükümdarlar, yalnızca devletin geleneksel yapısını korumakla değil, aynı zamanda değişen dünya koşullarına uyum sağlamakla da karşı karşıya kalmıştır. V. Murad, bu çalkantılı dönemin en dikkat çekici isimlerinden biridir.
Osmanlı İmparatorluğu'nun 19. yüzyıldaki siyasi tarihi, köklü değişimlerin, iktidar mücadelelerinin ve modernleşme arayışlarının iç içe geçtiği bir dönemdir. Bu süreçte tahta çıkan hükümdarlar, yalnızca devletin geleneksel yapısını korumakla değil, aynı zamanda değişen dünya koşullarına uyum sağlamakla da karşı karşıya kalmıştır. V. Murad, bu çalkantılı dönemin en dikkat çekici isimlerinden biridir.

V. Murad Kimdir?

Osmanlı Tarihinde 93 Gün Tahtta Kalan Padişahın Yaşamı

Osmanlı İmparatorluğu’nun 19. yüzyıldaki siyasi tarihi, köklü değişimlerin, iktidar mücadelelerinin ve modernleşme arayışlarının iç içe geçtiği bir dönemdir. Bu süreçte tahta çıkan hükümdarlar, yalnızca devletin geleneksel yapısını korumakla değil, aynı zamanda değişen dünya koşullarına uyum sağlamakla da karşı karşıya kalmıştır. V. Murad, bu çalkantılı dönemin en dikkat çekici isimlerinden biridir. Kısa süren hükümdarlığı, sanatla kurduğu yakın ilişki ve tahttan indirildikten sonra yıllarca sarayda yaşamak zorunda kalması, onu Osmanlı tarihinin farklı yönleriyle incelenmesi gereken şahsiyetlerinden biri haline getirmiştir.

21 Eylül 1840’ta İstanbul’da doğan V. Murad, Sultan Abdülmecid’in oğludur. Amcası Sultan Abdülaziz’in tahttan indirilmesinin ardından 30 Mayıs 1876’da Osmanlı tahtına çıkmıştır. Ancak hükümdarlığı yalnızca 93 gün sürmüş, 31 Ağustos 1876’da yerini kardeşi II. Abdülhamid’e bırakmıştır. Saltanatının kısa olması, onun adının tarih kitaplarında daha az yer almasına neden olsa da yaşadığı dönemin siyasi gelişmeleri bakımından V. Murad önemli bir yere sahiptir.

Bu makalede V. Murad’ın ailesi, çocukluk yılları, eğitimi, kültürel ilgileri, padişahlık dönemi, tahttan indirilmesi ve ölümüne kadar uzanan hayatı ele alınmaktadır.

V. Murad’ın Ailesi ve Çocukluk Yılları

V. Murad, 21 Eylül 1840 tarihinde İstanbul’daki Çırağan Sarayı’nda dünyaya geldi. Doğumunda Mehmed Murad adı verilen şehzadenin babası, Osmanlı Devleti’nin 31. padişahı Sultan Abdülmecid’di. Annesi ise Şevkefza Kadın Efendi olarak bilinmektedir.

Murad’ın çocukluk dönemi, Osmanlı İmparatorluğu’nun Tanzimat reformlarıyla yeni bir yönetim ve toplum düzeni oluşturmaya çalıştığı yıllara rastladı. Babası Abdülmecid’in hükümdarlığı sırasında devlet kurumlarının yenilenmesi, hukuk alanında düzenlemeler yapılması ve Avrupa devletleriyle ilişkilerin geliştirilmesi gibi konular gündemin önemli başlıkları arasındaydı.

Sarayda yetişen bir şehzade olarak Murad, geleneksel Osmanlı hanedan kültürünün içinde büyüdü. Bununla birlikte, yaşadığı dönemin Batı dünyasına açılan karakteri, eğitiminden kültürel ilgilerine kadar pek çok alanda etkisini gösterdi. Osmanlı yönetiminde görev alması beklenen hanedan üyeleri, devlet geleneklerini öğrenirken yabancı dil ve diplomasi gibi alanlarda da yetiştiriliyordu.

