<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>That Obscure Object of Desire Filmi Üzerine İnceleme &#8211; POP HABER</title>
	<atom:link href="https://www.pophaber.com/tag/that-obscure-object-of-desire-filmi-uzerine-inceleme/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.pophaber.com</link>
	<description>Popüler Haber Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 24 Jun 2026 17:40:11 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://www.pophaber.com/wp-content/uploads/2020/09/cropped-sekme-cubugu-logosu-2-32x32.png</url>
	<title>That Obscure Object of Desire Filmi Üzerine İnceleme &#8211; POP HABER</title>
	<link>https://www.pophaber.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>That Obscure Object of Desire Filmi Üzerine İnceleme</title>
		<link>https://www.pophaber.com/that-obscure-object-of-desire-filmi-uzerine/</link>
					<comments>https://www.pophaber.com/that-obscure-object-of-desire-filmi-uzerine/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[pop]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Mar 2020 23:56:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sinema&Dizi]]></category>
		<category><![CDATA[That Obscure Object of Desire]]></category>
		<category><![CDATA[That Obscure Object of Desire Filmi Üzerine İnceleme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.pophaber.com/?p=2997</guid>

					<description><![CDATA[İnsanın kavrayamadığına, kuşatamadığına, bilinmez olarak kalana ilişkin bir yönelimi ve insanı, ona doğru ilerlemeye motive eden bir meyili vardır. Aristotales’in ünlü yapıtı Metafizik kitabı şu cümleyle başlar: ‘’İnsan, doğası gereği bilmek ister.’’ İnsan için bilinmezliğini koruyan bir sürü şey vardır. Bunlar; Tanrı, ruh, evren gibi kapsayıcı kavramlarla özetlenmeye çalışılabilir.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Bugün sizlere yaşamımızda, benliğimizin içinde bir kere olsun deneyimlemiş olabileceğimiz bir duygu durumundan, adını daha önce Luis Buñuel’ in son filmiyle duyduğumuz ‘’Arzunun O Karanlık Nesnesi’’nin doğasından bahsetmek istiyorum. Fransızca orjinal adı, ‘’<em>cet obscur objet du désir’’</em> olan ve &nbsp;Pierre Louÿs&#8217; un&nbsp;‘’<em>La Femme et Le Pantin’’</em>&nbsp;yani <em>‘’Kadın ve Kukla’’</em> adlı romanından Buñuel&#8217; in kendine özgü tarzıyla sinemaya uyarlanmış olan bu filmin içeriğinden çok, filme adını veren kavramın üzerimizdeki etkisi üzerinde duracağım. </p>



<p class="wp-block-paragraph">İnsanın kavrayamadığına, kuşatamadığına, bilinmez olarak kalana ilişkin
bir yönelimi ve insanı, ona doğru ilerlemeye motive eden bir meyili vardır.
Aristotales’in ünlü yapıtı Metafizik kitabı şu cümleyle başlar: ‘’İnsan, doğası
gereği bilmek ister.’’ İnsan için bilinmezliğini koruyan bir sürü şey vardır.
Bunlar; Tanrı, ruh, evren gibi kapsayıcı kavramlarla özetlenmeye çalışılabilir.
Ancak insanın gözü önünde olan bir şey daha vardır ki bize karşı kendisini
oldukça kapalı bir halde sergilemektedir. Bu da karşımızda duran, ben olmayan
insandır ve dahası, karşı cinsteki bir insan olarak kuşatılamaz karanlığını da arttırır.