1840’lı ve 1850’li yıllarda Murad’ın gelecekte padişah olacağı kesin değildi. Ancak babasının erkek çocuklarından biri olması, onu hanedanın önemli üyeleri arasına yerleştiriyordu. Sultan Abdülmecid’in 1861’de hayatını kaybetmesiyle tahta amcası Abdülaziz geçti. Bu değişiklik, Murad’ın hayatında yeni bir dönemin başlangıcı oldu.

Abdülaziz’in hükümdarlığı sırasında Murad, veliahtlık konumuna doğru ilerledi. Artık yalnızca sarayda yetişen bir şehzade değil, devletin geleceğinde rol oynama ihtimali bulunan bir hanedan mensubuydu.

Eğitim Hayatı ve Batı Kültürüne Duyduğu İlgi

V. Murad’ın kişiliğini şekillendiren unsurların başında aldığı eğitim ve sanata duyduğu merak gelir. Sarayda özel hocalar eşliğinde yetiştirilen Murad, geleneksel derslerin yanı sıra yabancı dil öğrenimine ve Avrupa kültürünü tanımaya da önem verdi.

Arapça ve Fransızca öğrendiği bilinen Murad, özellikle Fransız kültürüne yakınlık duyuyordu. 19. yüzyılda Fransızca, Osmanlı bürokrasisinde ve uluslararası ilişkilerde önemli bir yere sahipti. Avrupa’daki siyasi gelişmeleri takip etmek isteyen devlet adamları ve aydınlar için de bu dil önemli bir araçtı.

Murad’ın Batı kültürüne ilgisi yalnızca kitaplarla ve siyasi düşüncelerle sınırlı değildi. Onun yaşamında müzik, resim ve mimari de önemli bir yer tutuyordu. Özellikle piyano çalması ve beste yapması, dönemin Osmanlı hanedanı içindeki kültürel dönüşümün dikkat çekici örnekleri arasında değerlendirilir.

Osmanlı sarayında müzik geleneği uzun bir geçmişe sahipti. Ancak 19. yüzyılda Avrupa müziğinin etkisi daha görünür hale gelmişti. V. Murad’ın Batı müziğiyle ilgilenmesi, bu değişimin kişisel yaşamına yansıyan yönlerinden biriydi.

Sanata duyduğu ilgi, onun hükümdarlık dönemindeki siyasi performansını tek başına açıklamaz. Bununla birlikte Murad, yalnızca devlet yönetimiyle ilgilenen bir şehzade değildi. Kültürel merakı ve Avrupa yaşamına duyduğu ilgi, kişiliğinin önemli özellikleri arasında yer alıyordu.

Avrupa Seyahatleri ve Veliahtlık Yılları

V. Murad’ın siyasi ve kültürel dünyasının gelişmesinde Avrupa ile kurulan ilişkilerin etkisi büyüktü. Amcası Sultan Abdülaziz’in 1863 yılında Mısır’a, 1867 yılında ise Avrupa’ya gerçekleştirdiği seyahatlere katıldı. Özellikle Avrupa gezisi, Osmanlı hanedanının Batılı devletlerle ilişkileri açısından dikkat çekici bir gelişmeydi.

Bu seyahatler sırasında Murad, Avrupa’nın şehirlerini, kültürel ortamını ve siyasi düzenini daha yakından tanıma fırsatı buldu. Avrupa’daki anayasal yönetim modelleri ve parlamenter sistemler, o dönemde Osmanlı aydınlarının da tartıştığı konular arasındaydı.

Murad’ın Avrupa kültürüne yakınlığı, onu anayasal yönetim düşüncesini savunan bazı devlet adamları ve aydınlarla ilişkilendirdi. Osmanlı Devleti’nin geleceği konusunda farklı görüşlerin öne çıktığı bu yıllarda, yönetimde reform yapılmasını isteyen çevreler giderek daha etkili hale geliyordu.

Veliahtlık dönemi boyunca Murad’ın adı, devletin yönetim biçiminin değişmesi gerektiğini savunan çevrelerle birlikte anılmaya başladı. Ancak onun siyasi düşüncelerini değerlendirirken, dönemin saray ilişkilerinin ve devlet içindeki güç mücadelelerinin de dikkate alınması gerekir.

1870’li yıllara gelindiğinde Osmanlı Devleti ekonomik sorunlarla, diplomatik baskılarla ve yönetim krizleriyle karşı karşıyaydı. Bu ortam, Murad’ın hayatını belirleyecek olan taht değişikliğinin zeminini hazırladı.

V. Murad’ın Tahta Çıkışı

Osmanlı Devleti, 1876 yılına ciddi siyasi sorunlarla girdi. Devletin mali yapısı zorlanıyor, yönetim anlayışına yönelik eleştiriler artıyor ve anayasal bir düzen kurulmasını isteyen çevreler değişim talep ediyordu. Sultan Abdülaziz’in yönetimine karşı oluşan muhalefet, sonunda bir darbeye dönüştü.

30 Mayıs 1876’da Sultan Abdülaziz tahttan indirildi. Bu gelişmenin ardından veliaht Murad Efendi, V. Murad unvanıyla Osmanlı padişahı ilan edildi.

Tahta çıkışı, anayasal yönetim isteyen çevrelerde yeni bir başlangıç umudu yarattı. Murad’ın Avrupa kültürünü tanıması ve reform düşüncelerine yakın olduğu yönündeki değerlendirmeler, onun döneminde yönetim anlayışının değişebileceği beklentisini güçlendirdi.

Ancak yeni padişahın önünde oldukça zor bir tablo bulunuyordu. Osmanlı Devleti’nin mali sorunları devam ediyor, siyasi gruplar arasında görüş ayrılıkları yaşanıyor ve hükümdarın tahta çıkmasına yol açan gelişmelerin etkileri sürüyordu.

Üstelik Murad’ın padişah olmasıyla birlikte bütün siyasi sorunların kendiliğinden çözüleceği düşüncesi gerçekçi değildi. Devlet yönetimi, farklı güç odaklarının mücadele ettiği karmaşık bir yapıya sahipti. Sadrazamlar, askerî yöneticiler, bürokratlar ve saray çevreleri arasındaki ilişkiler, yeni hükümdarın hareket alanını belirliyordu.

Bu nedenle V. Murad’ın saltanatı, daha başlangıcından itibaren büyük beklentilerle siyasi belirsizliklerin bir arada bulunduğu bir dönem oldu.

93 Günlük Saltanatın Ardındaki Gelişmeler

V. Murad’ın hükümdarlığı, 30 Mayıs 1876’dan 31 Ağustos 1876’ya kadar devam etti. Yaklaşık üç ay süren bu dönemde Osmanlı Devleti’nin karşı karşıya olduğu sorunlar çözülemedi. Bunun yanında padişahın sağlık durumu, devlet yönetiminin geleceği açısından önemli bir mesele haline geldi.

Saltanatın ilk günlerinde yaşanan en önemli olaylardan biri, tahttan indirilen Sultan Abdülaziz’in 4 Haziran 1876’da hayatını kaybetmesiydi. Abdülaziz’in ölümü, Osmanlı siyasetinde büyük yankı uyandırdı. Olayın intihar mı yoksa cinayet mi olduğu konusu sonraki yıllarda da tartışılmaya devam etti.