Genel olarak karşımıza çıkan insanların; neler düşündüklerini, nelerden nefret
ettiklerini, hangi şeylerin onlara sevimli geldiğini, bizim hakkımızdaki
yargılarının neler olduğunu, onların en dipte kalan sırlarının neler
olabileceğini ve daha birçok şeyi bilemeyiz. Hatta karşımızdaki bu kimseler
bize kendileri hakkındaki bu ve benzeri sorulara cevap verseler dahi bizim için
hala şüpheli durumdalardır. Gelgelelim ki bu karşılaşmalar tamamiyle karanlıkta
kalmamaktadır. Bu karşılaşmalarda doğru ya da eğri, gerçek veya yalan bir sürü
veri bize doğru akmaktadır. Hiç olmazsa üzerlerine bir nebze olsun mumun titrek
alevinin ışığı yansımaktadır. Ve bu haliyle onlar, bizim için bilme isteğimizin
nesnesi halinden öteye geçemezler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tüm bu yukarıda anlattıklarımdan biraz farklı olmak üzere, tam olarak
karşımızda duran, merakımızı ve ilgimizi üzerine çeken, ancak neredeyse tüm
yönleriyle gizem içerisinde kalan kimselerin de hayatımızda yeri vardır. Türlü
yöntemlerle kendisine yöneldiğimiz fakat her ne koşulda olursa olsun kendini
saklamayı başaran kimselere dair bilme isteğimiz gitgide arzuya dönüşür; hele
ki bir de karşımızdakine yönelimimizin kaynaklarından biri hoşlanma, sevme,
cinsel istek gibi durumlar ise karşı koymakta oldukça güçlük çekeceğimiz bir
arzu, benliğimizi kısa zamanda saracaktır. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Sanıyorum ki bu açıklamaya çalıştığım duruma şovalyeler iyi bir örnek
olacaklardır. Ortaçağ’ın alt-soylu sınıfından olan bu paralı askerler, birçok
masala da baş kahraman olarak dahil olmaktadırlar <em>(Örn: Lancelot).</em> Nesiller boyunca çocuklarımızın düşlerini beyaz
atlı şovalyelerin hikayeleriyle doldurduk ve onların zihinlerine ister-istemez
beyaz atlı şovalyelerin beklentisini yerleştirdik. Ancak tarih sahnesinden
bildiğimiz üzere şovalyelik pekte kahramanvari bir meslek değil. Savaş
zamanları dışında parasız kalan bu kimseler, geçimleri adına bir sürü yağma,
talan hadisesine karışmış olup, tecavüzleriyle de ün salmışlardır. Hatta
Ortaçağ’da bir kilisenin rahibi, şovalyelerin tecavüz etmesini engellemek
adına, onlara tecavüz yasağı koyan resmi bir bildirge yayınlamak zorunda
kalmıştır. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Az bir eğitimi bulunan, at sürmeyi, mızrak ve kılıç kullanmayı bilen, onlarca kilo ağırlığında zırhlar giyen bu şovalyeleri cazip kılan şey nedir? Üstelik muhtemelen onlar giydikleri o zırhların içerisinde oldukça pis kokmaktadırlar. Bu durum üzerine hayal etmeyi sizlere bırakıyorum. Sorunun yanıtına gelecek olursak; yanıt oldukça basit! Asla göstermedikleri bedenleri, nadiren görülen yüzleri. Orada, karşımızda heybetiyle yürüyen biri vardır, bırakın ne düşündüğünü bilebilmeyi; yüzünü dahi görememekteyizdir. Miğferlerin altından güzel kadınların ya da çirkin yüzlerin çıkması meselesi edebiyatta ve sinemada da çokça işlenen bir konudur. Örneğin; Star Wars’un Darth Vader’ı, Game of Thrones’un Mount’u ve Yüzüklerin Efendisi’nin Eowyn’i kolaylıkla akla gelen karakterler olacaktır. Zırhın içindekine olan merak, onu, bizim için kolayca <em>Cet obscur objet du désir</em>’e yani <em>arzunun o karanlık nesnesine</em> çevirir. Miğferin arkasındaki kişiye duyulan arzu sebebiyle kuvvetli ve yüce anlamlar yüklenir. Bu hal, miğferin arkasındaki şey görülene kadar artarak devam eder. Ancak miğferin perdesinin ortadan kalkmasıyla ve gizemini koruyanın sırlarının açığa çıkmasıyla yani karanlık olan şeyin aydınlatılmasıyla; bilme isteğiyle yanıp tutuşan insan, karşısındaki bilinmezi kuşattığında arzu da hızlıca söner. Elde etmek için didinip durduğumuz, üzerine hülyara daldığımız şey bizim için değersiz bir hale gelir. </p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="https://www.pophaber.com/gunbatimi-siniri-film-incelemesi/">Günbatımı Sınırı Film İncelemesi</a></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.pophaber.com/that-obscure-object-of-desire-filmi-uzerine/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