Eski padişahın ölümü, yeni yönetim üzerindeki baskıyı artıran gelişmelerden biri oldu. Murad’ın ruhsal durumunun bu olaydan etkilenmiş olabileceği ileri sürülse de sürecin bütün ayrıntılarını kesin biçimde ortaya koymak kolay değildir. Dönemin siyasi rekabetleri ve farklı kaynaklardaki anlatımlar, olayların değerlendirilmesini güçleştirir.

Murad’ın sağlık sorunları kısa süre içinde yönetimin temel gündem maddelerinden birine dönüştü. Hükümdarın görevlerini yerine getirebilecek durumda olup olmadığı sorgulanmaya başlandı. Bu durum, yalnızca kişisel bir sağlık meselesi olarak görülmedi; devletin geleceği ve siyasi istikrar açısından da değerlendirildi.

Kılıç kuşanma töreninin gerçekleştirilememesi de Murad’ın saltanatının olağan biçimde ilerlemediğini gösteren gelişmelerden biriydi. Geleneksel hükümdarlık töreninin yapılamaması, saraydaki belirsizliklerin ve padişahın sağlık durumuna ilişkin endişelerin görünür hale gelmesine neden oldu.

V. Murad Neden Tahttan İndirildi?

V. Murad’ın kısa saltanatının sona ermesindeki temel etken, hükümdarlık görevini sürdüremeyeceği yönündeki sağlık değerlendirmeleriydi. Tahta çıktıktan sonra ruhsal durumunda ciddi sorunlar yaşadığı bildirildi. Bu durumun günlük hayatını ve devlet işlerini yürütme kapasitesini etkilediği düşünüldü.

Padişahın sağlık durumunu değerlendirmek üzere doktorlara başvuruldu. Viyana’dan getirilen doktor Max Leidesdorf da Murad’ı inceleyen uzmanlar arasında yer aldı. Yapılan değerlendirmeler, onun hükümdarlık görevine devam edip edemeyeceği tartışmasında etkili oldu.

Bununla birlikte, tahttan indirme kararını yalnızca sağlık sorunlarıyla açıklamak dönemin siyasi şartlarını göz ardı etmek olur. Osmanlı Devleti, yönetim biçimi ve iktidarın geleceği konusunda önemli bir mücadele yaşıyordu. Murad’ın sağlık durumu, bu siyasi koşullarla birleşerek taht değişikliğinin gerekçelerinden biri haline geldi.

31 Ağustos 1876’da V. Murad tahttan indirildi. Yerine kardeşi II. Abdülhamid geçti. Böylece Osmanlı tarihinde yalnızca 93 gün süren bir saltanat sona erdi.

Bu gelişme, anayasal yönetim beklentilerinin yüksek olduğu bir dönemde gerçekleşti. Murad’ın tahttan indirilmesi, Osmanlı Devleti’nin siyasi dönüşüm sürecinde bireysel koşulların ve devlet içindeki güç dengelerinin ne kadar belirleyici olabildiğini gösterdi.

Çırağan Sarayı’nda Geçen Yıllar

V. Murad’ın tahttan indirilmesiyle hayatının en uzun ve en kapalı dönemi başladı. Eski padişah, ailesiyle birlikte Çırağan Sarayı’nda yaşamaya devam etti. Ancak saray, onun açısından artık yalnızca hanedan mensuplarının yaşadığı görkemli bir mekân değildi. Dış dünyayla ilişkilerinin sınırlandığı ve siyasi faaliyetlerden uzak tutulduğu bir ikametgâha dönüşmüştü.

Murad, 1876’dan 1904 yılına kadar yaklaşık 28 yılını burada geçirdi. Bu süre boyunca Osmanlı tahtına yeniden dönmesini isteyen bazı çevreler ortaya çıktı. Eski padişahın adı, özellikle II. Abdülhamid’in yönetimine karşı çıkan grupların siyasi hesaplarında yer buldu.

Murad’ın yeniden tahta çıkarılması düşüncesi, zaman zaman somut girişimlere dönüştü. Kasım 1876’da onu saraydan kaçırmaya yönelik bir plan ortaya çıkarıldı. Daha sonra yaşanan en önemli olay ise 20 Mayıs 1878 tarihindeki Çırağan Vakası oldu.

Ali Suâvi’nin öncülük ettiği baskın girişiminin amacı, V. Murad’ı saraydan çıkararak yeniden hükümdar olmasını sağlamaktı. Ancak girişim başarısızlıkla sonuçlandı ve Ali Suâvi olay sırasında öldürüldü. Bu gelişmenin ardından sarayın güvenlik önlemleri sıkılaştırıldı.

Çırağan Vakası, Murad’ın adının Osmanlı siyasetinde neden hâlâ önem taşıdığını gösteren olaylardan biridir. Kendisi fiilen yönetimden uzaklaştırılmış olsa da bazı muhalif çevreler açısından alternatif bir hükümdar olma özelliğini koruyordu.

Uzun yıllar süren bu yaşam, V. Murad’ın tarihsel kimliğini de şekillendirdi. Bir dönem Osmanlı tahtında bulunan hükümdar, hayatının geri kalan bölümünü siyasi gelişmeleri doğrudan etkileyemeden geçirdi.

V. Murad’ın Jön Türk Hareketi Açısından Önemi

II. Abdülhamid döneminde anayasal yönetimi savunan muhalif çevreler, V. Murad’ın tahttan indirilmesini zaman zaman tartışma konusu yaptı. Jön Türk hareketi içindeki bazı isimler, Murad’ı Osmanlı tahtı için alternatif bir figür olarak değerlendirdi.

Bu yaklaşımın temelinde, Murad’ın anayasal düşüncelere yakın olduğu yönündeki kanaatler ve II. Abdülhamid’in yönetim anlayışına yönelik eleştiriler bulunuyordu. Eski padişah, böylece siyasi gücü bulunmamasına rağmen muhalif çevreler için sembolik bir anlam kazandı.

Bununla birlikte, Jön Türk hareketinin bütün üyelerinin V. Murad’ı desteklediğini söylemek doğru değildir. Hareket içinde farklı siyasi görüşler, yönetim modelleri ve iktidar hedefleri bulunuyordu. Murad’ın adı, bu geniş hareketin yalnızca belirli kesimlerinin siyasi düşünceleri içinde öne çıktı.

V. Murad örneği, Osmanlı tarihinde meşruiyet kavramının değişen anlamını da ortaya koyar. Hükümdarlık hakkı, hanedan geleneği ve anayasal yönetim düşüncesi, 19. yüzyılın sonlarında giderek daha fazla tartışılmaya başlamıştı.

Murad’ın sarayda gözetim altında yaşamasına rağmen siyasi tartışmalarda anılması, eski hükümdarların yalnızca kişisel kimlikleriyle değil, temsil ettikleri siyasi ihtimallerle de değerlendirildiğini gösterir.

Sanatçı Kimliği ve Özel Hayatı

V. Murad’ın hayatını diğer bazı Osmanlı padişahlarından ayıran özelliklerden biri, sanatla kurduğu ilişkidir. Onun kişiliği, yalnızca taht mücadeleleri ve sağlık sorunları üzerinden değerlendirildiğinde eksik kalır. Müzik, özellikle de Batı müziği, hayatının önemli uğraşlarından biriydi.

Piyano çalan ve beste çalışmaları yapan Murad, dönemin saray kültüründe yaşanan değişimin bir temsilcisi olarak görülebilir. Avrupa müziğine duyduğu ilgi, Osmanlı hanedanının Batı dünyasıyla kurduğu kültürel ilişkinin bireysel bir örneğiydi.

Sanatla ilgilenmesi, Murad’ın siyasi yaşamındaki güçlükleri ortadan kaldırmadı. Ancak bu uğraşlar, onun saray hayatının farklı bir yönünü ortaya koyar. Tahttan indirildikten sonra da yaşamını Çırağan Sarayı’nda sürdürürken kültürel ilgilerinin önemini koruduğu aktarılır.

Özel yaşamının büyük bölümü saray sınırları içinde geçen Murad, dış dünyayla sınırlı ilişki kurabildi. Hükümdarlık makamını kaybetmesi, yalnızca siyasi yetkilerinin sona ermesi anlamına gelmiyordu. Günlük yaşamının koşulları da büyük ölçüde değişmişti.

Bu açıdan V. Murad’ın hayatı, Osmanlı hanedanının iktidar mücadelelerinden etkilenen üyelerinin yaşadığı zorlukları anlamak bakımından dikkat çekicidir.

V. Murad’ın Ölümü ve Defnedildiği Yer

V. Murad, 29 Ağustos 1904 tarihinde Çırağan Sarayı’nda hayatını kaybetti. Ölüm nedeni şeker hastalığı olarak kaydedildi. Böylece 21 Eylül 1840’ta başlayan yaşamı, yaklaşık 64 yaşındayken sona erdi.

Ömrünün yaklaşık 28 yılını tahttan uzak ve saray sınırları içinde geçiren Murad, Osmanlı tarihinin en sıra dışı hükümdarlık hikâyelerinden birine sahipti. Kısa saltanatı, uzun süren gözetim dönemi ve siyasi muhalefet içindeki sembolik konumu, onun tarihsel kimliğini belirleyen başlıca unsurlar oldu.

V. Murad’ın cenazesi İstanbul’daki Yeni Cami’de bulunan Cedîd Havâtîn Türbesi’ne defnedildi. Burada annesi Şevkefza Kadın Efendi’nin yanına gömüldü.

Murad’ın ölümü, Osmanlı Devleti’nin modernleşme ve yönetim tartışmalarının devam ettiği bir dönemde gerçekleşti. Hayatı boyunca devlet yönetiminin merkezinde bulunma ihtimali taşıyan eski padişah, yaşamının son yıllarında siyasi olayların dışında kaldı.

V. Murad’ın Osmanlı Tarihindeki Yeri

V. Murad’ın tarihsel önemini belirleyen ilk unsur, saltanatının yalnızca 93 gün sürmesidir. Bununla birlikte onun hayatını anlamlı kılan asıl nokta, bu kısa hükümdarlığın Osmanlı Devleti’nin büyük siyasi dönüşümler yaşadığı bir döneme rastlamasıdır.

Sultan Abdülaziz’in tahttan indirilmesiyle başlayan süreç, devletin yönetim biçimi üzerine yapılan tartışmaları derinleştirdi. Murad’ın tahta çıkışı, reform beklentileriyle ilişkilendirildi; ancak sağlık sorunları nedeniyle hükümdarlığı kısa sürede sona erdi.

İkinci önemli nokta, Murad’ın tahttan indirildikten sonra uzun yıllar Çırağan Sarayı’nda yaşamasıdır. Bu durum, Osmanlı hanedanı içindeki iktidar mücadelelerinin hükümdarların kişisel yaşamları üzerindeki etkisini ortaya koyar.

Üçüncü unsur, onun muhalif siyasi çevreler için taşıdığı sembolik anlamdır. V. Murad, fiilen yönetimden uzaklaştırılmasına rağmen bazı anayasal yönetim yanlıları tarafından alternatif bir hükümdar olarak görüldü. Böylece tarihsel rolü, kendi saltanat döneminin ötesine geçti.

Son olarak, sanata duyduğu ilgi ve Batı kültürüyle kurduğu ilişki de Murad’ın kişiliğinin önemli parçalarıdır. Bu özellikler, Osmanlı sarayının 19. yüzyıldaki kültürel dönüşümünü anlamaya yardımcı olur.

V. Murad’ın yaşamı, siyasi koşulların, sağlık sorunlarının ve hanedan içindeki güç mücadelelerinin bir hükümdarın kaderini nasıl değiştirebildiğini gösterir. Osmanlı tahtında kısa süre kalmasına rağmen adı, imparatorluğun son dönemindeki iktidar ve modernleşme tartışmalarında kalıcı bir yer edinmiştir.

V. Murad Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

V. Murad hangi tarihlerde yaşadı?

V. Murad, 21 Eylül 1840’ta İstanbul’da doğdu ve 29 Ağustos 1904’te Çırağan Sarayı’nda hayatını kaybetti.

V. Murad kaçıncı Osmanlı padişahıdır?

V. Murad, Osmanlı Devleti’nin 33. padişahıdır. 30 Mayıs 1876’da tahta çıkmış ve 31 Ağustos 1876’da görevinden alınmıştır.

V. Murad’ın saltanatı neden kısa sürdü?

V. Murad’ın hükümdarlığı, yaşadığı ciddi sağlık sorunları nedeniyle yalnızca 93 gün devam etti. Sağlık durumunun devlet işlerini yürütmesine engel olduğu değerlendirmesi, tahttan indirilmesinde belirleyici oldu.

V. Murad’ın yerine kim padişah oldu?

V. Murad’ın tahttan indirilmesinin ardından kardeşi II. Abdülhamid tahta çıktı. II. Abdülhamid, 1876-1909 yılları arasında hükümdarlık yaptı.

V. Murad nerede yaşadı?

Tahttan indirildikten sonra Çırağan Sarayı’nda yaşadı. Yaklaşık 28 yılını burada geçirdi ve 1904 yılında aynı sarayda hayatını kaybetti.

V. Murad’ın sanatla ilgisi var mıydı?

Evet. V. Murad piyano çalıyor, beste yapıyor ve Batı müziğiyle ilgileniyordu. Sanata duyduğu merak, onun kişiliğinin öne çıkan özelliklerinden biri olarak kabul edilir.

V. Murad’ın mezarı nerededir?

V. Murad, İstanbul’daki Yeni Cami bünyesinde bulunan Cedîd Havâtîn Türbesi’ne, annesi Şevkefza Kadın Efendi’nin yanına defnedilmiştir.Abdülmecid Efendi Kimdir?

Pop Haber

Osmanlı İmparatorluğu’nun son yılları, yalnızca taht değişiklikleri, savaşlar ve siyasi mücadelelerle değil, hanedan mensuplarının yaşamlarında meydana gelen köklü dönüşümlerle de hatırlanır. İmparatorluğun sona ermesiyle birlikte saray çevresinde yetişen pek çok kişi, alışık olduğu yaşam biçimini geride bırakmak zorunda kaldı. Bu tarihsel değişimi bizzat yaşayan isimlerden biri de Rukiye Sabiha Sultan oldu. Son Osmanlı padişahı Sultan Vahdettin’in kızı olan Sabiha Sultan, hayatının bir bölümünü İstanbul’da, diğer bölümünü ise Avrupa ve Mısır’da geçirdi.

Rukiye Sabiha Sultan Kimdir?

Osmanlı İmparatorluğu’nun son yılları, yalnızca taht değişiklikleri, savaşlar ve siyasi mücadelelerle değil, hanedan mensuplarının yaşamlarında meydana gelen köklü dönüşümlerle de hatırlanır. İmparatorluğun sona ermesiyle birlikte saray çevresinde yetişen pek çok kişi, alışık olduğu yaşam biçimini geride bırakmak zorunda kaldı. Bu tarihsel değişimi bizzat yaşayan isimlerden biri de Rukiye Sabiha Sultan oldu. Son Osmanlı padişahı Sultan Vahdettin’in kızı olan Sabiha Sultan, hayatının bir bölümünü İstanbul’da, diğer bölümünü ise Avrupa ve Mısır’da geçirdi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir